Muhammet Mursi, Mısır için özlediğimiz Yusuf mu?
Mısır'da ilk olayların patlak verdiği günlerde 'Mısır'a bir Yusuf daha isteriz.' başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazıda Mısır'ın da bir parçası olduğu Ortadoğu'da yaşananların BOP patentli olduğuna vurgu yapıp öte yandan dikta rejimlerin ilelebet yaşamayacağına dikkat çekmiştim.
Mısır’da ilk olayların patlak verdiği günlerde ‘Mısır’a bir Yusuf daha isteriz.’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazıda Mısır’ın da bir parçası olduğu Ortadoğu’da yaşananların BOP patentli olduğuna vurgu yapıp öte yandan dikta rejimlerin ilelebet yaşamayacağına dikkat çekmiştim. Kritik durumdan dolayı da endişelerimi şu cümleyle dile getirmiştim. ‘Korkum odur ki Mısır'da mevcut dikta rejimin yıkılmasıyla bir boşluğun oluşması ve bu boşluğu BOP hayalcilerinin doldurmasıdır.’
6 Şubat 2011’de Milli Gazete’de yayınlanan söz konusu yazımı şu dua ile bitirmiştim. "Evet, bu saatten sonra ne Mısır ve ne de Mısır halkı böylesine bir sonuca katlanamaz. Mısır'ın tarihi de coğrafi konumu da buna elverişli değildir. Zira Mısır'dan peygamberler gelip geçmiştir. Üç bin beş yüz yıl evvel Mısır'da Yusuf (as), Allah (cc)'ın yardımıyla adalet ve huzur düzeni kurmuştur… Ey Rabbimiz biz,Mısır'a bir Yusuf daha isteriz!Mısır'da bir kez daha firavuni oyunlar oynanmaktadır.Bu oyunları bozacak Musa'lar, Harun'lar isteriz!...
Aradan bu kadar zaman geçti. Mısır diktatörü devrildi. Arkasından bir süre, asker yönetimi ele aldı. Kısa bir süre sonra da demokratik usulle seçimler yapıldı. Seçimlerden Müslümanları memnun edecek bir sonuç çıktı. İlk kez yapılan seçimler neticesinde Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammet Mursi Cumhurbaşkanı seçildi. 1953’de Krallık son bularak Cumhuriyet ilan edilmesine rağmen Mısır’da Cumhurbaşkanları hep askeri darbeyle iş başına geliyordu.
Muhammet Mursi, Mısır için özlediğimiz Yusuf mu? Onu bilmiyoruz. Doğrusu ümit verici gelişmeler var. Ancak bunun yanında endişelerimiz de yok değil. Karar vermek zaman ister. Şimdilik kısa bir tarihsel bilgi ve yorumlarımızı sizinle paylaşalım.
Müslüman kardeşler hareketi (İhvan-ı Müslim), Mısır’da 1928’de Şehit Hasan-El Benna tarafından kuruldu. Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı’nın yıkılması, arkasından İslam ülkelerinin sömürge sürecine girmesiyle birlikte insanların dinden uzaklaştırılmasını engellemek öte yandan yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hilafeti kaldırması sebebiyle de yeniden halifeliği ihya etmek amacıyla kurulmuştu. Kısa sürede kayıtlı üye sayısı beş yüz bini aşmış ve zaman içerisinde Suriye, Filistin, Ürdün ve Cezayir’de teşkilatlanmıştı.
Mısır’da sonraki gelen siyasi iktidarlar, Müslüman Kardeşler Hareketi’ni yönetime karşı tehdit olarak görmeye başladılar. 1952’de ki Hür Subaylar darbesi neticesinde hareket, kapatıldı. Ancak faaliyetlerini gizliden gizliye devam ettirdi. 1980’li yıllarda Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek zamanında parlamentoya bağımsız üyelerle girdi. Zamanla tüm engellemelere rağmen Mısır’ın en büyük muhalif hareketi haline geldi…
…
1951 doğumlu Muhammet Mursi, Kahire üniversitesi mühendislik fakültesini bitirdi. Amerika’nın Kaliforniya Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı ve arkasından doçent oldu. Kahire’de El-Zekazik Üniversitesinde bölüm başkanlığı yaptı. 2000 Yılında Müslüman Kardeşler Hareketinin verdiği destekle parlamentoya girdi. Bir dönem Mısır’da en başarılı parlamenter de seçilen Mursi, 30 Nisan 2011’de Müslüman Kardeşler Şura Meclisi tarafından cemaatin yeni kurduğu Hürriyet ve Adalet Partisi’nin başkanlığına getirildi. Haziran 2012’de yapılan seçimlerde ise Mısır’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.
Mısır’ın Milli Görüş Hareketi diyebileceğimiz Müslüman Kardeşler Hareketi temsilcisinin Cumhurbaşkanı seçilmesi düz bir bakışla elbette ki moralimizi düzeltiyor. Ama son yirmi senedir Dünya’da özellikle de Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler biz Müslümanları öylesine bir halet-i Ruhiye içerisine soktu ki, artık hangi durumda ümitlenecek, hangi durumda yerineceğiz, doğrusu zorlanıyoruz.
Tabi biz Mısır Cumhurbaşkanı değiliz. Mısır vatandaşı zaten değiliz. Dünya konjektörüne göre Mısır nasıl yönetilir, bizden onu da sormazlar. Peki, bizi ne ilgilendirir? Bizi, İslam kardeşliğimiz ilgilendirir. Yeter! Başımızda zaten fazlasıyla işbirlikçi yöneticiler var. Hiç olmazsa bir yerden de olsa başlamalıyız ülkelerimizi Milli Görüş anlayışıyla yönetmeye. İşte bizim derdimiz bu.
Şimdi baktığımızda Mısır’daki yönetim anlayışından İsrail ve Amerika memnun gibi!… Öte yandan Mısır halkı da memnun gibi!... Bu durumda yorum yapmak belki biraz erken ama biz bu yönetim anlayışını bir yerden hatırlıyoruz galiba. Nereden mi? Kendi ülkemizden!… Türkiye de bu yönetim anlayışının adına ne diyoruz? İşbirlikçi yönetim… Doğrusu Mısır için bu endişelerimin yersiz olmasını çook ama çok arzu ediyorum.
Hiç şüphesiz biz, takdir-i İlahiye iman etmiş insanlarız. Hayır ve şerrin Allah’tan (cc) geldiğine inanırız. Elbette ki bütün yaşananlar, Yüce Rabbimizin tekdiridir. Ona ne şüphe? Asıl olan safımız kiminle beraberdir, o önemli. Yani Haktan yana mı? Yoksa BOP’tan yana mı?