Tarih, emperyalist akılların kendi elleriyle kazdığı kuyulara düştükleri ibretlik sahnelerle doludur. Bugün Orta Doğu’da yaşananlar, sadece bir coğrafyanın değil, yarım asırdır insanlığın sırtına saplanmış bir hançerin, yani İsrail’in kendi kibrinde boğuluşunun resmidir.
ABD ve Batı ekseninin Orta Doğu’daki en büyük garnizonu, Müslüman soykırımının baş mimarı ve küresel istikrarsızlığın merkezi olan bu yapının miadı dolmuştur. Artık hesap verme, nihai bedeli ödeme vaktidir.
ABD ve İsrail Eksenindeki Çatlak: "Cehenneme Kadar Yolunuz Var!"
Yıllardır arkasına aldığı sınırsız Washington desteğiyle masum coğrafyaları kana bulayan, ABD iç siyasetini, medyasını ve finans ağlarını esir alan bu terör rejimi, bugün en büyük müttefiki tarafından bile sorgulanır hâle gelmiştir.
Ankara’daki NATO zirvesinin ardından ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İsrail'i topa tutması, Trump yönetiminin "İsrail’i ömür boyu koruyamayız" gerçeğini kabullenişinin ilanıdır.
Vance’in, İsrail lobisinin manipülasyonlarına ve Epstein üzerinden yürütülen derin istihbarat ağlarına karşı gösterdiği tepki, bardağın taştığının en net göstergesidir.
Gerçek ortadadır: ABD desteğini çektiği an bir haftalık ömrü kalmayan bu garnizon devlet, taşıyamayacağı bir yüke dönüşmüştür. Washington, İsrail’in bitmek bilmeyen savaş hırsları uğruna kendi küresel liderliğini ve dokunulmazlığını feda etme noktasına gelmiştir. Ya İsrail tasfiye edilecek ya da ABD bu intihar sarmalında küresel gücünü ebediyen kaybedecektir.
Türkiye Gerçeği ve İsrail’in Korkusu
İsrail’in son bir yıldır yaşadığı derin panik ve Türkiye’yi hedef alan mesnetsiz tehditler, yenilgi psikolojisinin dışavurumudur.
Kendi başına tek bir orduyla dahi savaşamamış, tarihi sadece silahsız insanları katletmekten ibaret olan bu yapı, Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç haline gelmesini engellemeye muktedir değildir.
Yeni coğrafya planında ve bölgesel entegrasyon vizyonunda İsrail’e yer olmayacaktır. Suriye’den Golan’a kadar sıkışan, Mısır ve Suudi Arabistan’ı çevreleme oyunları elinde patlayan bu rejim, Türkiye’nin sarsılmaz iradesi karşısında çaresizdir.
İsrail ile yatan, bu coğrafyanın gerçeği karşısında cehenneme uyanacaktır.
Emperyalizmin Truva Atı Çöküyor: İsrâil, ABD'yi İntihara Sürükleyen "Birinci Tehdit" tir.
Tarih, milletleri sırtından hançerleyen parazit yapıların bir gün kendi yarattıkları kaosta boğulduğu gerçeğiyle doludur. Yüzyıllardır insanlığın huzurunu çalan, coğrafyaları kana bulayan ve arkasına aldığı emperyalist güçle dünyayı bir cehenneme çeviren Siyonist rejim, artık yolun sonundadır.
Türkiye’nin on yıllardır verdiği millî mücadelenin haklılığı bugün küresel bir gerçek olarak tescillenirken;
İsrail yalnızca Orta Doğu’nun değil, koruyuculuğunu yaptığı ABD’nin de en büyük iç tehdidi haline gelmiştir.
Küresel Düzenin Çöküşü ve Maskelerin Düşüşü
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve tamamıyla bu şebekenin çıkarlarına hizmet eden küresel sistem artık paramparçadır.
Türkiye ve Rusya başta olmak üzere ulusların kendi öz kimliklerine dönmesiyle birlikte, bu yapının sömürü düzeni de yıkılmaktadır. Yıllarca “Yeni Amerikan Yüzyılı” hayali kurarak Washington’ı dünyanın dört bir yanında sonsuz savaşlara ve işgallere sürükleyenler, Amerika’ya küresel liderlik tahtını değil, derin bir yalnızlık ve tükenmişlik bırakmıştır.
Bugün ABD içinde yükselen itirazlar, Başkan Yardımcısı JD Vance’in çıkışları ve “İsrail için niye savaşıyoruz?” sorusu, bardağın taştığının en net kanıtıdır.
Washington, İsrail’in bitmek bilmeyen saldırganlığı yüzünden dünyadaki dostlarını, müttefiklerini ve nihayetinde ahlaki meşruiyetini kaybetmiştir.
PKK ve FETÖ Üzerinden Kurulan "İç Tehdit" Tezgahı
Türkiye’nin onlarca yıldır sinir sistemlerine sızmaya çalışan FETÖ ve kırk yıldır sınırlarını kanatan PKK gibi ölümcül iç tehditlerin arkasında kimin olduğunu artık bilmeyen kalmamıştır.
Bu projeleri üreten, planlayan ve ABD gücünü bu kirli emeller için kullandıran odak doğrudan İsrail’in kendisidir.
Ancak Türkiye, milli iradesiyle bu sinsi iç tehditleri ve terör aparatlarını birer birer bertaraf etmiştir. Ankara’nın bu tuzakları bozması, İsrail’i doğrudan hedef alan bir çaresizlik ve panik dalgası yaratmıştır.
Şimdi aynı akıl, ABD’yi de içeriden kemirmekte; Amerikan sistemi içindeki lobiler aracılığıyla devleti kendi çıkarları için rehin almaktadır. Samuel P. Huntington’ın dahi göremediği bu yeni ve en tehlikeli tür iç tehdit, ABD’yi iki paralık bir devlete dönüştüren Siyonist lobinin ta kendisidir.
ABD’nin Ölümü İsrail’in Elinden mi Olacak?
İsrail, 11 Eylül’de olduğu gibi dünyayı yeniden büyük bir felakete ve Batı-İslam çatışmasına sürüklemek için her türlü provokasyonu denemekten çekinmeyecektir. Suikastlar, büyük sahte bayrak operasyonları ve ABD’yi iç bölünmeye götürecek planlar bu yapının sefil refleksleridir.
Ancak Amerika’nın artık kendine sorması gereken hayati sorular vardır:
- İsrail için intihar edelim mi?
- İsrail’i koruyup tüm dünyayı ve küresel liderliği kaybedelim mi?
- İsrail yüzünden bütün milletlerle kavga edip kendi devletimizi feda edelim mi?
Eğer ABD bu sorulara ses çıkartmazsa, dünyanın yeni güç matematiği ve büyük fırtına bu emperyalist karakolu tasfiye etmeye mecbur bırakacaktır. Çünkü İsrail ayakta kalmak için ABD’yi bitirmeyi göze almıştır.
"Birinci Tehdit" Engellenmelidir!
Olağanüstülükler çağında geride saklanacak hiçbir gerçek kalmamıştır. Eğer insanlık ailesi huzura erecekse, küresel barışın önündeki "Birinci Tehdit" derhâl etkisiz hale getirilmelidir.
İsrail’in harita hakkı, devlet olma kisvesi ve masum insanları katletme dokunulmazlığı elinden alınmalıdır.
Hiçbir ulusun uğruna kan dökmeyeceği, kendi çıkarları için koruyucusunu bile sırtından bıçaklamaya hazır olan bu yapının insanlığa daha fazla zarar vermesine asla izin verilmeyecektir.
Zulmün kalesi yıkılacak, mazlum coğrafyalar hak ettiği adalete ve barışa mutlaka kavuşacaktır!
Sonun Başlangıcı
İsrail devleti, işlediği savaş suçlarının, soykırımların ve insanlık dışı katliamların bedelini yalnızlaşarak ve tarihin çöplüğüne gömülerek ödeyecektir. Ne ABD'nin desteği ne de arkasına sığındığı emperyalist projeler bu çöküşü durdurmaya yetecektir.
Dünya yeni bir dengeye evrilirken, zulmün ve barbarlığın kalesi olan bu yapı mutlak bir tecritle yüzleşecektir. Gazze kazanacak, insanlık kazanacak; mazlumların ahı üzerinde kurulan bu garnizon haritadan silinecektir.













