İyi ki Peygamberimsin…
"O"nun vasıtasıyla gelen dini kendisine göre uydurup, ticarete dökenlerin, sahte peygamberlerin, sahte tarikatların gölgesindeki bir dönemde; Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)'nın doğum günü bugün…
"O”nun vasıtasıyla gelen dini kendisine göre uydurup, ticarete dökenlerin, sahte peygamberlerin, sahte tarikatların gölgesindeki bir dönemde; Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’nın doğum günü bugün…
Efendimizin(s.a.s) dünyayı şereflendirdiği gün bugün… Sevgi dolu; sevgi yiyen, sevgi giyen, sevgi konuşan, bitimsiz sevgi ışığıyla Kâinatı aydınlatan, İncelikler ve Güzellikler Peygamber’inin çöle bir nur gibi indiği gün bugün… Mübarek ruhunun, mübarek bedeninde can bulduğu gün bugün…. O öyle bir can ki, evrendeki bütün canları kucaklayacak kadar engin sineli, okyanuslar kadar derin, merhametli ve şefkatli… Mucize de keramet de kendisi… Denizlerin mürekkep, ağaçların kalem olması halinde bile, sırlarının yazılamayacağı son kitap, mucize kitap, Kur’an-ı Kerim’in mübarek vasıtası…
İlkin; "Oku!” dedi Rab(c.c) Ona (s.a.s)… "Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Oku ki aydınlansın karanlıklar, oku ki sulansın çölleşen gönüller… "Oku”du Peygamber (s.a.s)… İyi ki okudu… İyi ki anlattı… İyi ki öğretti… Ve iyi ki benim Peygamberim (s.a.s)…
Aksi ihtimal ürpertiyor beni. Ya öyle olmasaydı da, başka bir güruhta, son dinden mahrum olarak dünyaya gelip, ya Onu (s.a.s) ve getirdiği muazzam dini tanımasaydım. Ne şanslıyım, ne kazançtayım oysa! İyi ki benim de Peygamberim… Bu gerçek sevincime sevinç katıyor. Asaletin anlamını anlatıyor.
Fakat böyle bir Peygambere (s.a.s) ve böyle güzel bir dine sahip olduğu halde, o Peygambere (s.a.s) uzak yaşayan ne çok insan var. Adeta tanımaktan korkuyor. Dinlemekten, anlamaktan korkuyor. Bilmiyor ki, O Peygamberi (s.a.s) tanıdıkça ruhu huzura kavuşacak, mükemmel insan olma yolunda adım atacak. O Peygamber (s.a.s) hiç yanlış, hiç olumsuz bir şey söylemiyor ki! Çünkü O Peygamber (s.a.s) insanları seviyor, hayvanları seviyor, doğayı seviyor, barışı, huzuru seviyor, inceliği, nezaketi seviyor…
(Hoş! Sahte peygamberleri konuşmaktan, misyonerlerle uğraşmaktan, "sen, ben” kavgasına girmekten, Onu (s.a.s) konuşmaya, Onu (s.a.s) anlamaya, Onu (s.a.s) okumaya fırsat bulamıyoruz ki, dediklerini yapma gayreti içinde olalım. Peygamber Efendimizin (s.a.s) sık sık anlatıldığı tek bir televizyon kanalı gösterin bana! Misyonerlikmiş! Bundan daha iyi misyonerlik çalışması mı olur? Neredeyse bütün yayın organları misyonerliğe hizmet etsin -bilerek ya da bilmeyerek- sonra da misyonerlik faaliyetlerinin ayyuka çıkmasından dem vurulsun. Ama benim Peygamberim (s.a.s) senenin belli günleri dışında yer bulamasın ümmetinin kanallarında. O günlerde de neredeyse bir ya da iki saati geçmesin Ona (s.a.s) dair anlatılanlar.)
Kısacası O (s.a.s) Sevgi’nin Peygamberi! Bize düşen bu sevgiyi paylaşmak… Bunu da Onu (s.a.s) çok iyi tanıyarak, iyi tahlil ederek başarabiliriz ancak… Güllerin Sultanını tanıdıkça göreceğiz ki, O (s.a.s) bizlere aslında "Gül” gibi bir dünya vaat etmiş. O dünyada mutsuzluğu da yer yok, huzursuzluğa da… Gama da yer yok, tasaya da… Sadece "Sevgi”var. Güzellik var, umut var, nezaket var, inceliklerle dolu bir dünya var!
Bu kutlu gün de Onu (s.a.s) tanımayanların daha iyi tanımak için en azından bir adım atabilmelerini diliyorum. Tanıdığını düşünenlerinde Onu (s.a.s) daha iyi anlayabilmelerini ve bu enginliğin takibini iyi yapabilmelerini diliyorum.
Günlerin en kutlusu ve en güzelinde ve akabinde ki Kutlu Doğum Haftasında "Güllerin Sultanı” inşallah layık olduğu şekilde anılır ve en güzel şekilde idrak edilir.
İyi ki var oldun ve iyi ki benim de Peygamberimsin, Sevgili Peygamberim! Bu en kutlu günümüzün ve yaşayacağımız en kutlu haftamızın bütün İslam Âlemine hayırlar getirmesi duasıyla… Mevlit Kandiliniz kutlu olsun efendim!