Değerli büyüklerim ve kardeşlerim
Sözlerime başlamadan evvel hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Biliyorum, bu selam size nasıl ulaştıysa Afrika'daki o duru gönüllere, kardeşlerimize de öylece ulaştı. Çünkü gönüllerimiz BİR oldu, biz onlar olduk artık. Eminim ki, onlar sizlerin de bir parçası oldu, aklınız oralarda kaldı. Belki bizlere bir daha Nijer'egitmek nasip olmayacak. Bu kısa zaman diliminde birlikte bir ömür boyu unutamayacağımızçok şeyler yaşadık hepimiz. Afrika kelimesini her duyduğumuzda hatıralarımız canlanacak, her şey gözümüzün önüne yeniden gelecek, her seferinde birileriyle hep paylaşma ihtiyacı duyacağız anılarımızı ve bu zaman dilimi hep canlı kalacak hayatımızda.
Sözlerime başlamadan evvel hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.
Biliyorum, bu selam size nasıl ulaştıysa Afrika’daki o duru gönüllere, kardeşlerimize de öylece ulaştı. Çünkü gönüllerimiz BİR oldu, biz onlar olduk artık. Eminim ki, onlar sizlerin de bir parçası oldu, aklınız oralarda kaldı. Belki bizlere bir daha Nijer'egitmek nasip olmayacak. Bu kısa zaman diliminde birlikte bir ömür boyu unutamayacağımızçok şeyler yaşadık hepimiz. Afrika kelimesini her duyduğumuzda hatıralarımız canlanacak, her şey gözümüzün önüne yeniden gelecek, her seferinde birileriyle hep paylaşma ihtiyacı duyacağız anılarımızı ve bu zaman dilimi hep canlı kalacak hayatımızda.
Varlığı bile birçok kişi tarafından bilinmeyen Nijer’in ismi, bilinen Nijerya ile karıştırıldığında hemen atılıp, Nijer’in farklı bir ülke olduğunu anlatmaya çalışacağız, sanki bizim bir parçamız gibi sahiplenme duygusuyla. Nijerya değil, bu başka bir ülke ‘Nijer’ diyeceğiz. Afrika’daki yerini tarif edeceğiz, yüz ölçümünü, nüfusunu, dilini, dinini, yolunu, suyunu, selini anlatacağız. Acaba anlatabilecek miyiz, hissettiklerimizi? Umut ve çaresizliğin yansıdığı o gözlerdeki ifadeyi anlatacak kelime bulabilecek miyiz? Ufuksuzluğu, teslimiyeti, sabrı tarif edebilecek miyiz? Ben çok zorlanıyorum ifade ederken, sanırım siz de zorlanacaksınız. Afrikalıyı anlatmak zor, onları anlatmak için önce anlamak gerek.
Afrikalıyıanlamak için birçok duyguyu barındıran gözlerinin içine bakmanız yeterli olabilir oysa. Onları anlatmak istediğinizde uygun kelime bulmakta zorlanırsınız, onları bir nebze anlamak için onlara dokunmanın, onlarla aynı havayı teneffüs etmenin gerekliliğini, başka türlüsünün mümkün olmadığını sizlerin de hissettiğine eminim... Her fırsatta söylediğim gibi, Afrika bir okul, her seyahat bir sömestr dönemidir bizler için. Ders başlıklarınız SABIRDIR, ÇARESİZLİKTE YAŞAMAKTIR, SAHİP OLDUĞUNLA YETİNMEK, KENDİNE AİT OLMAYANA EL UZATMAMAKTIR. AZLA YETİNMEK, ACIYA DAYANMAKTIR, BEKLEMEYİ BİLMEKTİR.
Bizler onlarla evlerini ziyarette, kuyu başlarında, tarlalarında, milet döverken, sizler ise onları ameliyat ederken, tetkiklerini yaparken, hiç görmedikleri veya uzun zamandır göremedikleri dünyayı görmelerine vesile olurken, yıllardır ağrısını çektikleri azı dişlerini çekmek zorunda kalırken, serum takarken, bahçeye taşırken birlikte oldunuz. Gördünüz sessizliklerini, teslim oluşlarını, size güvenlerini, hep birbirine karıştı duygular.
Biliyorum, birçok şeyi sorguluyorsunuz hayatınızda. Nelere sahip olduğunuzu, neyiniz olmadığı için dertlendiğinizi düşünüyorsunuz. Oysa onların hiçbir şeylerinin olmayışı, çaresizlikleri kimimizi utandırıyor, kimimizi düşündürüyor. Daha ordayken sorgulamaya başladınız kendinizi, ne su içebildiniz kalabalıkta, ne öldürücü sıtmaya yakalanmanız sizi telaşlandırdı. Çaresiz bakışların gölgesinde kaldı hep, "olmazsa olmazlarımız”. Artık "olmasa da olurlar”ın dönemi başlıyor bizler için.
Önümüzde daha çok Nijerler, Maliler, Burkinalar olacak. Sadece Nijer’e on kez den fazla gittik,hala kendimizi sorgulamamız bitmedi. Şöyle derinden bir anlatmaya kalksak beyaz yüzlü kara Afrikalıları, bir hüzün kaplar içimizi anlatacak kelime, tarif edecek söz bulamayız. Her defasında karışır duygularımız gözlerindeki çaresizliği gördükçe. Kayıtsız teslim oluşları içimizi hep burkmuştur. Samimi tebessümleri bir armağan gibi gelir bizlere. Bazen kıyas bile yaparız onlar mı yoksa bizler mi daha mutluyuz diye.
Kendini dünyanın ekseninde, milletler adına karar verme yetkisinde gören sözde medeni, fiilde cani liderlerin, onlara ses çıkarmayan çifte standartlı halklarının insanlık adına kirlettiği, insan sevgisinin anlamının unutturulduğu bir dünyada, haritada yerini bulmakta zorlandığımız Nijer’deki Müslüman kardeşinin ıstırabını dindirmeyi kendine vazife edinen siz ve bizlerle gelemese de gönlü bizimle olan sizin gibi gönüllü kardeşlerimiz var olduğu sürece gelecekte çok önemli işler yapacağıma olan inancımı hiç kaybetmedim.
Sözlerime bitirirken, varlığını yanımızda hissetmenin verdiği gücün yanında, büyük desteklerinden dolayı Başbakanlık TİKA Kuruluşumuz Başkanlığı’na ve Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler Daire Başkanlığı’na, bu kurumlarda emeği geçen bütün bürokrat ve çalışanlarına, bu seyahatleri gerçekleştirmemizde payı olan yardım severlerimize, ilaç desteğinde bulunan ilaç firmalarımız ve sivil toplum kuruluşlarına, bu projeleri birlikte gerçekleştirdiğimiz dernek ve vakıflara, şahsım, Gönüllüler ve mazlum Afrika insanı adına teşekkürü bir borç biliyorum.
Her seyahat sonrası gönüllülerimizin meziyetlerini yazardım. artık yazmamaya karar verdim, belki eksik yazarım kaygısıyla. İyi ki varsınız, ellerinize yüreklerinize sağlık. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, bizlere anlayış gösteren ailelerimize, büyüklerimize, eşlerimize minnet ve şükran duyuyorum. Sizin gibi dostları bizlere kazandırdığı için Rabbime Hamd ediyorum. Bir kusurum olduysa özür ve helallik diliyorum. Sizleri çok sevdiğimi hissettiremediysem, bu satırlarda bir kez daha söylemek istiyorum.
Selam ve sevilerimle