En çok korktuğum tipler, fikir psikopatları!

Dünyatimes'ın da paylaştığı bir haber var: "Ar'ın Aleyküm Selam" öfkesi… Haberin içeriği özetle şöyle; Müjde Ar'ın kardeşi Mehtap Ar bir ilköğretim okulunda bir sınıfa giriyor; "Merhaba" diyor ve çocuklardan biri de buna "aleyküm selam" diye karşılık veriyor. Ar küplere biniyor ve hiddetini çocuğu tartaklamaya kadar vardırıyor. Diğer bir çocuk da olaya müdahil olup, "ne var bunda" deyince "burası medrese mi okul" diye veryansın ediyor!

Dünyatimes’ın da paylaştığı bir haber var: "Ar’ın Aleyküm Selam” öfkesi… Haberin içeriği özetle şöyle; Müjde Ar’ın kardeşi Mehtap Ar bir ilköğretim okulunda bir sınıfa giriyor; "Merhaba” diyor ve çocuklardan biri de buna "aleyküm selam” diye karşılık veriyor. Ar küplere biniyor ve hiddetini çocuğu tartaklamaya kadar vardırıyor. Diğer bir çocuk da olaya müdahil olup, "ne var bunda” deyince "burası medrese mi okul” diye veryansın ediyor!

Şimdi, olay basit gibi görünüyor… Buna, menopozun sınırlarını zorlayan bir kadının histeri nöbetleri gözüyle de bakabilirsiniz, unutulan bir aktristin gündeme gelme çabaları olarak da… Fakat temelde çok daha acı ve tehlikeli bir gerçek var… Bir şeye taraf olabilirsiniz, bir fikrin yılmaz savunucusu da olabilirsiniz, bir objeye ölümüne de bağlanabilirsiniz… ve hatta o uğurda ölebilirsiniz de… Bu saygıyla karşılanır. Ama bu fanatizme, Vandalizm’e dönüşüyorsa tehlike çanları çalıyor demektir. Senin ablan (Müjde Ar) ne kadar toplum ahlakına aykırı sözlerle gündeme gelme hakkına sahipse, o çocuk da "aleyküm selam” deme özgürlüğüne sahip! Bunu mezhep konusu yapmanın, bir çocukla, medreseydi okuldu tartışmalarına girerek o çocuk üzerinden konuyu rejim tartışmalarına vardırmanın ne alemi var? Hakikaten gülünç ve acıklı bir tablo!

En çok korktuğum tipler derken kastettiğim şu; nasıl herhangi bir duygunun psikopatları olabiliyorsa ve takıntılarla, aşırı kıskançlıklarla ve saplantılarla o duyguyu beslediği insanın cehennemi olup dünyayı ona dar edebiliyorsa bana göre fikirlerin de psikopatları var. Bir fikre sabitlenmiş, bataklık gibi o fikre saplanmış çıkamıyor oradan… Ne ironiktir ki çıkmak için çaba da sarf etmiyor. Psikopatça o fikrinin içine girmiş, kendisine duvarlar örmüş ve o dünyada aynı teraneleri söyleye söyleye ömür tüketiyor. Oysa değişime en açık olgudur fikir! Fikirler değişir ve değişmelidir de… Yoksa nasıl bir insanın gelişiminden, olgunlaşmasından ve ufkunun genişliğinden söz edilebilir ki! Ama değişmez fikirlere sahip olanlar var maalesef! Beşeri sistemlerine, kul yapısı kanunlarına yürekten iman etmiş, asla bundan vazgeçmem diye gözünü kulağını kalbini mühürlemişler var… Yahu o sistemlerin, kanunların asıl yapıcıları değişti, gelişti, ufuk filan hak getire Mars’a bile gözünü dikti, sen hala yavan yapıldak yollardasın ve eskimiş fikirlerine sımsıkı sarılmış meydanlarda "kahrolsun şunlar, kahrolsun bunlar” diye haybeye bağırmaktasın, desen de fayda yok… Yok illa ki "fikrim de fikrim” Hangi fikir? Fikir yok ki ortada… Modası geçmiş çürük ve çağın gerisinde kuru gürültüler var…

Bu tiplerden o kesim bu kesim diye ayıracak olursak (her türlü ayrımcılığa karşı olsam da) bu kesim de yok mu? Var elbette… Aynı fanatizmle hareket edip, basitçe "benim fikrim senin fikrini döver” yaklaşımında olanlar yadsınamayacak kadar çok. Dinlemeden yargılayan, karşısındakini benim fikrimde değil diye, acımasızca -dinden çıkmaya kadar varan suçlamalarla- mahkûm edenler yok mu? Hem de nasıl var?

Fikir psikopatları hemen her kesimde mevcut. Ve hatta hayvan hakları savunucularında bile… Hatırlarsınız Panter Emel’i… Savunduğu en masum yaratıklardan hayvanlar ama savunma biçimi en az yırtıcı hayvanlar kadar tehlikeli ve itici. Aynı şekilde futbol sahalarında da aynı tiplere rastlamak mümkün. Altı üstü -cebine ve hayatına faydası olmayan- takımı yeniliyor ama o sonucu döner bıçaklarıyla karşılıyor. Elinde döner bıçağı, gözü skorda, resmen "yenilse de takımım şu içimdeki şiddeti ortaya döksem” diye bekliyor. … Bu bir yapı meselesi demek ki! Birey geçmişinde yaşadığı acıların intikamını bir fikrin ardına saklanarak fanatik tepkilerle ortaya koyabiliyor.

Ama hangi kesim olursa olsun bu tipler toplumun en tehlikeli katmanını oluşturuyorlar. Zira fikirlerin neticesi hiddete dönüşebiliyor. Hiddet de şiddete. Yazıya konu olan mesele ne kadar basitmiş gibi görünse de bu yönüyle kayda değer aslında. Koskocaman bir kadın ve karşısında en nihayetinde bir çocuk! Anlamak mümkün değil! En düşündürücü olan kısımlarından bir tanesi de Okul yönetiminin açıklaması. Olayın varlığını kabul eden yönetim, özür mahiyetinde "çocuklar tanıyamamış Mehtap Hanım’ı” diyor. Hadi yaaaaa…. Tanısaydı ne olacaktı? Aleyküm Selam yerine "hello” mu diyecekti? Ve çocuk o zaman çağdaşlaşmış ve Mehtap Hanım’ın fikrine uyan mı olacaktı?