Pelin'in ne çok şeyi var!
Okullarda kıyafet serbestliğini getiren düzenlemeye ilişkin destekler ne kadarsa, itirazlarda o kadar ve kuvvetli biliyorsunuz.
Okullarda kıyafet serbestliğini getiren düzenlemeye ilişkin destekler ne kadarsa, itirazlarda o kadar ve kuvvetli biliyorsunuz.
Konunun fıtratla alakası ne kadardır bilemesem de "tek tip” her şey benim boğulmama neden olur, psikolojimi bozar. Bu sebeple fıtratım gereği bu meseleye tam destekle yaklaştım.
Evet, bu düzenlemeyi sonuna kadar destekliyorum ve bir an önce bu kararın uygulanması taraftarıyım.
Elbette, yükselen itirazları da değerlendirip, anlamaya çalışarak.
En başta şu deniliyor sanırım. Fakir öğrenciler ne yapacak?
Meseleleri bağladığımız tek yer: Ekonomi.
İlk başta bu itirazı saçma bulup, ne alakası var desem de, sonradan durumun ciddi olabileceğine karar verdim.
Zira iyi bir devlet okuluna zengin bir öğrencide kaydını yaptırıyor, fakir bir öğrencide.
Lise zamanımda kolejde okuyan bir arkadaşım vardı. TED kolejindeydi. Epey de varlıklı sayılırlardı. Fakat yine de bir türlü koleje uyum sağlayamamış, bulunduğu ortamda bir türlü kendini ifade edememişti. Şöyle düşünmüştüm bende. Zenginin de zengini var demek ki.
Birlikte geçirdiğimiz zamanın neredeyse tamamını onun psikolojisini düzeltmeye ayırırdık. Hani şarkıdaki gibi. Nil Karaibrahimgil şarkısı. "Pelin’in şunu var, bunu var ama benim yok” diyor ya, işte o. (Galiba, Pelin Batu’ya yazmış bu şarkıyı. Ben gazetelerin yalancısıyım.) İşte o arkadaşımın okulunda da bir sürü Pelin vardı ve kızcağız hep kendisini onlarla kıyaslar, onlar tarafından aşağılandığını filan düşünürdü. Tabi bunlar benim ta o yaşlarda bile şaşkınlık sebebim olduğu için, "sen özgüvenini koru, umursama, ne saçma şey bunlar” gibi teselliler verirdim.
Benim için, tek temel vardı zira; "özgüven.”
İşte bu sebepten kıyafet serbestliği getirilmesi karşısında "fakirlik” itirazlarını anlayamadım. Özgüven olduktan sonra kıyafetin ne önemi vardı ki? Bunun en büyük örneği ABD. Filmlerinden öğrendiğimiz kadarıyla, bir tişört bir kot pantolon, fevkalade güven dolu çocuklar okullarına bunu sorun etmeden gidebiliyor pekala da. Zengini de böyle fakiri de. Kim bilecek o tişörtün bin liraya mı yüz liraya mı alındığını? Bu arada geçenlerde çok ünlü bir markanın tişört fiyatını sordum, sırf meraktan; şok oldum. Bulaşık bezi gibi ama neylersiniz marka. Oysa hiç itibar edilmemeli bunlara. Bunu yeğenimle paylaşmıştım bir seferinde, "teyze öyle değil o, markası göründükten sonra isterse yer bezi olsun” demişti. Öyleyse, ilkin şu saçma marka takıntısından vazgeçilmeli. Ve bu öğrencilere en sağlam bir şekilde aşılanmalı. Yoksa elbette bozulur psikolojiler. (Ve bunun önü alınamaz. TED’e giden arkadaşım örneğinde olduğu gibi. Zenginin de zengini var, markadan ziyade daha büyük markalar var. Önü alınamaz bu düşüncenin.)
Sonrasında kimin ne giydiğinin bir önemi kalır mı?
Tabi deve ve doğruluk meselesine gelinir buradan ki, iş sarpa sarar. Çünkü markayı körükleyen reklamlar, "aaa senin şunun yok mu, yazık sana, yaşamaya hakkın yok senin, git kendini at bir yerden aşağı” benzeri billboardlar, yaşam standartlarını çok yüksek gösterip buna özendiren diziler… Önce bunlar bir derlenip toplanmalı.
Ki bunlar uzun vadeli –ve çözümlenmesi zor- meseleler olduğu için yine aynı yere geliyoruz. Tüm bunlara karşı aile çocuğuna küçük yaşlardan itibaren "özgüven” duygusunu aşılamalı.
Ben mesela, neticede bir memur çocuğuydum, çok paramız da yoktu fakat ne bunun edebiyatını yaptım çocukluğumda ve ileriki zamanlarda ne de ezildim. Az önce yukarıda bahsini ettiğim üzere koleje giden arkadaşlarım da vardı fakat övünmek gibi olmasın etrafımda pervane idiler. Tıpkı çok fakir arkadaşlarımın da olması gibi. Benim önceliğim o zamanda belliydi çünkü. "İnsan.” İnsan sıfatını kazanamamışsa gözümde af buyrun Karun çocuğu olsa sallamazdım sırasında.
Bu şuur aşılandıktan sonra kıyafet serbestliğinde fakirliğin bir engel olacağını düşünmüyorum. Ama şu da var tabi "Pelin” gibi kızlarla birlikte eğitim alınıyorsa, okul fakir öğrencileri kolaçan edip, devletle istişare halinde, o öğrencilere kıyafet noktasında sessizce yardımda bulunabilir. Buna hiçbir itirazım yok.
Ve mümkünse Pelin’lerin haberi olmadan yapılmalı bu.