Son mu başlangıç mı?

Umutsuz yaşanmazdı ki! İlla ki dilekler, istekler, hayaller, amaçlar, hedefler için adı konulacaktı tarihlerin. Şu günde, şu ayda, mutlaka! Bir sene daha bitiyor. Aralık; geride kalan acıyı, kahrı, yorgunluğu, bezmişliği, yıpranmışlığı, teselli edemeyen neşeyi, daha fazla taşıyamayacağına karar verip, "umudu" yeni seneye devredecek…

Umutsuz yaşanmazdı ki! İlla ki dilekler, istekler, hayaller, amaçlar, hedefler için adı konulacaktı tarihlerin. Şu günde, şu ayda, mutlaka! Bir sene daha bitiyor. Aralık; geride kalan acıyı, kahrı, yorgunluğu, bezmişliği, yıpranmışlığı, teselli edemeyen neşeyi, daha fazla taşıyamayacağına karar verip, "umudu” yeni seneye devredecek…

Ceremeyi geride kalan koca bir seneye yükleyip, Aralık ayını görmezden gelenler, tüm planlarını yeni seneye aktaracak. Zavallı Aralık! Öyle yorgun ki… ve öyle üzgün…. Arkadaşlarına içerliyor en çok. Nisan….. Haziran…. Ağustos….. Aralık ayının isyankâr vasileri. Çar çur ettiler zamanı, değerlendiremediler. Ona bir yığın sorun bıraktılar. Küskün Aralık! Mahçup ve üzgün…. Ocak’a bayrağı nasıl teslim edeceğinin telaşında. "İnsanlık geçen bütün senede yine barışı sağlayamadı, barış getiremedik gönüllere” diyecek olmanın huzursuzluğunu , tertemiz yaşanmış bir seneyi miras olarak bırakamamanın ezikliğini yaşıyor….

Seneyle gelmiyor gönüllere baharlar oysa! Aralık bunu en iyi bilenlerden. Fısıldıyor Ocak’a "Mart’a söyleyin başarabilirse, baharı önce gönüllere getirsin. Getirsin ki kurtarsın bizi bu eziklikten. Bahar açmayan gönüller dünyayı mahvediyor. Bıktık artık adımızın kirletilmesinden. Savaşın, zulmün, cinayetin, katliamın, gözyaşının, acının tanığı ve tarihi olmak istemiyoruz artık!”

Talihsiz Aralık! Görmezden gelinir hep. Bitmeden bitişi yaşar insanlar Onda… Hiç kimse hayati kararlar almaya tenezzül etmez onun içinde. Değil ayını, ömrünü heba etmekten çekinmeyen insan, koskoca otuz günü hiçe sayar. Öyle ya, hiç dokunulmamış, kirletilmemiş, yaşanmamış, tertemiz, taptaze bir sene uzanıyor önünde… Neden bitap bir ayı tercih etsin ki? Hem belki hatırlamak istemediği bir seneyi bırakıyor geride. Neden güzel bir kararın altında böyle bir senenin tarihi bulunsun ki?..... Ne Gaflet! Hâlbuki en akılda kalan en "son”dur. İşte bu yüzden kahırlı Aralık. Kendini anlatamamanın sıkıntısında. İnsanların kendisini "son şans” olarak görüp, hatalarından, yanlışlarından çark edip, finali neden güzel yapmadıklarını anlayamıyor. Belki çirkini güzele, menfiyi müspete, yanlışı doğruya çevirebilirler. Bu şansı görmemelerine hayret ediyor. Eğer memnun kalmamışlarsa on bir aydan, on ikinci ayı da neden buna dâhil ediyorlar, buna akıl erdiremiyor. Oysa yanlış düzeltilmeden, hatadan dönülmeden bir başlangıç yapmak mümkün olmaz ki! Bıraktığın yerden başlarsın. Öyleyse neden güzel bırakmıyorlar?

Çoğu insan çoktan, kendisini yok saymaya başladı. Bütün planlar "yeni senede” diye başlayan cümlelerle anlatılıyor. Zoruna gidiyor bu! Keşke insanlar değerini anlayabilselerdi. "Son”un önemini kavrayıp, "mutlu son” finalinin insanda bıraktığı keyfi, hafifliği, sevinci yaşayabilselerdi. Keşke hepsi geride mutlu ve huzurlu bir yaşanmışlık bırakabilselerdi ve "daha daha” diye girebilselerdi yeni seneye…. Yaşamı geçmişle eksiltmek yerine çoğaltıp, yeni seneyi bu çoğa çok katmak için adımlayabilselerdi keşke! Böylece O da on bir ayın yorgun kuryesi olmaktan kurtulur, şikâyet edilen, heba olmuş sayılan, yıpranan, eskiyen, eksilen günlerin bilançosunu değil, doya doya ve keyifle idrak edilmiş bir yaşanmışlığı teslim edebilirdi mirasçısına…

Ama yine de umutlu Aralık!…. Belki bu kez insanlar finali güzel yapmanın gayreti içine girerler. Hâlâ şansları var ne de olsa! Olur ya belki de her biri ayrı ayrı uğraş verip, unutulmaz bir tarih yaparlar Onu. Belki ilk defa, şu ay, bu ay, yeni sene demez, "bugün” deyip, kendisinin farkına varırlar.

Bu umuda rağmen yine de temkinli Aralık! Vazgeçmiyor vasiyetinden…. Ocak’a fısıldıyor; "Mart’a söyle, başarabilirse, baharı önce insanların gönlüne getirsin. Taşıyamıyorum bu yükü! Artık finali beni bile ısıtacak, yarınları yeşertecek, sımsıcak gönüllerle yapmak istiyorum!”