ABD’nin gemileri denetleme ve körfezleri kapatma girişimi, sadece askeri bir işgal değil, dünya ekonomisini İsrail-ABD eksenine köle etme kurgusudur. Eğer dünya bu gün bu korsanlığa boyun eğerse, yarın Bab-ül Mendeb ve Süveyş Kanalı da aynı zorbaların denetimine girecektir. Çin ve Rusya’nın bu süreçteki tavrı kritiktir; zira savaşsız açık olan boğazları kapatan bizzat Batı’nın kışkırtıcı politikalarıdır.
Hakan Fidan’ın Uyarısı: "Siyasi Sistem Hacklenmiştir"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da vurguladığı üzere, karşımızda kendi başına güç üreten bir yapı değil, Siyonizm aracılığıyla Amerikan siyasi sistemini "hacklemiş" bir zihniyet vardır. İsrail, "güvenlik" maskesi takarak topraklarını genişletme peşindedir ve İran’dan sonraki hedefinin Türkiye olduğunu saklama gereği bile duymamaktadır. Netanyahu ve muhalefeti fark etmeksizin, İsrail siyaseti Türkiye’yi "yeni düşman" ilan etme retoriği üzerinde birleşmiştir.
Fransa’nın "Dijital Bağımsızlık" Hamlesi: Kölelikten Kaçış
Bu küresel kuşatmanın sadece topla tüfekle değil, dijital dünyayla da yapıldığını en net görenlerden biri Fransa oldu. Fransız hükümeti, WhatsApp, Telegram, Microsoft Teams ve Windows gibi doğrudan CIA ve Mossad’ın izleme ağına takılan araçları terk etme kararı almıştır. Fransa'nın yerli yazılım Tchap ve açık kaynak Linux’a geçişi, "Yahudi dijital imparatorluğuna" karşı bir başkaldırıdır. Devletlerin artık yabancı yazılımların bağımlısı olmayı kabul etmemesi, milli güvenlikleri için bir seçenek değil, mutlak bir zorunluluktur.
Türkiye’nin Cevabı: "Savunma" Değil "Saldırı" Konsepti
İsrail’in Suriye ve Lübnan üzerinden Türkiye’yi hedef alan yayılmacı planlarına karşı Ankara, tarihinin en kritik stratejik dönüşümünü gerçekleştirmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurulacak 15 yeni komando tugayı, Türkiye’nin artık "bekle-gör" politikasını terk ederek "saldırı" konseptine geçtiğinin en net göstergesidir.
Adalar Denizi’nden Doğu Akdeniz’e kadar her alanda varlığımızı tahkim etmek zorundayız. İsrail’in İran sonrası tehdit olarak Türkiye’yi işaretlemesi, bizim için bir sürpriz değildir; aksine hazırlıklarımızı hızlandıran bir etkendir.
Dünya, emperyalizmin ve Siyonizm’in yeni bir karanlık çağına sürüklenmek istenmektedir. Ancak bu "kurgu"yu bozacak irade mevcuttur. "İlk yumruğu atan kazanır" kuralının işlediği bu yeni dönemde Türkiye; iradesiyle, yerli teknolojisiyle ve 15 yeni komando tugayıyla her türlü senaryoya hazırdır.
Siyonist lobilerin Amerikan sistemini hacklemiş olması, Türk milletinin azmini ve savunma yeteneğini kıramayacaktır. Tarih bir kez daha kanıtlayacaktır ki: Son sözü Türkiye söyler, son vuruşu Türkiye yapar. İsrail de bu gerçeği en ağır şekilde öğrenecektir.













