Tarih 30 Temmuz 1997. Ülkenin Başbakan’ı son gelişmelerden
sonra kabine üyelerini acil toplantıya çağırdı. Toplantı sonucu alınan karar :
Ülke güvenliği açısından en büyük tehlike olarak görülen örgütün tepe
kadrosundan bir isim mutlaka öldürülecek! Toplantı sonrası Başbakan, İstihbarat Başkanı’na "Örgüte en
büyük darbenin lider kadrosundan birinin öldürülmesiyle mümkün olduğunu ve acil
olarak bu ismin belirlenmesini” emretti.Başbakanlık’tan ayrılan, İstihbarat Başkanı, kendisine bağlı
tüm istihbarat birimlerinin başkanlarıyla birlikte suikast düzenlenecek ismin
belirlenmesine çalıştı. İki isim ön plana çıkıyordu: Musa ve HalidMusa en büyük müttefiklerinin pasaportunu taşıdığı için
suikast iki ülke arasında sorun yaratabilirdi. Bu seçenek de elendikten sonra
en uygun isim bulunmuştu "HALİD”. Belirlenen bu isim Başbakan’a sunuldu ve
onaylandı. "Halid öldürülecekti”Halid ile ilgili de bir sıkıntı vardı. Ofisi, yakın zamanda
barış anlaşması imzaladıkları komşu ülkenin başkentinde bulunuyordu. Bu yüzden
operasyonun büyük gizlilik içinde olması elzemdi. Ön araştırma içinde az sayıda ajan , yabancı pasaportlarla,
ayrı ayrı ülkelerden , ayrı ayrı komşu ülkeye giriş yaptılar. İlk giden
ajanlar, gizlice Halid’i takip etmeye başladılar. Gün içinde neler yaptığını,
nerelere gittiğini, araca kimlerle bindiğini, evden ofise gittiği saatlerde
yollardaki trafik durumunu ve aradaki mesafeyi en ince ayrıntısına kadar
operasyon şefine bildirdiler. Bu takip sonucu, zayıf noktalar belirlendi. Halid,
evden ofisine giderken koruma bulundurmuyor, aracı ise şoförü kullanıyordu.
Aracından indiği nokta ile ofisi arasındaki mesafe yaklaşık ikiyüz(200)
metreydi. Tüm hesaplamalar sonucu saldırının bu arada yapılması planlandı.
Suikast içinse, daha önce bazı operasyonlarda başarı sağladıkları, özel üretim
bir "zehir” kullanacaklardı. Bu zehrin
özelliği, birkaç damlası dahi deriye temas etmesi halinde hedef, komaya giriyor
ve 2 saat içinde kalp krizinden ölüyordu. Ayrıca otopsi raporlarında bulunmuyor
ve vücutta hiçbir iz bırakmıyordu.Plan kısaca şu şekildeydi: Halid, ofisine gitmek için
aracından inip yürüdüğü sırada iki ajandan biri, daha önceden salladığı kola
kutusunun açma halkasını aniden açarak"kazara oldu” süsüyle Halid’in üzerine püskürtecek o esnada diğer ajan
şırıngayla zehri ensesine sıkacaktı. Eğer Halid, tahminlerinden hızlı yürürse, daha
önceden otele yerleşen ajanlar hedefe çarparak yavaşlamasını sağlayacak bu
esnada diğer ajanlar yetişerek eylemi gerçekleştirecekti.Bu arada aksilik olur da zehrin kendi adamlarına temas
etmesi halinde, zehrin panzehirini taşıyan bir ajan doktor daha önceden otele
yerleştirilmişti. Operasyon şefi ise, olay mahallinin karşısında bir
cafede oturacak, bir aksilik halinde
kepini çıkartarak operasyonun iptal edildiği işaretini verecekti.Ve Operasyon Günü;Hesaplanmayan bir gelişme oldu. Halid’in eşi istisnai bir
şekilde çocukları okula bırakmayacaktı. Evi izleyen ajanlar iki çocuğun araca
bindiğini fark edememişlerdi bile. Operasyon merkezine çıkışın gerçekleştiğini
araçta hedef ve şoförünün yalnız olduğu bildirildi.Halid araçtan indi, çocukları okula şoföre bırakacaktı. Tam
o esnada araçtan atlayan küçük kız babasına doğru koşmaya başladı. Hedefe
odaklanan ajanlar bu hareketliliği fark edemediler. Operasyon şefi, durumu
görür görmez kepini çıkartarak operasyonun askıya alındığını işaret etse de
ajanlar çoktan Halid’e kavuşmuşlardı. Salladıkları kola kutusunu püskürtüp
dikkat dağıtacaklardı ama açma halkası koptu. Bunun üzerinden ajanlardan biri
şırıngadaki zehri enseye dökmek için kolunu kaldırdığında, küçük kızın peşinden koşan şoför, Halid’in
bıçaklanacağını zannederek bağırmaya başladı. Gürültüyle arkasına dönen Halid,
kulağında hafif bir yanma hissetti ve bir şeyler olduğunun farkına vardı.
Aracına doğru koşmaya başladı. O esnada Halid’e bir dosya getirmek üzere olan
başka biri kargaşayı görünce saldırganların peşine düştü. Olan biteni merakla
izleyen kalabalığa "Halid’i öldürmeye
çalıştılar” diye bağırıyordu.Sıradan bir asayiş olayı zanneden polis saldırganları
gözaltına alır. İstihbarat Başkanı operasyonun ters gittiğini ile ilgili tüm
bilgileri anında Başbakan’a anlatır. Başbakan, derhal İstihbarat Başkanını
komşu ülkenin kralına göndererek olayın iç yüzünü anlatmasını ister. Bu
operasyon Kral’ı son derece sinirlendirmiştir.Bu arada Halid’in de durumu her dakika kötüleşmektedir ve
koma halindedir. İstihbarat Başkanı panzehirinin olduğunu söylemesiyle Kral
derhal gereğinin yapılmasını emreder. Panzehir, herhangi bir aksilik olmasına
karşın daha önceden operasyon yerine yakın bir otele yerleşen ajan doktordadır.
Acil kodlu emirle panzehirin derhal hastanede yatan Halid’e verilmesi istenir
ama hastanedeki doktorlar bunun işi bitirmek için bir tezgah olduğunu düşünüp
panzehirin formülünü isterler. Zaman gittikçe daralmaktadır. Formülü vermeye
yanaşılmayınca, Kral Büyükelçiliğe saklanan diğer dört ajanı almak için ordusu
ile elçiliğe gireceğini söyler. Kriz gittikçe büyüyünce en büyük müttefiğin
Devlet Başkanı araya girer, formülün biran önce teslim edilmesi için baskı
yapmaya başlar. Baskı işe yarar, formülü alan doktorlar panzehiri hastaya
enjekte eder ve hasta yavaş yavaş
kendine gelmeye başlar.Kriz sonrası heyetler gelir ama kral heyeti karşılamaz. Müzakere
sonucu hapishanede bulundurdukları örgütün kurucusu ve 20 esirin serbest
bırakılması istenir ve bu istek kabul edilir. Alçakça ve aptalca yapılan bu operasyondan doğan kriz bir
nebzede olsun atlatılır. Hepinizin tahmin ettiği gibi, suikaste uğrayan kişi, o
tarihlerde Hamas’ın Siyasi Büro Şefi olan Halid Meşal’di.Başbakan Benyamin Netanyahu, İstihabarat Başkanı ise Danny
Yatom’du. Komşu Ülke Ürdün, kralı ise Hüseyin’di.Panzehir formülünün teslimi sırasında araya giren en büyük
müttefik ABD Devlet Başkanı Bill Clinton’dan başkası değildi.Örgütün kurucusu olarak gördükleri kişisi ise Şehit Şeyh
Ahmet Yasin’dir.Halid Meşal geçtiğimiz günlerde ülkemize geldi. Bu
gelişlerin neden habersiz olduğuna dair fikir beyan edenler oldu. Yukarıda
özetlemeye çalıştığım KAYIT DIŞI
OPERASYON ışığında, İsrail’in 1 numaralı düşman olarak gördüğü birinin
geliş gidişlerinin neden esrarlı olması gerektiğine yanıt olacaktır kanaatimce…ALLAH YAR VE
YARDIMCIMIZ OLSUN
Genel
23 Şubat 2013 - 18:52
Kayıt Dışı Bir Operasyon
Tarih 30 Temmuz 1997. Ülkenin Başbakan'ı son gelişmelerden sonra kabine üyelerini acil toplantıya çağırdı. Toplantı sonucu alınan karar : Ülke güvenliği açısından en büyük tehlike olarak görülen örgütün tepe kadrosundan bir isim mutlaka öldürülecek!
Genel
23 Şubat 2013 - 18:52









