Yakışmıyor Ey Halkım!
Konular arasında gezinirken, tüm konuları birden gözümde sıfıra indiren bir haber ön plana çıkınca, bunun diğer bütün konuların daha da üstünde olduğuna karar vererek bu konu hakkında yazmaya karar verdim.
Konular arasında gezinirken, tüm konuları birden gözümde sıfıra indiren bir haber ön plana çıkınca, bunun diğer bütün konuların daha da üstünde olduğuna karar vererek bu konu hakkında yazmaya karar verdim.
"Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz” buyuruyor Yüce Yaratıcı. İsraf kişisel manada da, genel olarak da malı eksilten, bereketini düşüren önemli bir mevzu! Bu anlamda hem aile bütçelerine hem de Ülke ekonomisine ciddi maliyeti olan bir haber gerçekten çok canımı sıktı. "Günde on milyon ekmek çöpe gidiyor” muş benim güzel ülkemde. "Bu nasıl olabilir?” diye irkildim ilkin… Ama kendimin de zaman zaman şahit olduğu, poşet içinde -sözde(!) ekmeğe hürmeten- kaldırım üstündeki demirlere ya da duvarlara bırakılan ekmekleri hatırlayınca, "bal gibi oluyor işte” diye bir kez daha canımı sıktım. (bari duvar üstlerine güzel bir şekilde yerleştirin ki kuşlar faydalansın)
Aslında olmamalı! Ve bu bizi irkiltmeye devam etmeli. Kanıksamamalıyız bu durumu. Nimete verilmesi gereken değerin ne olduğunu, en iyi Müslüman kimliğine sahip bireyler bilmeli ve en önemlisi bunu hayatına geçirmeli! Bize çocukluğumuzdan beri bu öğretilmedi mi? Ekmeğe ve dahi her türlü nimete saygı. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum –hâlâ da bana öğretilen bu güzel öğretinin izlerini taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyorum- ekmeği yere düşürdüğümüzde çok korkardık. Çarpılacağız filan zannederdik! Hem hangi Milletin kültüründe vardır ki, düşen ekmeği üç kere öpüp başına koyduktan sonra yüksekçe bir yere kaldırmak. Ayakaltında kalmasın diye özen göstermek!Kuşlar, böcekler yesin, bir nimet faydaya dönüşmeye devam etsin diye itinayla onların yiyebileceği bir yere yerleştirmek.
Biz buyduk! Peki, nasıl bu hale geldik?
Yani nerede vicdanımızı ve değer yargılarımızı kaybettik de günde on milyon ekmeği çöpe atacak duruma geldik? Yakışıyor mu bu bize? Bu bizim ne dinimizle örtüşüyor, ne geleneklerimizle… Bize öğretilen; eğer nimete, özellikle de ekmeğe hürmetsizlik (bırakın ayakaltına atmayı, poşet içinde sıkı sıkı bağlayarak duvar üstlerine bırakmayı) gösterirsek, bereketin azalacağı ve kıtlık gibi bir musibete maruz kalabileceğimizdi. Şimdi ne oldu? Bu öğretilenler, yanlış mı kabul ediliyor yoksa hükmünü mü yitirdi? Yoksa biz çok mu zenginledik? Ekmek gibi yüce bir nimeti hiçe sayacak kadar, şımardık mı yoksa?
Hakikaten anlayamıyorum. Bu çöpe atma mevzusunun nedenlerinin başında, ekmeğin bayatlaması geliyormuş. İşte bunun için şımarıklık dedim. Yani o kadar şımarmışız ki bayat ekmeğe tenezzülümüz yok! Öyleyse neden yenilecek miktarda alınmıyor bu ekmek? Veya bayatlayan ekmeği değerlendirmenin bir sürü yolu var. Mesela kurutulup robottan geçirerek köfte harcı yapılabilir, mesela galeta ununun yerine kullanılabilir. Neden bu yollar tercih edilmiyor da, yuvayı yapan ya da yapması gereken dişi kuşlar, üşengeçlikleri sonucu çöpe yollayıveriyor bu eşsiz nimeti? Nerede o elindeki az imkânlarla bile sofralar donatmayı beceren, azıcık bütçelerle mucizeler meydana getiren Türk Kadını profili?
Hayatın her alanında olduğu gibi nimete hürmet noktasında da ciddi bir yozlaşma var ya, hadi hayırlısı! Biz bir önceki nesilden çok farklı şeyler gördük, öğrendik. Ve bunlar genel manada güzel ve değerli şeylerdi. Bizden sonrakiler bizdeki bu yozlaşmaya şahit olarak yetişirlerse, onların nasıl olacağını ben düşünemiyorum.
Bu konu önemli ey halkım! Hem de çok önemli! Ben gündemin içinden konu seçerken, kenarda köşede kalmış bu habere rastlayınca, hayatın temelini ilgilendiren bu konunun aslında manşetlik bir haber olması gerektiğini düşündüm! Ve hâlâ gazetede olsaydım şayet; kesinlikle bu haberi en iri puntolarla manşete taşır ve "Yakışmıyor ey Halkım” diye seslenirdim. Böylece, belki Milletimin dikkatini biraz olsun çekmeyi başarırım da, ülkenin ve milletin aslında bir bakıma felaketini hazırlayan bu türlü israfların önüne bir nebze olsun geçebilirim umuduyla…
Keşke medyamız diğer haberlerin yanında bu türden haberlere de geniş yer ayırabilse de, halkımız nimeti küstürmenin akıbetinin fakirlik ve kıtlık olduğunu idrak edebilse. Nedense bu bana her şeyden daha önemliymiş gibi geliyor.