CIA sen ne işe yararsın?
Biz bu filmi görmüştük. Defalarca. Hani şu fıkradaki gibi… Adamın biri yerde bir muz kabuğu görmüş: "Eyvah!" demiş, "Yine düşeceğim."
Biz bu filmi görmüştük. Defalarca. Hani şu fıkradaki gibi… Adamın biri yerde bir muz kabuğu görmüş: "Eyvah!” demiş, "Yine düşeceğim.”
O hesap!
Evet, biz bu filmi görmüştük. Ve evet, hem de defalarca. Fakat yine düştük. Yine oyuna geldik. Yine ortalık karıştı.
Hem de değmeyecek aptal bir film için. Aşağılık ve alçak ve dahi rezil bir takım adamların saçmalıklarına itibar edildi ve bazı Müslüman ülkelerde filme tepki anlamında şiddet içeren gösteriler düzenlendi.
Ne yani düzenlenmese miydi, böylesi bir filme tepki verilmese miydi, denilebilir. Elbette verilmeli fakat adamların tuzağına düşerek değil. Zira adamlar oldukça zorlamışlar şartları. Filmin çekilmesinin ardından ABD bu filme hiç itibar etmemiş mesela. Gösterim için salon bile bulamamışlar. Bakmışlar olmuyor. İnternete müracaat. Orada da itibar görmemişler. Sonunda Arapça altyazıyla bazı Arap ülkelerine sokmuşlar filmi. Yine internet aracılığıyla. Yani şunu demişler kısaca:
"Biz bir film çektik ve önünüze attık. Neden hâlâ düşmüyorsunuz?”
Muz kabuğundaki gibi!
Ne yazık ki sonunda da amaçlarına ulaştılar.
İnşallah daha fazla tırmanmadan olaylar aklıselimle son bulur.
Fakat benim sorgulamak istediğim başka bir şey var. CIA! Açılımı: Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı.
Bu teşkilat ne işe yarar, asıl ben oradayım. Nasıl haber almadır bu, haber alma anlayışları ne, ben onunla ilgileniyorum daha çok. Hırsızın hiç mi suçu yok misali.
Kuş uçsa haberlerinin olduğuyla övünen ve filmlerinde sürekli bunu bize empoze eden bu teşkilat, neden bu film göstere göstere gelirken bir şeyler yapmamış. "Aman efendim, biz siz değiliz biz de sansür yok, dileyen istediği filmi çekebilir” diyorlarsa, ben o teşkilatın aklından da firasetinden de şüphe ederim. Ve ne alakası var, derim.
Zira bunun ne sansürle ilgisi var, ne de özgürlükle. Adamların amacını nasıl göremiyor CIA ve testi kırılmadan ilgili birimlerini harekete geçirerek, bunun önlemini almıyor. Zülfiyâre dokunacağını hiç mi hesap edemedi yani.
Hadi canım sende!
ABD Dışişleri Bakanı Clinton’un "iğrenç” diye nitelendirebileceği bir filmi CIA nasıl gözden kaçırır?
Bir kere bu onların çalışma prensiplerine(!) uymaz. En azından biz filmlerinden öyle biliyoruz. Yani yönetimlerinin bu nitelemeye değer bulacakları her şeyi onlar önceden görüp, önlemlerini alırlar.
Öyleyse, burada hem bir mantık hatası var hem de hiç kusura bakmasınlar aptallık!
İkiyüzlülük demeye dilim varmıyor, zira böylesi olayları fişekleyen bir filme CIA’nın kasıtlı göz yumacağını düşünmek istemiyorum.
Düşünmeli miyim yoksa? Doğrusu bilemedim.
Kısaca, en basit tanımıyla olay çıkarmak için kurgulanmış ve hedefe ulaşmak için her yolu denemiş bir filmin tuzağına düşüp şiddet içeren tepkilerde bulunmak nasıl akıl dışıysa, bunu görememek ve önleyememek de o kadar akıl dışı.
Balık baştan kokar. Ve bunu göremeyip, önleyemeyen CIA, en az filmi çekenler kadar sorumludur.