Evdeki HSP, çarşıya uymadı!
Kurulduğunda herkes Hasta Parti demişti Halkın Sesi Partisi'ne. Doğrusu ilk bakışta 'çizdim, oynamıyorum' misali çok anlamsız bir ayrışma gibi geliyordu bana. Ne yalan söyleyeyim, iş ciddileştikçe acı tebessümler ediyordum. Giderken de hep birden değil, her gün biri Saadet Partisi'nden ayrılıp, karşı tarafa iltihak ediyorlardı ki epey bir zaman gündem olsun…
Kurulduğunda herkes Hasta Parti demişti Halkın Sesi Partisi’ne. Doğrusu ilk bakışta ‘çizdim, oynamıyorum’ misali çok anlamsız bir ayrışma gibi geliyordu bana. Ne yalan söyleyeyim, iş ciddileştikçe acı tebessümler ediyordum. Giderken de hep birden değil, her gün biri Saadet Partisi’nden ayrılıp, karşı tarafa iltihak ediyorlardı ki epey bir zaman gündem olsun…
Neyse biz istemez veya temenni etmezsek de ayrışma oldu ve arkasından malum partilerini kurdular. Nasıl ki Adalet ve Kalkınma Partililer, kendilerine AK dedilerse, bunlar da HAS dediler. Nasıl ki hiçbir zaman ak olamayanlara millet AKP dediyse, has olma ihtimali olmadığı için de bunlara HSP dediler. Nasıl ki AKP telaffuzu insanda bir kirlilik çağrışımı uyandırıyorsa, HSP ifadesi de ‘hesap’ çağrışımı uyandırıyordu. Şimdi ise ikisini birleşmiş gibi düşününce ‘kirli hesap’ gibi bir şey akla geliyor. Zaten gerek maddi ve gerekse manevi kirlilik gına getirmişken, bundan sonra işimiz daha da zor olacak demektir.
Saadet Partisinden giden arkadaşlar, ‘Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.’ kabilinden ortada bir parti falan da yokken ‘Ben Numan Bey’le birlikte hareket edeceğim.’ diyerek ayrıldılar. Demek ne kadar da güvenmişler. Ama şimdilerde duyuyoruz da bizi burada iğfal ettiler, onurumuzla oynadılar diyen arkadaşlar varmış. Daha çook bu vb ifadeler duyarız…
Hadi AKP’liler giderken gömlek çıkarmışlardı. Gereğini de yaptılar. Ama bunlar gömleği çıkarmadan gittiklerini söylediler. Tabii Milli Görüş gömleği de kişilere bağlı olarak kirlenebilir. Ama onun temizlenme şartları yine Milli Görüş içerisindedir. O arkadaşlarımız temizleme ortamı bulamadıkları için gömlek sırtlarında kokmaya başladı. Şimdi, samimi olanlar, gelip yeni gömleklerini giyecekler. Üzülerek ifade ediyorum, bir kısmı da ne yazık ki gittikleri yerde kesin kes ama kesin kes işbirlikçi gömleğini sırtlarına geçirecekler.
Ayrılırken kendilerine; "Bakın, Milli Görüş treni birdir. Ondan ineni öyle yol ortasında tutmazlar. Eninde-Sonunda bir işbirlikçi trene bindirirler.” demiştik. Onlar, "Hayır biz inmiyoruz, biz ayrı bir kompartımanda siyaset yapacağız.” dediler. Hayda!... Nasıl yani? … Tabi bunu inanarak söylediklerine ihtimal verilemezdi. Kaldı ki demokrasilerde aynı görüşü savunan iki partinin seçimlerde oylarının birleştirileceğine dair bir teamül olmadığını kendileri de biliyor.
Evet, gelinen noktada iyi niyetli bazı arkadaşlarımız, tekrar geri gelecekler. Ancak, büyük bir kısmının da bu süreçte kabuğuna çekileceğini düşünüyorum. Ayrışım sürecinde onların mücahitlikten-müteahhitliğe adım attıklarını söyleyemedim. Ama bazılarının içinde AKP trenini kaçırdıklarının pişmanlığı da yok değildi. Bu gün itibariyle gideceklerin orada müteahhitliğe terfi edeceklerini düşünüyorum. Yalnız, AKP’nin içinde bulunduğu bataklıkta çok da fazla dayanacaklarını düşünmüyorum. Kesin kes giderken içlerindeki bir pişmanlık duygusunun kendilerini sürekli rahatsız edeceğini biliyorum. Kronikleşecekler de olmayacak değil.
Sözün özü, bütün bunlar bir durum tespiti. Görünen köy kılavuz istemez. Bu meyanda iyi niyet, ne yazık ki hep hezimete dönüştü bu güne kadar. Ancak çoğu, farkında değil. Dünyalıklar, perde perde örtmüş gerçeklerin önünü. Bunu şimdilik pek gören olmuyor ama asıl hesap günü de gelip çatacak bir gün. Cehennem’e giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Lütfen kendinizi dünyaya nizam verecek olarak görmeyin. Dünyaya nizamı şanı yüce Allah, verir vesselam.