Hayatımı Değiştiren, İki İnsan…
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Şiir dizelerinin başladığı gibi, hayatım adeta arka arkaya giden vagonlar gibi, hızla benden uzaklaşmaktadır. Yıllar var ki, nasıl anlatacağımı bilmiyorum, bildiğim bir gerçek, ayağımızın altından ömür sermayesi ile birlikte, zamanın da çok hızlı kaydığını görmekteyim. Yıllar var ki; "Ben o nağmeden müteheyyicim, Ki, yoktur ihtimali terennümüm, Ağlarım ağlatamam hissederim söyleyemem dili bağlı kalbimin ben ondan pek bizârım” dediği gibi şairin; "Dertlerimi tespih yaptım, ya sabur diye çekiyorum”.
Geçen hafta aldığım acı bir haberden dolayı, hala kendime gelemedim. Yediğim, içtiğim şeylerin tadı kaçtı. Seneler var ki, içten içe aradığım o insanları bulmak için çalıştığım ve ümidimi kestiğim bir anda, bir gün aniden karşıma çıkan, bir tanıdık vasıtası ile, tekrardan iz takibi sonucu ulaştığım. Buldum dediğimde de, kaybettiğim o insan, benim hocam "Ramazan Duygu” hoca. Bir ay önce vefat ederek Antalya da toprağa verildiğini öğrendiğim dakikadan itibaren, hayatımın tadı kaçtı. En yakınlarım ölse zannetmiyorum o kadar acı çekeceğimi ve beni etkileyeceğini. Hamdolsun, diğer hocamı buldum,” Mustafa Peker” hoca. O şu anda Adana da öğretmenliğine devam etmekteler.
Bu insanlar benim hayatım da çok değerli insanlar. Benim "hidayetime” sebep olan insanlar. Şayet onlar kahrımı çekmeseydi, nerede olacaktım bilmiyorum. İnsan hayatında en önemli "şey” insanın ahirete bakışıdır. Birini kaybettim ama diğeri sağ hamdolsun. Bir zamanlar küfür batağının içerisinde pineklediğimiz bir dönemde, benimle ilgilenerek hayatımın akışını değiştiren bu insanlara çok minnettarım. Hayat bu ya… insanın başına neler gelir bilemiyor. Bizde bazı badireleri hayatımızda geçirdik. Bu arada bazı dostları bulmakta geciktik. İstedim fakat, ayağımızdan prangalar vurulmuş olarak bulduk kendimizi, bir müddet kımıldayamadık. Kendimize geldiğimizde de, iş işten geçmişti. Çok ağır şartlar geçirdik.
Hani derler ya adam olmanın bedeli varmış, şayet yükseklere bakıyorsan. Bedel ödemeden olmuyor arkadaş. Şu an şu satırları yazarken dahi, kendini tutamamış bir yazar var karşınızda. Sessiz sessiz gözlerimden akan yaş, yılları temizliyor, ama içimi söndüremiyor. Durmadan ağlamak , ağlamak yine ağlamak istiyorum… Acı veriyor hayat bana… Tat alamıyorum. Hayatımda ilk defa yıllardır görmediğim halde, yokluğu içimi acıtıyor, gözyaşlarım durmuyor, içim kan ağlıyor… Tek tesellim Mustafa hocam, ilk fırsatta Adana’ya uçacağım görmek için, palanlarım başladı…
Hey gidi günler hey. Geçmişteki güzel günler acı veriyor. Ahirette buluşma sadece beni teselli edebilir. Acıyorum, düşmanıma, ahiret inancı olmayanlara acıyorum, geçmişini bitirene acıyorum, tutamadığım hayatıma ağlıyorum… Yıllar var ki içimde bir gün dahi atamdım bu insanları, benim gözümde o kadar büyük ki, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Bir zamanlar onların bildiği ve onlardan ayrıldıktan sonra, benim bu işleri bırakmayarak, nerelere götürdüğümü onlar dahi bilmiyor. Bildiğim tek bir gerçek, " katip meleklerin” sürekli onlara hayır yazdığıdır. Toprağa atılan, tohumların neşv-ü neva bulduğudur. Şu an da şu satırları ve bu kardeşinizin, sizlerin bildiğiniz bazı marifetler denirse şayet, marifet adına, bir kırıntı varsa, bilin ki bunlara sebep olan işte bu insanlardır…
Zamanında bu insanlar şayet kahrımı çekmeseydi… Şu anda belki de beni çok farklı görecektiniz. Hâla unutamadım bankalar apartmanını… Hâla unutamadım, motor-siklet’le gelen Mustafa Peker hocamı… Hâla unutamadım o şen-şakrak hocamı. Hâla unutamadım, dokuzuncu katı, hâla unutamadım Ramazan hocamı… Hâla unutamadım cübbesi ile karşımda bir fırtına gibi esen hocamı…Hâla unutamadım yağ kokan motor-meslek lisesini… Hâla unutamadım motor-sıklet ile okula dalan, yüzünden gülücüklerin eksik olmadığı "Mustafa Peker” hocamı… İnsan arıyor be… Yıllar da geçse arıyor…
Evvel ki gün, Mustafa hocamla telefonla görüşürken bana kâhırla neden aramadın bu zamana kadar diyordu. Tabi benim bazı badirelerden geçtiğimi bilmediği için, haklı olarak soruyordu tabi… Ama, ben bir ara buldum ama, daha sonra kaybettim. Sorduğumda da okuldan ayrıldı dediler. Tabi telefonla aradım. Bir taraftan da Ramazan hocayı arıyordum. Buldum buldum ama… bir ay önce toprağa vermişlerdi. Öğrendim ki, Ramazan hocam yalnız yaşamış yalnız ölmüş… Aynen bazı sahabeler gibi… Sahabelerden de bazıları yalnız yaşadı yalnız öldü… İnşallah Allah rahmeti ile kuşatır onu…
Antalya da İnşaat işiyle uğraşmaktaymış. Evde yalnızken, düşüyor ya da kalp krizi sanırım, ama kimse de bilmiyor, içerde kaç gün ölü kalıyor, Mustafa hocamın bana az da olsa verdiği bir bilgiydi bu… Ben şahidim bu insanlar hayatı boyunca Allah yolundan ayrılmadılar… Mücadeleye devam ettiler… Etraflarına ektikleri tohumlar yıllarda geçse, güllük gülüstana döndü… Onların arkasından okuyacak ne insanlar yetişti, ama hocalarımın haberleri bile yok… İnanıyorum ki, katip melekleri arkadan, hadislerin ve ayetlerin ifadesiyle durmadan yazıyor… Çünkü şu anda gördüğünüz değişiklikler, onların attığı tohumlarla "muhabbet fedailerinin” etrafa ektiği tohumları bu gün görmekteyiz… Bir ucu Afrika diğeri kutuplar… Hocam asla unutulmadın ve unutulmayacaksın, bu can bedende olduğu müddetçe…
Yazacak o kadar şeyler var ki, bu köşe ona sığmaz az kalır… Şeklini dahi göremedim, yüzünü dahi göremedim… O hareketli günlerin, o balkonda oturup dersleri dinlediğimiz şekilde var hayalimde ve karşımda… Siz sevgili okuyucularımdan Allah rızası için, hocama bir Fatiha ve üç ihlas okumanızı istirham ediyorum. Ben sizleri Allah için çok seviyorum… Zaman var ki, vaaz ya da konferanstan döndüğümde Ramazan hoca sorardı nasıl geçti diye…İşte böyle geçti…
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak