Ne olacak şu dilencilerin hali?

Artık her köşe başında bir dilenci var. Ne köşe başı, adım başı desek sanırım azıcık abartılı olur. Yolda yürürken el açanların, yalvarıp feryadı-figan edenlerin sayısı ne karda da çoğaldı. İnanın 300 metre yol yürüyecekseniz en az beş altı tane dilenciye rastlıyorsunuz.

Artık her köşe başında bir dilenci var. Ne köşe başı, adım başı desek sanırım azıcık abartılı olur. Yolda yürürken el açanların, yalvarıp feryadı-figan edenlerin sayısı ne karda da çoğaldı. İnanın 300 metre yol yürüyecekseniz en az beş altı tane dilenciye rastlıyorsunuz.

 

Çoğu genç ve kucağında körpe çocuk olan bayanlar. Aman Allah’ım o ne yalvarış. "Allah rızası için bir ekmek parası, "Ne olursunuz yavrularıma bir lokma ekmek götürmem lazım”, "Çocuğuma süt parası”, "Kocam hasta ve işsiz.” Daha ne yakarışlar… Aynı yoldan bir saat sonra geri dönüyorsunuz, yine aynı sahneler… Ertesi gün, ertesi gün yine aynı. İçi parçalanıyor insanın vallahi. Hadi her gün birine verdin. Çözüm mü yani bu Allah aşkına? …

 

Caddelerden binlerce insan akıyor, herkes kanıksamış artık durumu. İnatla sadaka vermemeyi prensip edinmişler. Tabii haklılar da. Ya gerçek muhtaç değilse, diye düşünüyorlar. Ama ya gerçek muhtaçsa? …

 

Bu bahsettiklerim yoldaki dilenciler. Hele bir de hiç ummadık yerde "Selamünaleyküm, affedersiniz, pardon vs” diye yol kesenler var. Onlar öyle elli kuruşa-bir liraya da talip değiller. Onlar, özel durum beyan edip daha büyük paraya talipler. Mesela "Çocuğum ameliyat olacak.” Veya "Memlekete gidicem param yok.” vs vs

 

Bir de çocukların önünü kesip; para, saat, cep telefonu vs gasp eden toy delikanlılara ne dersiniz? Konu dağılmasın diye buna girmek istemiyorum.

 

Geçenlerde genç bir hanım efendi yaklaştı yanıma muhtaç olduğunu ifade etti. Kendisine adres verirse gerçek muhtaç olup olmadığını araştırarak yardım kurumlarından daha çok yardım temin edilebileceğini ifade etmek istedim. Bu meyanda tanımadığımız kimselere yardım edemeyiz demeye kalmadan "Ben de evime kimseyi kabul edemem.” dedi ve gitti. Söylediğime de pişman oldum ama başka da ne yapabilirdim? …

 

Bir de ev ev dolaşanlar var. Bunlar da aynı ve nakdi ne olursa ona talipler. Kimileri abone usulü çalışırlar. Yani periyodik aralıklarla uğrarlar ve genellikle boş dönmezler.

 

vs

 

Roman yazmıyorum. Ülkemizin gerçeklerini konu alan bir makale bu. Peki, biz ne yapacağız? … Gerçek muhtaçları tespit edip yardımlarımızı onlara vermemiz lazım. Belki bunu çoğumuz zaten yapıyoruz ama öyle gerçek muhtaçlar var ki onları kimse bilmez. Kendileri de bildirmezler. Öyle de dilenenler vardır ki maazallah bu yolla kazandıklarıyla yatırım yapmaktalar.

 

Peki, ne olacak? Nasıl bir çözüm üretmek lazım? … Yüce dinimize göre ve kul olarak üzerimize düşen bir vazife vardır. "Emr-i bil ma’ruf, nehy-i anil münker.” yapmak. İyilikleri emr, kötülükleri men etmek. Yani kötü olan şeyleri ortadan kaldırmak. Dilencilik kötüdür demekten ziyade böyle bir ortamın oluşmasını engellememek kötüdür demek gerekir.

 

Dilencilik tarihi, çok eskilere dayanır. Ama "İllaki olur.” demek mi lazım, yoksa "Olmazsa daha iyi olur.” diye düşünebilir miyiz? Sanırım düşünebilir hatta bir şeyler yapabiliriz.

 

Yine dinimize göre iyilikleri emr, kötülükleri men etme çalışmalarına cihad denir. Cihad yapabilmenin usulü üçtür. Güç yettiği ölçüde ‘el’, yetmiyorsa ‘dil’ ile ona da güç yetmiyorsa ‘kalben buğz’ etmeyle cihad yapılır. Cihad, ferdi de yapılır. Kurumlar ölçüsünde de yapılır. Mevzuu, şahısları aşan bir mevzuuysa o zaman ilgili kurumların üzerine düşeni yapması gerekir.

 

Tabii sözü bu dilencilik mevzusuna nasıl kökten bir çözüm getirilebilire getirmek zorumdayız. Ben deniz, âcizane bir çözüm önereceğim. Bana göre bu meselenin halli kişileri aşıyor. Kişiler, ancak belki günübirlik ve dar kapsamlı çözüm üretebilir. Ama bunun kökten çözülmesi gerekir. Bunun için de özelde belediyelerin ve genelde de hükümetin konuyu ele alması gerekir.

 

Peki, bu kurumlar nasıl bir tedbir almalıdırlar? Çok basit bir çözüm var aklımda. Aslında dilenmeyi gurur yapan bazı muhtaçlar bunu kısmen yapıyorlar fakat toplumun duyarsızlığı oları da zamanla dilenciliğin kucağına itiyor.

 

Önerim şudur: Belediyeler, bu meyanda öncelikle gerçek muhtaçları tespit edecek. Bunun birçok yöntemi var. O kolay. Onlara sadece birkaç kalem ürün pazarlayabileceği standart işporta tezgâhları verecek. Küçücük bir şey. Yani ne bileyim içinde mesela kalem, mendil, yarabantı vs. bulundurabilecek küçük bir tabla. Fırsatçıların devreye girmemesi için de ellerine birer özel izin belgesi verilecek. Satışa sunulacak ürünlerin ise özel ve standart ambalajları olacak. Birer de mesela belediyelerin amblemini taşıyan baskül verilebilir. Belki baskül ve diğer malzemeler ilkinde ücretsiz verilip sonra parayla satılabilir. Yani insanları dilencilikten kurtarıp, ticarete ve de helal kazanca alıştıracaksınız. Tabii bir boyutu daha var. O da diğer insanların bu muhtaçlardan özellikle alış-veriş yapmalarını sağlamak. Bunun içinde hükümetin / belediyelerin iletişim araçlarını kullanarak halkı bilinçlendirmesi gerekir.

 

Doğrusu bunda olmayacak bir sebep göremiyorum. Hukuki ve sosyal olarak bir sakınca olacağını da düşünmüyorum. Bence çözüm oldukça basit. Bir o kadarda büyük bir toplumsal sorun çözülmüş olacak. Buyurun sayın yetkililer, top sizde. Ne olur bir el atın şu işe.