Tez cümlemi sebep-sonuç ilişkisi içinde ele almaya geçmeden bazı tespitler yapmak istiyorum;1- Gösterge faizi 6’lı rakamları test etti, 6-9 arasında taban oluşturmaya devam ediyor. 3 ayda yüzde 50 net faiz verdiğimiz günlerden bu "rakama” gelmek baslı başına bir inceleme konusu. Bu sadece ekonomik bir başarı
değil, "finansal Ergenekon’un yok edilme yolunda” olduğunun göstergesi
daha açık ifadesiyle;1946 sonrası kurulan "kanımızı emen” küresel-yerel
yerleşik sistemin kanüllerinin sökülüp damarımızdan atılması.2- Türkiye’de "devlet var” algılaması yeniden tesis edildi ve Türk
vatandaşları devletin istediği anda "herkesten, her kurumdan, her
şirketten, her zümreden” güçlü olabildiğini örnekleriyle yaşayarak
gördü... "Dokunulamaz” denen herkese, her kendini "adam” sanana
dokunuldu ve herkes şunu gördü; EN GÜÇLÜ İRADE DEVLET!3- Türkiye’de belli bir dönem "hâkim olan medya grubu”, devlet bizim
kontrolümüzde algılaması yaratmış ve manipüle ettiği koalisyon
hükümetleri ile sapla-samanı birbirine karıştırmıştı. Özellikle 2007
sonrası Türkiye, IMF boyunduruğundan kurtulunca her şey yerine oturdu!
Medya işini yapmaya, hükümetler kendi alanlarında yoluna devam etmeye
başladı. Halkın seçtiği Başbakanları don-gömlek karşılayıp hakaret eden
medya baronları gitti, yerine Devlet karşısında haddini bilen
"patronlar” geldi!4- TUSİAD’ın eskisi gibi at
oynatmasını bırakın, "kastını aşan tek cümle” söylememesi gerektiğini
çok iyi idrak etti. TUSİAD’ın oyuncağı olan Devlet modeli çöktü, yerine
herkese "yerini bildiren” güçlü yapı geldi.5-
Yerli savunma endüstrisi ayağa kaldırıldı ve "yangın söndürme planı”
dahi dışa bağımlı olan silahlı güçlerimizin ihtiyaçları, yerli üretimle
karşılanmaya başladı. 2007’ye kadar "bizim görünen F-16’larımızın uçuş
kartları” dahi İsrail kontrolündeydi. Türkiye kendi silahını ürettiği
gibi dünya pazarına en çok ihracat yapan 8. Üretici oldu!6- İsrail ve yurtiçi uzantılarına "one minute” dendi! Türkiye, Ortadoğu ve Orta Asya’da liderliğini ilan ederken, yeni dünya düzeni eşliğinde
"emperyal-genleşen Türkiye” modeli hayata geçirildi. Bugün ağır saldırı
altında olmamız bu modelin "kurulamadığı” anlamına gelmez ! Bir kurt
peşinde 100 köpek dolanmadıkça KURT olamaz!7-
Türk sermaye ve finans piyasalarında oynanan oyunlara "dur” denirken,
yerleşik düzenin çarkları kırıldı. 2007 öncesi özellikle 2001-2003
arasında Türkiye’de hükümetler finansal manipülasyonlar ile
düşürülebilir durumdayken, bu yapı tamamen ortadan kaldırıldı.8- İçeride "yerleşik düzen”in kullandığı mafya, terör örgütü, hücre
yapılanması gibi unsurlara emniyet ve asker tarafından büyük darbe
vuruldu. Bu darbenin vurulmasının arkasında yatan tek gerçek Başbakan
Erdoğan’ın dimdik sonuna kadar arkalarında durmasıydı. Bu davranış, daha önceki başbakanlarda görmediğimiz çok önemli bir özellikti ve devlet
çarklarına hayat verdi.9- 1990-2001 arasında
yapılan inanılmaz doğalgaz anlaşmalarıyla Türkiye’yi gaz bağımlısı kılan hükümetlerin attığı imzaları dengeleyecek şekilde, "yerli enerji
kaynakları ile üretim” öne çıkarıldı. Bağımlılık projelerine karşı TANAP başta olmak üzere yeni boru hatları tesis edilme yolu seçildi10- Türkiye’nin petrol şirketlerinin tekelinde olan karayolları politikası, tamamen değiştirildi ve duble yollarla adeta bir mucize yaratılırken,
demiryollarında Cumhuriyet’imizin ilk yıllarındaki ivme yakalandı.
"Yabancı petrol şirketleri 50 sene Türkiye’ye demiryolu yaptırmadılar”
gerçeği kırıldı ve yeni bir GERÇEK tesis edildi.11- Sağlıkta aile hekimliği başta olmak üzere çok önemli adımlar atıldı.
üreticilerin, ecza depolarının ve eczanelerin, stok imkânlarıyla
fiyatları yukarı çekmesi engellendi. İlaç sektöründe % 50 üzerinde fiyat düşüşleri oldu.12- 2007 sonrasında "Rumların
önünde eğilmezsen, bu iş olmaz” diyen Avrupa Birliği’ne yol verildi ve
istedikleri hiçbir taviz verilmezken, adeta "varmış gibi yapılarak” ipe
un serildi. Çok doğru bir adımdı. Menderes asıldıktan sonra ilk defa bir Başbakan Menderes’in asılmasıyla elinden düşen bayrağı aldı ve "Şangay” diyebildi!Sevgili dostlar, "kanımızı canımızı emenlere dur
dendiği” daha onlarca adım, yüzlerce madde yazabilirim...Bu hamlelerin
hepsinin arkasında, inanmış, inatçı kişiliğiyle duran tek bir isim
vardı: Recep Tayyip Erdoğan...O dimdik durmasa, Edirne’den Hakkâri
kırsalına kadar görev yapan memura "Yap arkanda devleti yöneten siyasi
otorite olarak biz varız” demese, inanın bu adımların hiçbiri
atılamazdı, kan emici kuruluş ve bireylere "YETER” denemezdi ! İşte bu
gerçeklerden yola çıkarak "şu parti, bu parti detayına girmeden” sadece
şunu söylüyorum; BU YOLUN ARKASINDAKİ İRADE olan Recep Tayyip Erdoğan
"BAŞKAN” olmalı ve başlanan kavga bitirilerek Türkiye kuruluşunun 100.
Yılında tam bağımsız, özgür, güçlü bir cihan DEVLETİ olarak yoluna devam etmeli...Sonuç: Erdoğan "yerleşik düzeni”
yendi, Rubicon’u geçti, hedefe varmak üzere... Bu yolda hedefe BAŞKAN
olarak varmalı ve Türk Milleti için ortaya koyduklarına MİLLET de
"BAŞKAN’ı” sıfatıyla cevap vermeli...Son söz:
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin "içerideki-dışarıdaki
yerleşiklerinden, sülüklerinden, pisliklerinden” tam arınması” adına en
az bir dönem daha tek başına "muktedir” olmalı...Bütün siyasi
kaygılardan, kafa karıştırmalardan ve yaratılan ortamda ortaya çıkan
duygu ve düşüncelerinizden arınarak yapılanları bir daha düşünün, bana
hak vereceksiniz...BAŞKAN, düş önümüze, atalım son adımları da birlikte!
Genel
10 Eylül 2012 - 16:20
Recep Tayyip Erdoğan "BAŞKAN" olmalı!
Tez cümlemi sebep-sonuç ilişkisi içinde ele almaya geçmeden bazı tespitler yapmak istiyorum;
Genel
10 Eylül 2012 - 16:20













