Daha önceki yazılarımızda Mısır’ın ekonomik dönüşümünü, yatırım ortamını, Körfez sermayesini ve Türk yatırımcıların Mısır’daki rolünü ele aldık.
Bugün ise Mısır’da yaşanan değişimin daha somut bir tarafına bakmak gerekiyor.
Çünkü son dönemde Sanayi Bakanlığı tarafından ortaya konulan yeni yaklaşım, Mısır’ın önümüzdeki yıllarda nasıl bir sanayi ülkesi olmak istediğine dair önemli ipuçları veriyor.
Bakanlığın gündeminde; üretimde zorlanan fabrikaların yeniden ekonomiye kazandırılması, ülkede bulunan hammaddelerin işlenerek sanayiye kazandırılması, ithalata bağımlılığın azaltılması ve yeni üretim yatırımlarının önünün açılması var.
Bu yaklaşımın temelinde ise çok net bir düşünce bulunuyor:
Mısır yalnızca sahip olduğu kaynakları kullanmak değil, bu kaynaklara değer katmak istiyor.
Hammaddeyi üretime dönüştürmek
Bunun en somut örneklerinden biri manganez.
Mısır, ülkede manganez bulunmasına rağmen yılda yaklaşık 170–180 milyon dolar değerinde manganez ürünü ithal ediyor. Bakanlık, bu hammaddenin Mısır’da işlenmesi ve ithalatın azaltılması amacıyla şirketlerle çalışmalar yürütüyor.
Benzer bir durum çimento fırınlarında kullanılan refrakter hammaddelerde de görülüyor. Bu alanda da yaklaşık 170 milyon dolarlık yıllık ithalatın bulunduğu belirtiliyor. Bakanlığın hedefi, bu hammaddelerin mümkün olduğunca Mısır’da üretilmesi.
Burada yeni sanayi politikasının temel mantığı ortaya çıkıyor:
Hammaddeyi çıkarmakla yetinmemek, onu Mısır’da işlemek ve daha yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürmek.
Üretim zincirini Mısır’da oluşturmak
Bu anlayış yalnızca madencilik için geçerli değil.
Çelik kapı sektörü de bunun somut örneklerinden biri olabilir.
Mısır’ın demir ve çelikten kapı, pencere ve ilgili ürünlerde ithalatı 2025 yılında 35 milyon dolara yaklaşan bir seviyeye ulaştı. Bu ithalatın önemli bir bölümü Türkiye’den geliyor ve Türkiye’nin payı yaklaşık 27 milyon dolar seviyesinde.
Bu rakamlar, pazarın büyüklüğünün yanı sıra Türkiye ile Mısır arasındaki ticari ilişkinin bu sektördeki önemini de ortaya koyuyor.
Mısır’da çelik kapı üretimi yapılırken, ithal ürünlerin gümrük kıymeti ile yerli üretim maliyetleri arasındaki farkın üreticiler açısından rekabet sorunu oluşturabildiği durumlar da bulunuyor.
Burada amaç ithalatı engellemek değil; Mısır’da üretim yapan firmalar ile ithal ürünler arasında adil ve şeffaf rekabet koşulları oluşturmak olmalı.
Çelik sac ve profilden MDF’ye, kilit ve menteşeden izolasyon ve boyaya kadar birçok girdinin Mısır’da bir araya getirilerek nihai ürüne dönüştürülmesi, yalnızca bir kapı üretmek değil; istihdam, yerli tedarik ve katma değer oluşturan bir üretim zinciri kurmak anlamına geliyor.
Bu nedenle çelik kapı sektörü, Mısır’ın ithalatı azaltırken aynı zamanda yerli üretimi ve ihracat kapasitesini artırabileceği alanlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Çelikte de yeni adımlar
Aynı yaklaşım demir-çelik sektöründe de görülüyor.
Mısır, billet üretim kapasitesini artırmaya yönelik lisans başvurularını değerlendiriyor. Amaç, yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu girdilerin daha büyük bölümünü ülke içinde üretmek ve üretim zincirini güçlendirmek.
Böylece yalnızca nihai ürünü değil, o ürünü meydana getiren sanayi girdilerini de ülke içinde üretme hedefi ortaya çıkıyor.
Sıkıntılı fabrikalar yeniden gündemde
Bakanlığın yeni yaklaşımındaki bir başka önemli başlık ise üretimde zorlanan veya faaliyetleri durmuş fabrikalar.
Mısır bu fabrikaları yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, yeniden üretime kazandırılabilecek mevcut sanayi varlıkları olarak değerlendiriyor.
Yeni destek girişimleriyle bu fabrikaların yeniden üretime döndürülmesi, istihdam yaratılması ve mevcut üretim kapasitesinin yeniden kullanılması hedefleniyor.
Bazen yeni bir fabrika kurmaktan daha hızlı ve daha ekonomik olan yol, mevcut bir üretim tesisini yeniden ayağa kaldırmak olabilir.
Yeni sanayi politikasının asıl hedefi
Bütün bu gelişmelere birlikte baktığımızda Mısır’ın yeni sanayi politikası daha net görülüyor.
Yerli hammadde değerlendirilecek.
İthal edilen bazı sanayi girdileri ülke içinde üretilecek.
Mevcut fabrikalar yeniden çalıştırılacak.
Yerli tedarik zincirleri geliştirilecek.
Yeni yatırımlar teşvik edilecek.
Ve bütün bunlar ihracat hedefiyle birleştirilecek.
Mısır artık yalnızca yatırım arayan bir ülke olmak istemiyor. Üreten, işleyen, katma değer yaratan ve ürettiğini bölgeye ve dünyaya satan bir sanayi merkezi olmak istiyor.
Bu dönüşüm Türkiye açısından da önemli fırsatlar taşıyor.
Türkiye’nin makine, tekstil, gıda, metal işleme, otomotiv yan sanayi, ambalaj ve sanayi teknolojilerindeki tecrübesi, Mısır’ın ihtiyaç duyduğu yeni üretim zincirleriyle birleşebilir.
Önümüzdeki dönemde Mısır’da yalnızca büyük yatırımları değil; hammaddeyi ürüne dönüştüren, yerli tedarik zinciri oluşturan, mevcut fabrikaları yeniden üretime kazandıran ve ihracata çalışan yatırımları daha fazla konuşacağız.
Çünkü Mısır’ın yeni rolü yalnızca sahip olduğu coğrafyadan kaynaklanmıyor.
Asıl mesele, sahip olduğu kaynakları, insan gücünü ve mevcut üretim kapasitesini gerçek bir sanayi gücüne dönüştürebilmek.
Mısır’ın yeni sanayi politikasının asıl sınavı da burada başlayacak.













