Her cihetçe düşünmek…
Süre giden hayata ve gündeme yansıyan haberlere (o hayatı yakından ilgilendiren) bakıyorum ve hep rahmetli anneannemin bizlere öğüt babından sarf ettiği cümleyi hatırlıyorum: "Her cihetçe düşünmek lazım!"
Süre giden hayata ve gündeme yansıyan haberlere (o hayatı yakından ilgilendiren) bakıyorum ve hep rahmetli anneannemin bizlere öğüt babından sarf ettiği cümleyi hatırlıyorum: "Her cihetçe düşünmek lazım!”
Biz ne zaman (çömezler takımı olarak) herhangi bir konuda (yaşımıza başımıza bakmadan) ahkâm kesecek olsak, o şöyle bir durur, tebessüm eder, insana güven veren sesiyle; "her cihetçe düşünmek lazım” derdi… Diğerlerini bilemem ama (öteki çömezleri) ben; "hımmm!” diye düşünür, muhakkak bir bildiği var! Ne ola ki? Olsun! O diyorsa doğrudur….” Şeklinde beynime hücum eden cümlelerle, sükûnete bürünmeyi tercih ederdim. Anneannem o cihetleri hiçbir zaman açıklamadı ama her zaman bu cümlesiyle bizi düşünmeye sevk etmeyi başardı. Bir kişiyi yargılamadan, bir olay hakkında karar vermeden önce enine boyuna düşünmek, ölçüp biçip, değerlendirip, süzerek konuşmak… Bu öğüdün anlamı buydu ve bu bize miras olarak kaldı!
Mekânı cennet olsun, canım anneannemin o sözünü sık sık hatırlıyorum bugünlerde. Gün be gün, an be an o cümle kulaklarımda çınlıyor. Cümleler birikiyor birikiyor ama cihetlerden emin olamadığım için hepsi geri yutuluyor. O kadar çok ölçüp biçmeme ve süzmeme rağmen, mutlaka bir cihet daha var ki insanlar bu derece rahat diyorum. Fakat o derin(!) ciheti bir türlü bulamıyorum.
Gündeme yansıyan ve benim çileden çıkmama neden olan hadiseler karşısında önce derin bir nefes alıyorum, sonra "hadi bakalım düşün her cihetçe” diyor, o cihetleri tek tek gözden geçiriyorum. Ama olmuyor. Bir grilik var ve ben renkleri net göremiyorum. Ama bazıları pembe balonlarla gülümsüyor. Demek ki o benim bulamadığım ciheti bulmuşlar. Yoksa niye pembe balonlar eşliğinde gülümsesinler? Öyleyse ben boşuna cihet arayışındayım. O bulunmuş çoktan.
(Mesela; ABD Başkanı Barak Obama; "Libya’ya müdahaleye hazır olmalıyız” demiş. Paranoyalara boğulduğum yazımda da belirttiğim gibi bir nedenden dolayı değildir herhalde(?) Yani Irak’a yaptıklarını Libya’ya da yapacak değiller ya! Hem niye ABD müdahale ediyor ki Libya’ya? Türkiye çoktan bir strateji geliştirmiştir nasılsa, o topraklar yüzyıllarca bizim egemenliğimiz altındaydı ve eğer müdahale edilecekse bu en çok Türkiye’nin hakkıdır. Yok, edilmeyecekse ve Türkiye bu işe yanaştırılmazsa bu ABD neden bu kadar meraklı dünyanın jandarmalığını yapmaya? Bir sürü Arap Devleti hatta birliği var onlar yapsın… Yok, yok bunların hepsi paranoya, yoksa pembe balonlar bu kadar çok olmazdı etrafta… Bunlar olsa olsa benim kuruntularım.)
Bu tesellinin kucağında "her cihetçe "ninni” sini dinlerken, nedense iki göz kapağım birden kapanamıyor ve ben tek gözü açık bir halde uyuyorum. "Yok” diye fırlıyorum yerimden, "bu böyle olmaz!” Bu anneannemin "her cihetçesine” benzemiyor. O böyle huzursuz etmezdi ki! Anneannem böyle dediğinde biz o cihetlerin kendi yararımıza olduğunu bilirdik. Ama şu içinden çıkamadığım konular arasında bin tane de cihet düşünsem, bir güven duygusu oluşmuyor.
O zaman ya cihetlerde bir arıza var ya da hakikaten benim bilmediğim çok derin(!) cihetler var. Öyle olmasa "lay lay lom”cular bu kadar çok olur muydu? Herkes çözmüş cihetleri ve şekerlemelerini yapıyor üstüne. Bense hâlâ tek gözü açık uykularda cihet buhranlarına uyanıyorum!
Ah anneanne ah, ne vardı esrarlı gülümsemenle, o öğüdü kulağımıza küpe yapacak? Bin tane cihet düşüneceğimize, denilene kayıtsız şartsız itimat edip, teslim olsaydık ya bize sunulana! Ve bu kadar sorgulamasaydık! Üstelik tüm sorgulamalar çapanoğluna varıp dayanıyor ve sen haklı çıkıyorsun!
İyi, güzel hoş da olan bizim uykulara oluyor… Tek gözü açık uyunmuyor be anneanne…