Gündem
Ramazan- Şerif'i uğurlamaya hazırlanıyoruz, Kadir Gecesini idrak edecek olmanın heyecanını yaşıyoruz, Bayram sevinciyle coşmak için gün sayıyoruz. Bunların yanı sıra bir de değişiyor gibi görünmekle birlikte, mütemadiyen tekrarlanan -sadece kişileri ve söylemleri değişen- gündemlerle boğuşuyoruz. Bir nokta var. O noktaya ulaştığınızda harbiden sıkılıyorsunuz artık. Hafakanlar arkadaşınız oluyor ve "ama bu kadar da olmaz ki" demeye başlıyorsunuz. Dün Saddam'dı bugün Esed. Dün Yunanistan'dı bugün İran. Dün romantizmdi, empresyonizmdi, realizmdi, bugün baharizm. (Bakınız Arap baharları) Bakıyorsunuz bir takım adamlar var. Bazıları dünyanın başına bela olan cinsten... Bu adamların bela politikalarını konuşuyor, tartışıyor, düzeltmeye çalışıyor diğerleri.
Ramazan- Şerif’i uğurlamaya hazırlanıyoruz, Kadir Gecesini idrak edecek olmanın heyecanını yaşıyoruz, Bayram sevinciyle coşmak için gün sayıyoruz.
Bunların yanı sıra bir de değişiyor gibi görünmekle birlikte, mütemadiyen tekrarlanan -sadece kişileri ve söylemleri değişen- gündemlerle boğuşuyoruz.
Bir nokta var. O noktaya ulaştığınızda harbiden sıkılıyorsunuz artık. Hafakanlar arkadaşınız oluyor ve "ama bu kadar da olmaz ki” demeye başlıyorsunuz.
Dün Saddam’dı bugün Esed. Dün Yunanistan’dı bugün İran. Dün romantizmdi, empresyonizmdi, realizmdi, bugün baharizm. (Bakınız Arap baharları)
Bakıyorsunuz bir takım adamlar var. Bazıları dünyanın başına bela olan cinsten... Bu adamların bela politikalarını konuşuyor, tartışıyor, düzeltmeye çalışıyor diğerleri.
Bir çeşit komedya! Belaların çabalarıyla trajediye dönüştürülen... Düzeltmeye çalışanların samimiyetsizlikleriyle yeniden komedyaya dönüşen. Sıkıcı bir kısırdöngü.
Komedya çünkü az çok bilen bir insan dünde aynı şeylerin olduğunu görüyor ve ortaya sürülen sahtekârlıklar neticesinde "siz kimi kandırıyorsunuz?” diye kerçle gülümsüyor. "Kıvırmayın” diyor içinden, "şu kokuşmuş egolarınızı bir dökün ortaya hele.” Açık oynayın kartlarınızı. Ki "illallah” diye sizden yaka silkenler tam olarak neyle karşı karşıya olduklarını bilsinler.
"Yetti sizin trajediye dönüştürdükleriniz!”
Çekmek zorunda mıyız sizi? Sizi ve ölüm, kan kokan politikalarınızı? Ne tür ilkel bir probleminiz varsa çözün ve bela olmaktan vazgeçin artık. Ne bileyim çocukluğunuz mu kötü geçti, evriminizi mi tamamlayamadınız, babanızdan çok mu dayak yediniz, bunun intikamını saf ve masum insanlardan almayın artık. Gidin başka biçimlerde tedavi olun! Öldürerek ya da başkalarının hayatları üzerinde kumar oynayarak değil.
Bölgemizde süregiden kan kokulu çekişmelerin akabinde sözde düzeltme çabasına giren şahısların kahkaha dolu durum değerlendirmeleri zoruma gidiyor zira.
Çanak tutmayın, fırsat vermeyin. Ya da indirin maskelerinizi!
Ve şu: Mübarek Ramazan dinlemeyip, yeni ölümlere kılıflar arayanlar. Bir zahmet sizde indirin maskelerinizi. Sözde durum düzeltmecilerinin ve yara sarıcılarının ekmeğine sürmek için biriktirmeyin yağları.
Bu arada şunu da ifade etmeden geçmeyeyim. Hani hemen hemen her Ramazan’da ölüm ve kan izletiyorsunuz ya bize. Yetmedi bunların yaşanabileceğinin sinyallerini veriyorsunuz ya. Helal olsun diyorum size.
Sarsılın ve kendinize gelin diyorum bir de. Bölge bizim bölgemiz. Ölenler kardeşlerimiz. Plan içinde olunanlar da… Kahkahalar eşliğinde durum düzeltme çabasında olanların kim olduğunu söylemiyorum bile!
Bir de şunu diyorum gündem mimarlarına. Yani dünya çapındaki bazı Müslüman liderlere. Ramazan- Şerif gibi bir değeri "gündem” yapmayı hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Bakın bitmek üzere.
Yoksa Ramazan-ı Şerif hiç mi gündeminiz olmayı başaramadı sizin?
Öyle ya!