ABD’nin İran ile İsviçre’de masaya oturması, küresel sistemde bir devrin kapandığının en somut ilanıdır. On yıllardır ABD’yi kendi tetikçisi olarak kullanan İsrail, artık yolun sonuna geldi. Washington’da İsrail’in casusluk yazılımları Pentagon koridorlarını sarsarken, bölgedeki "coğrafyanın sahipleri" ayağa kalkıyor. İsrail artık korunması gereken bir stratejik ortak değil; Amerikan halkının geleceğini zehirleyen, Washington’ı rehin alan bir Garnizon’dur.
Bir İmparatorluğu Rehin Alan "Zehirli Sarmaşık"
ABD ve Avrupa, son otuz yılını İsrail’i yaşatmak uğruna kendi çıkarlarını feda ederek geçirdi. Irak’tan Libya’ya, Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar dökülen her damla kan, yakılan her şehir, sadece bir avuç ırkçının güvenliğini sağlamak içindi. ABD, bu uğurda küresel kredisini tüketti, kendi halkını sefalete mahkûm etti ve dünyada "nefret edilen bir imparatorluk" konumuna düştü.
Ancak oyunun kuralları değişti. Trump yönetiminin İran ile attığı kırılgan ama kararlı adımlar, ABD’nin artık İsrail’in bitmek bilmeyen savaş iştahına "dur" demeye başladığının işaretidir. İsrail’in, kendi müttefiki olan ABD’nin üst düzey yetkililerini —Steve Witkoff ve Elbridge Colby gibi stratejistleri— hedef alan casusluk operasyonları, bir "dost" değil, bir "iç tehdit" ile karşı karşıya olduğumuzun kanıtıdır.
İsrail Bir "Teferruat", Ezilip Geçilecek Bir Detaydır!
İsrail, kendisine güvenli bir alan yaratmak için BAE, Yunanistan, Rum Kesimi ve Somaliland gibi "zayıf ülkeler ittifakı" kurarak bir coğrafya tasarımı yapmaya çalışıyor. Ancak bu, kum üzerine kurulu bir binadır. ABD silahı eksildiği an, İsrail’in bu "garnizon" varlığı tarihin tozlu sayfalarında kaybolmaya mahkûmdur.
Bizim hesabımız ise çok daha büyük. Biz bu coğrafyanın sahipleriyiz; tarihin akışını arkasına almış, 21. yüzyıl güç matematiğini yeniden yazan büyük bir uyanışın mimarlarıyız. Türkiye’nin başını çektiği bu yükseliş, artık hiçbir vesayet odağının durduramayacağı bir "eksen değişimidir."
1984’ün "Fakir ve Yardıma Muhtaç" Türkiye’sinden, Bölgeyi İnşa Eden Güce
1984 CIA raporlarında "NATO’nun en fakir, en zayıf, yardıma muhtaç ülkesi" olarak yaftalanan Türkiye, bugün Avrupa’nın savunma sığınağı ve coğrafyanın tek gerçek mimarıdır. On yıllarca bizi bu çaresizliğe mahkûm eden o "baasçı", vesayetçi zihniyetin kalıntıları hala içimizde nefes alıyor.
O eski Türkiye’nin "kendi kendine yetemeyen" ruhunu bugüne taşımaya çalışan, dış odakların dümen suyunda giden kadrolar artık yok olmalıdır! Türkiye; dâhili vesayetinden, zihinsel sömürgelerinden ve İsrail’in içimizdeki "Truva atları"ndan tamamen arındırılmalıdır.
Batı’nın "Garnizonu"na Artık İhtiyaç Yok
İsrail, 20. yüzyılın şartlarına göre kurulmuş bir Batı cephesidir. Ancak 21. yüzyılın dünyasında Batı’nın böyle bir garnizona ihtiyacı kalmamıştır. Aksine, İsrail artık Batı’nın ayağına dolanan bir prangadır.
Eğer ABD, "İsrail dışında bir aklı" olduğunu kanıtlamak istiyorsa; İsrail lobisinin, Pentagon’a sızan casuslarının ve Washington’ı bir cadı avına sürükleyen o zehirli zihniyetin kökünü kazımalıdır. Aksi takdirde, İsrail’in peşinden giden her devlet gibi, ABD de kendi çöküşünü hazırlayacaktır.
Coğrafyamızın hafızası diridir, öfkesi ise şiddetlidir. Hiçbir cinayet karşılıksız kalmayacak, hiçbir yıkım cezasız bırakılmayacaktır. "Coğrafya silahtır" ve o silah artık zalimlerin değil, bu toprakların gerçek sahiplerinin elindedir!













