İnsanın Yaratılışı

Rabbimiz, bütün bu kâinatı genel mânâda iki âlemden ibaret yaratmıştır. Madde ve mânâ... Bu âlemleri oluşturan binlerce başka âlemler ve onların da bünyesinde barındırdığı sayısızca varlıklar vardır.

Rabbimiz, bütün bu kâinatı genel mânâda iki âlemden ibaret yaratmıştır. Madde ve mânâ... Bu âlemleri oluşturan binlerce başka âlemler ve onların da bünyesinde barındırdığı sayısızca varlıklar vardır.

Yaratılanların kimisi madde, kimisi mânâ ve kimisi de hem madde hem de mânâ âleminin varlıklarıdır.

Mesela toprak, taş, su, hava, hayvanlar, bitkiler vs, bunlar madde âleminin; melekler, cinler gibi yaratılmışlar da mânâ âleminin varlıklarıdır.

İnsan, ise hem madde hem de mânâ âleminin varlığıdır. Bu vasfa sahip tek varlık insandır. İnsanın yaratılışı ruh ve bedenden ibarettir. Ruh, mânâ; beden ise madde âleminin varlığıdır.

Yüce Allah, Hadid suresi dördüncü ve Araf suresi elli dördüncü ayetlerde kâinatı altı günde yarattığını buyurmaktadır. ‘Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı…’Araf/54 diye buyrulmuştur.

Bu altı gün, birbiri ardınca mı yoksa aralarında bir zaman dilimi var mı net değil. Ancak anlaşılan odur ki Kâinat, altı merhalede yaratılmış ve her merhalenin tamamlanma süresi ‘gün’ birimiyle ifade edilen bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bu merhaleler de hem madde ve hem de mânâ âlemlerinin yaratılması vardır.

Ruhlar da mânâ âleminin varlığı olduğuna göre, onlar da bu süreç içerisinde yaratılmıştır diyebiliriz. Ya da mana âleminin varlıklarının ayette ifade edilen zaman diliminde bir seferde yaratıldığını da düşünebiliriz. Madde âleminin varlıklarının yaratılmaları da her daim devam ede gelmektedir diyebiliriz.

Ruhlar hakkında fazla bilgi sahibi değiliz. Zira Rabbimiz, Peygamber Efendimize; ‘Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”’ İsra/85 diye bildirmiştir.

Dünya üzerindeki ilk yaratılmalarıysa Peygamber Efendimiz, bize haber veriyor. Ebu Hureyre’den nakledilen bir hadis-i şerifte Rasûlullah sav, ‘Allah Cumartesi günü toprağı, Pazar günü dağları, Pazartesi günü ağaçları, Salı günü hoşlanılmayan şeyleri, Çarşamba günü nuru yaratmıştır. Perşembe günü yeryüzüne hayvanları dağıtıp yaydı. Âdem’i ise Cuma günü ikindiden sonra yaratılanların sonuncusu olarak, gündüzün son saatleri olan, ikindi ile gece vakti arasında yarattı.’ RS/1856 (Müslim) buyurmuştur. Burada da yine anılan günlerin ard arda gelen günler olup olmadığı belli değildir.

İnsanların madde boyutu yani beden olarak yaratılmaları, hep birlikte değil tek tek olagelmektedir. Bedenlerin nasıl yaratıldığını Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’de bize bildirmiştir.

Bir vakit Rabbimiz, meleklere ‘…"Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.”…’ (Bakara/30) buyurarak; ‘…"Kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin.” diye emretmişti…’ Hicr/28,29

Buna binaen insanın bedenini (Âdem’i) topraktan yarattı. Eşini de onun eğreti (kaburga) kemiğinden yarattı. Sonrakileri ise anne ve baba vesilesiyle yaratmaktadır.

Bu husus, Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan edilmiştir. ‘Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten (bedenden) yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.’Nisa/1

‘Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra bu az suyu ‘alaka’ hâline getirdik. Alakayı da ‘mudga’ yaptık. Bu mudgayı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık…’(Mü’minun/12-14) (Alaka: Ana rahminde insanın kırk günlük hali; Mudga: Ana rahminde insanın ikinci kırk yani sekseninci gündeki hali.)

İbni Mes’ud ra’dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerif’de Peygamber Efendimiz, ‘Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı olan temel maddeler, anasının karnında kırk günde derlenip toplanır. Sonra ikinci kırk günlük zaman içinde kan pıhtısı haline döner. Sonra o kadar müddet zarfında da bir et parçası haline gelir. Daha sonra Allah bir melek gönderir de ona ruh üfürür…’(Buhari ve Müslim/RS:397) buyurmuştur.

Allah Azimüşşan, ilk insanı yarattı, ona kendi ruhundan üfledi. Sonrakilere ise meleklerin ruh üflediğini bu ayet ve hadisten öğrenmiş oluyoruz.

Yüce Allah, Âdem as’ı yarattı ve onun mertebesini âlâ eyledi. Öğle ki meleklere: ‘…"Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.’(Hicr/28-31)(İblis/Şeytan, cinlerdendi. Kehf/50) Allah’a olan güzel kulluğundan dolayı melekler, Rablerinden onu kendi katlarına almasını dilediler. Allah da cc dileklerini kabul etti ve onu melekler mertebesinde kıldı) Rabbimiz de onu lanetledi. O ise kıyamete kadar Allah’dan cc mühlet istedi ki Âdem ve zürriyetini yoldan saptırmak için.

Allah cc, insanı imtihana tabi tutmayı murad ettiği için İblis’in talebini kabul etti. Öte yandan imtihan koşularını kitaplarıyla bildirdi ve yol göstericiler olarak da aralarından peygamberler görevlendirdi. Zira insana günah işlemezlik özelliği vermedi. Ancak ona cüz-i irade verdi ki bununla niyetini belirlesin. Hakla-batıl arasında bir tercih yapsın.

İnsan, Şeytan ve nefis olgusuna rağmen İlahi kanunlara riayet ettiği ölçüde meleklerden dahi üstün olabiliyor. Ama iradesini nefsinin arzularına ve Şeytan’ın vesveselerine teslim ettiği zaman da ne yazık ki hayvandan daha aşağı mertebelere iniyor.

‘Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.’ (A’raf/179)buyurmuştur Yüce Rabbimiz.