Deli Dumrul Bankacılık Yada Kurumsal İmtihar

Bankalarımız geçmişte atlattığı krizlerden sonra son global krize karşı güçlenerek çıktı. Şuan günümüzdeki başarılı performanslarını da o dönemki tecrübelerine büyük oranda borçlular. Dünya ülkeri özellikle Avrupa ve Amerika kıtası derin ekonomik krizlerle boğuşurken bizim bankalarımız daha bir güçlenerek yoluna devam ediyor.

Bankalarımız geçmişte atlattığı krizlerden sonra son global krize karşı güçlenerek çıktı. Şuan günümüzdeki başarılı performanslarını da o dönemki tecrübelerine büyük oranda borçlular. Dünya ülkeri özellikle Avrupa ve Amerika kıtası derin ekonomik krizlerle boğuşurken bizim bankalarımız daha bir güçlenerek yoluna devam ediyor.
Ancak herşey gayet güzel giderken pişmiş aşa su katan tavırlarda yaşanıyor. Öyleki adeta bankalar müşterileriyle kıran kırana çarpışıyor. Sürekli tüketici hakem heyetleri üzerinden, tüketici mahkemelerinden bankalar aleyhine kararlar alınıyor tüketici haklılığı defaatle ortaya konuyor ama bankaların tavrı değişmiyor. Neden bahsettiğimi gayet iyi anlamışsınızdır çünkü bu problemi yaşamayanımız yok gibi. Bankalar artık neredeyse kapısının önünden geçenden bile para kesecek seviyeye düştü. Hani meşhur ata yadigarı bir hikayemiz vardırya Deli Dumrul kuru araziye köprü kurar geçenden 1 akçe geçmeyenden 2 akçe alır. Bankalarda aynı konumdalar. Artık nereden ne masrafı kessek diye projeler üretir oldular. 1-2 yıl öncesine kadar kredi kartı ekstrelerinin posta ve baskı maliyetlerinden kurtulmak için insanları e-ekstreye geçmeye teşvik ettiler. Büyük çoğunluk geçti şimdide başladılar "e-ekstre isterseniz 2.90 posta isterseniz 3.90 masraf kesilecektir" ya Allah aşkına sizin finans yönetimi anlayışınız bu mu? Kredi çekersiniz dosya masrafı, kart çıkartırsınız kart kullanım ücreti, ufak bir bankaya işiniz düşer "önce bilmem ne sigortası yapalım" (işe yarar bişey de değildir çoğunlukla. Zaten şartlarına bakarsınız kendilerini suya sabuna dokundurtmayacak dercede garatiye almışlardır.) liste uzayıp gidiyor. Üsttede dedimya artık kapının önünden geçenden 1 içeri girenden 3 Q matik kullanandan 5 oturup bakleyenden 6 direkt temsilciyle görüşenden 9 TL alalım... düzen artık yavaş yavaş buraya gidiyor. Eski kovboy filmlerinde insanlar bankaları soyardıya, artık devir değişti, bankalar insanları soymaya başladı.
Benim merak ettiğim ise tüketici mahkemelerinden yargıtaya kadar hep tüketici lehine karar veriliyor. Son günlerde insanlar 10 yıl geriye dönük kart ödemelerini almaya başladılar. E peki bankalar ne yüzsüzlükle yada hangi hakla özelliklede kart kullanım ücretlerini kesiyorlar. Hemde haklarında bunca yasal hüküm varken. Gerçekten aklım ermiyor?
Birde işe iletişim algı yönetimi boyutuyla bakalım. Her geçen gün tüketici lehine neticelenen mahkeme kararları, müşterilerin internetten çeşitli siteler üzerinden sürekli şikayetler girmeleri, olumsuz yorumlar yapmaları, bunları sosyal medyada paylaşmaları ve en kalıcı iletişim yöntemi dediğimiz kulaktan kulağa yayılan olumsuzluklar... sizce bunlar nereye kadar sürer. Tüm toplumu kendilerine küstürmeyi mi amaçlıyorlar. Nasıl bir kurumsal iletişim stratejisidir, nasıl bir algı yönetimidir? İnanın benim aklım almıyor. Bu iletişim dilinde düpedüz kurumsal imtihardır. Bu devasa kurumlar (ki Türkiyenin en kurumsallaşmış firmalarıdır) üç kuruş menfaate itibarlarını satıyorlar. Hani bir atasözümüz vardırya deveyi yardan uçuran bir tutam ottur diye. Ah atalarımız ah, sizi dinleyeseydik zaten bu hallere düşmezdik.
Peki şimdi ne olacak dersiniz? Kahin olmaya gerek yok. Bankalar geldikleri yere geri dönecektir. Tarih tekerrürden ibarettir. Bankalar bu Deli Dumrulluğa bir son vermezse bütün müşterilerini küstürecek ve bir dönem sinek avlayıp sonra kepenkleri indirmeye başlayacaklar. Hepsi mi? Hayır içlerinde müşterisini veli nimet olarak görmeye devam edenler müstesna.