Dil (Lisan)-1
Düşünürler eşyanın dildeki (lisandaki) varlığı konusu ile ilgili görüşeler serd etmişlerdir. Buna göre her şeyin varlığı dört mertebededir:
Düşünürler eşyanın dildeki (lisandaki) varlığı konusu ile ilgili görüşeler serd etmişlerdir. Buna göre her şeyin varlığı dört mertebededir:
1-Hariçteki varlığı 2-Zihinde yani hayaldeki varlığı 3-Dildeki (Lisanda) varlığı 4-Yazıdaki varlığıdır.
Mesela; Ateş kelimesini ele alalım. Bu ateşin:
1-Ocakta bir varlığı vardır. 2- Yine ateş deyince zihnimizde ve haylimizde bir şey canlanır. İşte o da ateşin hayaldeki varlığıdır. 3-Dilimizde kullandığımız (Lisanımızda) bir ateş kelimesi vardır. Konuşmalarımızda ateş diye bir şey kullanırız. 4-Son olarak da beyaz kâğıt üzerine yazdığımız yani; yazılan bir ateş kelimesi (yazısı) vardır.
Buna göre düşündüğümüz takdirde dil dediğimiz ve biz insanların birbirimizle anlaşmak için kullandığımız kelimeler aklımıza gelmektedir. Fakat unutulmaması gereken şey; biz insanoğlunun dışında ve bize ait olmayan bir dilin de var olduğudur. Tabi bu dillin biz insanoğlunun fevkinde, kolay, kolay anlayamayacağı aşkın bir dilde mevcuttur elbette. Bu şekilde ilk akla gelen dil diyebileceğimiz mesela; Allah’ın kullarına hitap etmiş olduğu kutsal kitapların dilleridir. Allah insanlarla konuşamayacağı için bu kutsal diller de yine insana insan tarafından çevrilmesi gerekmiştir. Dinlere ait olan dil. Peki, bu aşkın dil insan tarafından nasıl anlaşılacaktır? Tabi olarak insanların zihinlerinde farklı, farklı anlamlar oluşacaktır. İnsan tarafından farklı şekilde anlaşılacaktır. Bu farklılıklar her ne kadar izale edilmeye de çalışılsa sıfır denecek düzeye inmesi mümkün görünmemektir. Biz insanlar kendi aramızda eğitim ve kültür farkına bağlı olarak kullandığımız dil bağlamında yüzde yüz bir iletişim ve anlaşma sağlamamaktayız. Kaldı ki bizi aşan bir aşkın dil (Dine ait olan dil) karşısında aynı şeyi anlayalım ve zihnimizde canlanan şey, aynı şey olsun. Demek ki; dilin insan zihninde canlandırdığı farklı, farklı şeyler olabilmektedir.
Biz insanoğlu olarak eğitim ve kültür birikimimizin dışında kalan kelimelerde; zihnimizde tam olarak bir şey canlanamadığından o şeyi veyahut şeyleri anlamımız mümkün değildir. Kendimize göre bir şey anladığımızı farz ederek anladık desek de, başka birisi farklı bir anlam çıkartarak farklı bir şey söyleyebilmektedir.
Bir şeyi anlama bağlamında; bin yıllar boyunca insanoğlunun bütün bu gelişmesi, ilerlemesi, kültürü bu gün ulaşmış olduğu medeniyeti itibarı ile seviyesinin hepsi de dil üzerinden aktarıla gelmiş ve aktarılmaya devam etmektedir. İnsanoğlunun bu kadar uzun süre tecrübe birikimleri de dilin sayesinde olmuştur. Dolayısıyla; İnsanın bütün gücü zihin hafızasındaki kelime birikimi ile doğru orantılıdır. Dildeki kelimeleri bilme gücü eşittir anlama gücüne o da eşittir anlatma gücü demektir.
Herhangi bir dilde kullanılan kelimeyi duyduğumuzda zihnimiz bir şey canlandırır ve onu somut bir hale sokar daha sonra da biz anlamış oluruz. Bu dildeki kelimenin anlamını somut bir halde canlandıramaz isek tam olarak anlayamayız. Keza o kelimede geçen anlamı anlamak için bir şeye ; negatif:…………….değildir (benzemez) veyahut pozitif; ………….benzer diyerek anlamaya çalışırız. Zihnimize o canlandırdığımız şekli alarak idrake etmesini sağlarız. Yani her kelimenin zihinde canlanan bir şekli, dilde söylenen bir kelimesi ve hariçte bir varlığı vardır.
Düşüncelerin ve farklı yorumların kelimeler üzerinden ifade edilmesini göz önünde bulundurursak, farklı açılımlara ulaşmak için alabildiğince varlıkların künhüne ulaşmayla uğraşmak gerekmektedir. Aynı zamanda dil üzerinden yapılan düşünce birikimlerini iyice irdelemek kaçınılmaz görünmektedir. Bu konuda insanoğlunun edinmiş olduğu tecrübe birikimlerini daha iyi araştırarak, acaba nasıl daha farklı bir izah getirilir, eğer getirilirse doğru olur mu? Diye düşünmek gerekmektedir.
Dil (Lisan) konusu çok geniş bir meseledir. Bu meselede yazılacak sayfalarca yazı yazılabilir. Bu minvalde gelecek konuları anlatmak üzere derim.