"Ey iman edenler! Hem kendinizi hem de ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan o müthiş cehennem ateşinden koruyun!" (Tahrim Sûresi, 6)
Bugün, sadece topraklarımız değil, zihinlerimiz ve nesillerimiz büyük bir işgal altındadır. Birçoğumuz "Müslüman ülke" veya "Müslüman devlet" kavramlarının arkasına sığınıp derin bir gaflet uykusuna dalmışız.
Oysa hakikat acı ve çıplaktır: Bugün coğrafyamızda İslâm’ın şekillendirdiği bağımsız bir ülke yoktur; Batılı emperyalistlerin yön verdiği, köleleştirilmiş zihinlerin yaşadığı topraklar vardır. Görmüyor musunuz? Müslüman ülkeler yok; Müslümanların yaşadığı, ancak kültürel olarak esir alınmış toplumlar var!
Kültürel Soykırım: Manifest ve BTS Örneği
Savaş artık meydanlarda değil, ekranlarda, algoritmalarda ve müzik listelerinde yürütülüyor. BTS ve onun yerli versiyonu olan "Manifest" gibi gruplar, sadece birer müzik grubu değildir. Bunlar; fuhşu meşrulaştıran, ahlaki değerleri yerle bir eden, aile yapısını atomlarına ayıran "kültürel sömürgecilik" araçlarıdır.
12 yaşındaki yavrularının bu ahlaksızlık gösterilerine gitmesi için çırpınan aileler, nasıl bir uçuruma sürüklendiklerinin farkında mı? Çocuklarını bu iğrençliklerin içine itenler, sadece bir konsere değil, nesillerinin helakına imza atıyorlar. Devlet, bu kültürel yıkıma karşı neden sessiz? Neden bu çürümeye "dur" denmiyor? Bilinmelidir ki; savaş düşmana benzeyerek kazanılmaz, ancak ona benzeyerek kaybedilir.
"İslamsız Türklük" Kapanı: İçimizdeki Truva Atları
Bugün, sosyal medya mecralarında sinsi bir operasyon yürütülüyor: "İslamsız Türklük." Bir yandan "Tengriciyim, Turancıyım" maskesi takıp diğer yandan "Türk'üm, Müslüman değilim" safsatasını yayanlar, Türk milletinin genetik ve inanç kodlarıyla oynamaktadır.
Dikkat edin! Bu operasyonun arkasındaki hesapların ortak noktası, İsrail’in katliamcı liderlerini takip etmeleri ve Yahudi aile modelini parlatıp Müslüman aile yapısını kötülemeleridir. Bu, basit bir fikir ayrılığı değil, siber bir harp taktiğidir. Türk milletinin İslam'dan koparılması, bu milletin bağımsızlık ateşinin söndürülmesidir.
İspanya Kadar Olamadık mı?
İspanya gibi seküler bir devlet bile Peygamberimize (s.a.v) ve Kur'an-ı Kerim'e hakareti suç saydığını ilan ederken; bin yıldır İslam’ın sancaktarlığını yapmış olan bu topraklarda, kutsallarımıza saldırı üstüne saldırı yapılması karşısında suskun kalmak, izzetimizi kaybetmektir. İslam'a sövmekten başka fikri olmayanların "fikir hürriyeti" naraları attığı bir ortamda, sessizliğimiz sadece düşmanı cesaretlendirir.
Bir Uyanışa İhtiyaç Var!
İstanbul’un camilerini şenlendiren motorcu kardeşlerimizin çabası, kaybettiğimiz ruhun yeniden filizlenmesi için bir umuttur. Ancak bu yetmez! Erdem Bayazıt'ın dediği gibi: "Her kırışığı sorulacak bir hesap" bırakıyor bu vatanın coğrafyası.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "Kavga bizim işimiz, hiç problem değil" sözü, sadece siyasî bir duruş değil, bu milletin iradesinin bir yansıması olmalıdır. Ancak bu mücadele sadece devletin değil, önce "imanı korumak"la emrolunan ailelerin mücadelesidir.
Ey Müslüman! Çürüyoruz, yok oluyoruz. Evlatlarımız, ellerimizden kayıp gidiyor. Kültürel sömürgeciliğe karşı uyanık olun! Algoritmaların, popüler kültürün ve sinsi operasyonların peşinde değil, kitabımızın ve değerlerimizin peşinde olun. Devletten adım beklerken, kendi evimizden, kendi soframızdan, kendi zihnimizden başlamalıyız.
Unutmayın; soykırımlar önce zihinlerde başlar, sonra kurşunlarla tamamlanır. Zihinsel işgalden kurtulmayan hiçbir millet, bağımsızlığını koruyamaz!
Uyanın! Zira yarın çok geç olabilir.














