Parti Kapatmalarının Zorlaştırılması

Yeni Anayasamız hazırlanırken, gündem maddesi "Parti Kapatmalarının zorlaştırılması"

Yeni Anayasamız hazırlanırken, gündem maddesi "Parti Kapatmalarının zorlaştırılması”

Anayasa Uzlaşma Yazım Komisyonu, parti kapatmanın zorlaştırılması konusunda görüş birliğine varırken, bunun nasıl sağlanacağı konusunda ise henüz uzlaşamadı.

 

Siyasî partilerin kolay kapatılmaması konusunda bugüne kadar belli bir düzeyde görüş birliği olmuştur. 1982 Anayasası’nın, "parti kapatma usûl ve şartlarını” düzenleyen Anayasanın69’uncu maddesi iki defa (1995 ve 2001 yıllarında) değiştirildi.Anayasa Mahkemesinin parti kapatma kararı vermesi, bir takım ek kriterler getirilerek, zorlaştırılmaya çalışıldı.. Kağıt üzerinde zorlaştırılmaya çalışılsa da uygulamada zorlaşan bir şey olmamıştır. Anayasa Mahkemesi 90’lı yıllarda birçok parti hakkında kapatma kararı aldı. Bu kararlara karşı ilk adım 1995 yılında geldi. Anayasanın 69’uncu maddesinde 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak, şu altıncı fıkra eklendi:

 

"Bir siyasi partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği birODAKhaline geldiğinin, Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesi halinde verilir.”

 

Bu değişiklik de bir çözüm getirmeyince; 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunuyla Anayasanın 69’uncu maddesinin altıncı fıkrasına şu hüküm eklenmiştir:

"Bir siyasi parti , bu nitelikteki filer o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genelbaşkan veya merkez karar veya yönetim organları veya T.B.M.M’deki grup genel kurulu veya yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarıncakararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiilerin odağı haline gelmiş sayılır.”

Bu değişiklikle "odak " olma fiilinin yanına "kararlılık içinde işlenmesi” hali getirildi. Bu değişikliğin de fayda getirmediği, 14 Mart 2008 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasıyla anlaşılmış oldu.

Ak Parti, laiklik dışı eylemlerin "odağı” sayılmakla beraber oy çokluğuyla kapatılmadı lakin hazine yardımının ½’sinin kesilmesine karar verildi.

 

Madde üzerinde ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın Anayasa Mahkemesinin bir şekilde partiyi kapatmasının önüne geçilemeyeceği görüşü ortaya çıkmaya başladı. Bu süreçte , yeni bir Anayasa değişikliği ile "Venedik Komisyonu Kriterleri”nin getirilmesi gündeme geldi.

 

Venedik Komisyonu Kriterlerine göre : " Siyasi partilerin yasaklanması veya kapatılması , partilerin ancak anayasayla güvence altına alınan hak ve hürriyetleri ortadan kaldıracak şekilde , demokratik anayasal düzenin devrilmesi içinşiddet kullanılmasını savunmaları veya bir siyasi araç olarak şiddet kullanmaları durumunda meşrudur”

 

Bu konuda en önemli adım 2010 yılında, Genel Kurula gelen Anayasa değişiklik paketinin "parti kapatmayı zorlaştıran" 8. maddesiyle atıldı. Fakat BDP-CHP’nin boykotu, MHP’nin reddi ve Ak Parti’den 5 vekilin firesiyle (Başbakan, bu durumu ihanet olarak adlandırdı) 8.madde 327 oyla düştü ve referanduma sunulamadı.


Bu vesileyle, parti kapatmalarından en fazla canı yanan BDP’nin tutumunun, sığındığı mağdur edebiyatının elden gidecek olmasının telaşından başka bir olmadığı da açıkça görüldü.

2010 yılındaki, Anayasa Değişiklik paketinin 8. maddesinde Parti kapatma süreci yine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’dan başlıyordu. Ayrıca kapatma kararının alınabilmesi için kurulacak Komisyona Meclis’de grubu bulunan her parti 5 üye veriyordu.

Mantıksal olarak iyi niyetli olarak görülse de ilerleyen yıllarda sorun çıkmaya müsait maddeydi bana göre.

Alınacak kararın, daha sağlam ve demokratik bir temele oturtulması için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı safahatının başlangıçta değil, en sonda olması elzemdir. Ayrıca eğer yine Komisyon kurulacaksa, Komisyon üyelerinin Meclis’de ki sandalye dağılımına göre olması demokratik olacaktır. Bunun yanında , partinin değil; fiile bulaşmış vekillerin yargılanması daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Temennimiz, azami bir mutabakatla, daha demokratik bir anayasanın hayatımıza girmesi…

 

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN