İşgal rejimi, 1967’den bu yana bir ilke imza atarak mübarek Mescid-i Aksa’yı Ramazan’ın en mukaddes diliminde, son on günde Müslümanlara kapatma cüretini gösterdi. Bu karar, yalnızca bir ibadet kısıtlaması değil; Aksa’nın İslami kimliğini haritadan silmeye yönelik sinsi bir "saha testi" ve nihai bir tasfiye operasyonudur. İslam dünyası, 300 bin kişinin omuz omuza saf tuttuğu o görkemli Cuma namazları yerine, Mescid’in ıssızlığa ve mahkûmiyete terk edildiği o dehşet verici manzarayı izlemekle yetindi.
Sistematik Felç Operasyonu: Vakıf Devre Dışı!
İşgal güçleri, Aksa’nın yegâne muhafızı olan İslami Vakıflar Dairesini adeta felç etmiş durumda. Kurumun yetkileri gasp edilmiş, personeli dışarıda bırakılmış ve Mescid’in koca avlusuna giriş izni trajikomik bir rakamla, sadece 25 kişiyle sınırlandırılmıştır.
Eski Şehir surları önünde secdeden başka silahı olmayan müminlere ses bombalarıyla saldıran, iftar sofralarını dağıtan ve sağlık birimlerini engelleyen bu barbarlık, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir din savaşı provokasyonudur. İşgalci, "savaş" bahanesinin arkasına saklanarak Aksa’nın ruhunu hapsetmeye çalışmaktadır.
Ramazan Bir "Nabız Ölçme" Deneyiydi: Sırada "Kurban" Vahşeti Var!
Ramazan’da, Müslüman yoğunluğunun zirve yaptığı bir dönemde bu denli pervasız kısıtlamaların uygulanabilmiş olması, işgal rejimi için bir "özgüven" tazelemesi olmuştur. Eğer Ümmet, Ramazan’da bu zorbalığa engel olamadıysa, Aksa’nın daha savunmasız olduğu dönemlerde her türlü tecavüzün kapısı aralanmış demektir.
Şimdi asıl büyük tehdit kapıdadır: Yahudi Pesah (Hamursuz) Bayramı. Nisan ayındaki bu bayram, gözü dönmüş "Tapınak Grupları" için stratejik bir hedeftir. On yılı aşkın süredir Mescid-i Aksa’nın içinde "hayvan kurban etme" ayiniyle İslam’ın kutsalına hançer saplamak isteyen bu fanatikler, bu yıl her zamankinden daha tehlikelidir. Kudüs Polisi’nin başında Afşalom Peled gibi bir ismin bulunması, bu kurban ayinlerinin bizzat devlet desteğiyle, kanlı bir provokasyona dönüşme ihtimalini kaçınılmaz kılmaktadır.
"Yeniden Açılma" İllüzyonu: Bölünmenin İlanı!
Yakın zamanda işgal yönetiminin Mescid-i Aksa’yı "yeniden açtığını" ilan etmesi beklenmektedir. Sakın aldanmayın! Bu bir müjde değil, zehirli bir tuzaktır. Bu açılışın gayesi, Aksa’yı Müslümanlar ve Yahudi yerleşimciler arasında "eşit" bir alan olarak tanımlamak; yani Mescid’i zamansal ve mekânsal olarak resmen bölmektir. İşgalci, kendi kapattığı kapıyı kendi açarken; aslında yerleşimcilerin "kurban" vahşeti için yasal ve askeri bir koridor oluşturmaktadır.
Son Uyarı: Halk Caydırıcılığı Olmadan Aksa Özgürleşemez!
Bu sinsi işgal planını durdurabilecek yegâne güç, işgalin kırılgan iç cephesini sarsacak olan kitlesel halk iradesidir. Kudüs ve çevresinde yükselecek topyekûn bir direniş dalgası, işgalciye bu cinnet halinin bedelini ödetebilecek tek dildir. İşgal rejimi anlamalıdır ki; Aksa’nın mahremiyetine uzanan her el, kendi varlıklarını da ateşe verecek bir patlamayı tetikleyecektir.
Mescid-i Aksa, tarihinin en karanlık eşiğindedir. Eğer bu ümmet, teorik kınamaları bırakıp pratik bir caydırıcılık inşa edemezse, Aksa’nın tamamen kaybedilmesi sadece bir zaman meselesidir.
Şimdi kendimize sormalıyız: İlk kıblemizin bir Yahudi tapınağına dönüştürüldüğü o meşum günü görmeye hazır mıyız? Değilsek, bugün susmak, Aksa’nın yıkılışına ortak olmaktır!













