Tokat gibi cevap!

Türkiye ÇYDD'nin ölen Başkanı Türkan Saylan'ın, Deniz Baykal'ın icabına bakıldıktan(!) sonra, Deniz Baykal'ın yerine CHP Genel Başkanlığı için düşündüğü isim olan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un açıklamalarıyla sarsıldı.

Türkiye ÇYDD’nin ölen Başkanı Türkan Saylan’ın, Deniz Baykal’ın icabına bakıldıktan(!) sonra, Deniz Baykal’ın yerine CHP Genel Başkanlığı için düşündüğü isim olan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un açıklamalarıyla sarsıldı.

Aslına bakarsanız buna "sarsıldı” denemez, zira CHP’nin klişe ucuz politikalarından birine daha şahit oldu halkımız, o kadar! Sarsılacak ne var ki? CHP bunu hep yapıyor zaten… Geçmişte ve günümüzde… Karnesine ve şu an ki durumuna bakarsanız, galiba gelecekte de yapacak. CHP bunu yaptı, yapıyor ve yapacak! Bu kadar net ve açık. Nasıl bir siyasi anlayışları var anlamak mümkün değil! "Dersimiz CHP” diye bir yazı kaleme almış ve bunu uzun uzun sorgulamıştık. Dersimizi hâlâ çalışıyoruz ama CHP’yi hâlâ anlayabilmiş değiliz. CHP her yeni güne yeni bir denklemle uyandırıyor bizi… Fesuphanallah dedirte dedirte….

Seçime çok az bir zaman kala, son koz uygulamalarından biri daha sergilendi sahnelerde. Türkan Saylan’ın sadık varisi Süheyl Batum, Ordu’yu hedef aldığı "kâğıttan kaplanmış, içini oymuşlar” sözlerini sarf ederek son bir umut, gaza getirebilir miyim acaba, çırpınışlarını sergiledi. Bu sözlerin ardından Genelkurmay Başkanlığının cevabı gecikmedi, cevap özetle şöyle: "Her vesileyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin, siyaset dışında kalması gerektiğini savunan bu siyasilerin, Türk Silahlı Kuvvetlerini, günlük siyasi tartışmaların içine çekmeye çalışmaları üzüntüyle izlenmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasi tartışmalara konu edilmesi ne ülkemize ne de herhangi bir siyasi görüşe fayda sağlayacaktır. Kendi görüşleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmak isteyen siyasilerin, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili söylemlerinde daha özenli olmaları ve asker üzerinden siyaset yapmamaları beklenmektedir.” Bitti. Budur!

Süheyl Batum ne demek istemiştir bu sözleriyle; "Ordu görevini yapmıyor!” Hangi görev bu? Hem de seçime aylar kala. Bak aslanlar(!) gibi en sağlamından bir makama da geldin. Çalış çabala, kazan seçimleri. Ne kolaycısın ve ne de ucuzcu! Birileri(?) çağrılarınıza kulak verecek, yollayacak iktidardakilerini, "hoppp” sizi oturtacak. Armut piş ağzıma düş! Ne âlâ memleket! Ne gerek var, çözüm üretmeye, halkı ikna etmeye, ülkeye faydalı, yeni ve refah içeren politikalar üretmeye… Şöyle en romantiğinden bir darbe (ay ışığı, gündoğumu, batmayan güneş, sarı gelin (kız mı gelin mi neyse artık) gibi) sonrası oturuverir Süheyl Bey ve arkadaşları koltuklara… Dedim ya ne âlâ memleket!

Bundan önceki yazılarımdan birinde, seçime az bir zaman kala daha ne tür senaryoların dönebileceğini tahmin edemiyorum, etmek de istemiyorum minvalinde bir söz etmiştim. Görüldüğü üzere son çırpınışlar, bunda haklı olduğumuzu ortaya koyuyor. Ben daha neler yaparlar, akıbetin ayan beyan ortada olmasının hezeyanıyla daha ne tür ucuz numaralara girişirler bilemiyorum. Alın işte, Yardımcısı böyle de Başkanı farklı mı? Kılıçdaroğlu’nun da, üniversiteli kızlara başörtüsü taktırılıp, halkın arasına sokulması yolunda talimat verdiği ortaya çıktı. Artık ne amaçlanıyorsa bunun sonucunda. CHP’de al birini vur ötekine durumları var yani. Hadi bunlar bir derecede. Orduyu hedef alıp oradan siyasi rant arayışı içine girmek, vatana ve millete yönelik çok büyük bir ihanet gibi geliyor bana! Demokrasi yolunda atılan bunca adım, dünya kamuoyu önünde güç bela sağlanabilmiş bir itibar ve bir anda bunların hepsini hiçe sayarak, ülkeyi birden onlarca yıl geriye götürme düşü. Ben bu bakış açısını vatan millet sevgisiyle bağdaştıramıyorum. Her ne kadar onlar bunu sözde milletin selameti için istediklerini ifade etse de!

Ne güzel ifade etmiş Türk Silahlı Kuvvetleri! "Kendi görüşleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmak isteyen siyasilerin, asker üzerinden siyaset yapmamaları beklenmektedir.” Türk Silahlı Kuvvetleri, bir türlü yakasından düşmeyen ve her başı sıkıştığında, -dövülen bir çocuğun sümüğünü çeke çeke abisinin elinden tutarak, kendisini döven çocukları dövdürmeye götürmesi gibi- kendisinden medet arayan CHP’ye en net ve yalın ifadeyle; "düş yakamızdan” demiştir!

Aslında bu mesaj sadece CHP’ye yönelik olarak da algılanmamalıdır. Ordu tüm saygınlığıyla ve güvenirliliğiyle görevinin başında, yani vatanı ve milleti koruma ve güvenliğini sağlama noktasında kalmalıdır. Sadece CHP değil, hiçbir parti Ordu’yu yıpratacak beyanlarda bulunmamalıdır.

CHP bu cevapla tatmin olur mu peki? Hiç sanmıyorum. Demokratik yoldan mücadeleye yanaşmayan bir parti görüntüsü verdiği sürece, seçimlerde iktidar olma yolunda hiç şansının kalmayacağını bildiği halde!