Güney Afrika Anayasa Mahkemesi, İngiliz enerji devi Shell ve Impact Africa'nın ülkenin "Vahşi Sahil" (Wild Coast) açıklarında yürüttüğü petrol ve doğalgaz arama planına son noktayı koydu. Yüksek Mahkeme, şirketlerin arama haklarını tamamen iptal ederek projenin önünü hukuken kapattı.
2014 yılında Impact Africa'ya verilen ve 2021'de Shell'in %50 ortaklığıyla genişletilen proje, yerel toplulukların haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle uzun süredir yargı sürecindeydi.
"Geç Gelen İstişare Hak İhlalini Gidermez"
Dokuz yargıçtan oluşan heyetin çoğunluk kararını kaleme alan Yargıç Jody Kollapen, aradan on yıldan fazla süre geçtikten sonra topluluklarla istişare yapılmasının geçmişteki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağını vurguladı. Mahkeme kararında, ticari yatırımların anayasal hakların önüne geçmesine izin verilemeyeceği net bir şekilde ifade edildi:
"Topluluklara, olaydan on yıldan fazla bir süre sonra artık kendilerine danışılabileceğini söylemek, onların onurlarına saygı hakkını iyileştirici bir etki yaratmaz. Bunun yerine, onlara haklarının ihlalinin özle ilgili bir mesele değil, süreçle ilgili bir mesele olduğunu söyleyecektir."
Projenin Geçmişi ve Yasal Mücadele
Doğu Cape kıyı şeridindeki 250 kilometrelik Wild Coast bölgesi; geleneksel balıkçılık faaliyetleri, manevi uygulamalar ve zengin deniz ekosistemi ile biliniyor. Shell'in 2021 yılında bölgede 3 boyutlu sismik araştırma başlatacağını duyurması üzerine yerel topluluklar, çevre örgütleri (Greenpeace ve Natural Justice) ile birlikte hukuki mücadele başlatmış ve proje 2022'de Makhanda Yüksek Mahkemesi tarafından ilk kez durdurulmuştu.
Süreç boyunca bakanlığın eksiklikleri gidermek adına kamuoyu katılımıyla yeni bir istişare süreci yürütmesi önerilmiş olsa da, Anayasa Mahkemenin çoğunluğu bu hamlenin hukuki ihlalleri telafi etmeyeceğine hükmetti. Karara muhalefet şerhi koyan iki yargıç ise adil bir çözümün tüm tarafları dengelemesi gerektiğini savunarak karara mesafeli yaklaştı.
Alınan bu nihai karar, şirketlerin Güney Afrika kıyı şeridindeki yeni arama hamlelerinin önünü keserken, bölgedeki yerel halkın ve çevre aktivistlerinin hukuki zaferi olarak kayda geçti.















