Başbakan'ın sert çıkışı!
Başbakan Erdoğan'ın 9 Eylül tarihindeki İl Başkanları Toplantısı konuşmasında ki bazı sözleri aslında konuşmasının nerdeyse özünü oluşturdu. Son aylarda gerek sosyal medyada, gerekse yazılı ve görsel medyada, dozajı eleştiri sınırlarını aşan bazı söylemlere karşı Başbakan tepkisini açıkça koydu.
Başbakan Erdoğan’ın 9 Eylül tarihindeki İl Başkanları Toplantısı konuşmasında ki bazı sözleri aslında konuşmasının nerdeyse özünü oluşturdu. Son aylarda gerek sosyal medyada, gerekse yazılı ve görsel medyada, dozajı eleştiri sınırlarını aşan bazı söylemlere karşı Başbakan tepkisini açıkça koydu.
Özellikle, bazı şeylerin farkında olduğunu belirttiği cümleler dikkat çekiciydi.
"Bakın çok açık konuşuyorum, oynanan oyunu, uygulamaya konulmak istenen senaryoyu bildiğim için çok açık konuşuyorum, çok ağır konuşuyorum. Kurumlara yönelik, kurum personelinin motivasyonunu kırmaya yönelik, milleti galeyana getirmeye yönelik bu girişimler en hafif tabiriyle sorumsuzluktur, alçaklıktır.”…
Başbakan bu sözleriyle devlet kurumlarına sahip çıkarken, bu kurumları yıpratmaya yönelik her türlü hareketi de "ALÇAKLIK” olarak niteledi.
Hatta; "Bakıyorsun birisi çıkıyor, ne düşüklüktür ya, kalkıyor Genelkurmay Başkanımıza ehliyetsizlikle suçluyor, bakıyorsun ÖSYM Başkanını ehliyetsizlikle suçluyor. Ya senin ehliyetin ne, senin ehliyetin ne? Yani köşelerinizden veya televizyon ekranlarınızda yaptığınız saldırılarla size verilen ehliyet mi var bir yerlerde?”sözleriyle hem Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’e hem de ÖSYM Başkanı Ali Demir’e sahip çıkarak; yıpratma, yok etme üzerine kurulmuş bu kirli çarka kurban vermeyeceğini açık bir dille belirtti.
Başbakanı bu derece ağır konuşmaya iten, sadece, Genel Kurmay ve ÖSYM’e yapılan ağır ithamlar değildi elbette…
Özellikle Ehud Barak’ın Mayıs 2010’da açık mikrofon kazası(!) ile "Türk Mossad’ının başına Hakan Fidan’ın getirilmesini istemiyoruz” sözlerinden sonra MİT aleyhinde açık bir kampanya yürütülmeye başlandı. İlk olarak, Oslo görüşmeleri basına / Mustafa Karasu üzerinden İsrail’e/ sızdırıldı. (Mossad ajanlarının en etkin olduğu ülkelerden birinin Norveç olduğunu unutmayalım)
Daha sonra Uludere(Roboski) olayı meydana geldi. Ne ilginçtir ki olayın henüz detayları belli olmadan gecenin ilk saatlerinde sosyal medyada MİT ve Hakan Fidan hedef alındı. Başbakan’ın ikinci Ameliyatını 11 Şubat’a aldırtmasına "Gelin beni alın” dedirtecek kadar kızmasına neden olan "7 Şubat Operasyonu” meydana geldi.
Yeni Şafak’tan Abdulkadir Selvi’nin, 7 Ağustos tarihli yazısında ki şu cümleler meselenin özünü kavrayabilmemiz açısından gerçekten çok önemli.
"Bir sorum da ünlü MİT operasyonuyla ilgili olacak? MİT, PKK'ya sızdı diye yapmadığımızı bırakmadık. PKK'ya sızmak için haber ajansı kurduğunu ortaya çıkardık. MİT'e, PKK'ya niye sızmadınız diye sormamız gerekirken, tüm isimler deşifre edildi. Sonuç? PKK hepsini infaz etti. Peki, bu durumda kime hizmet ettik? Yoksa, Suriye'de Kürt hareketlenmesinden önce, karşı operasyona mı maruz kaldık?Kendi elimizle inşa ettiğimiz yapıyı mı yıktık?”
Temmuz ayı sonlarında , PKK’nın Şemdinli baskını girişimi, 20 Ağustos’da hepimizi derinden yaralayan Gaziantep saldırısı meydana geldi maalesef. Bu olaylardan sonra da MİT yine açıkça hedef alındı. Oysa ki, Şemdinli’de , terörist başlarından Cemil Bayık’ın " 1 saat de olsa , bayrağı asın” talimatı, istihbaratın etkinliği sayesinde erken müdahale edilerek engellenmiştir. Gaziantep saldırısının istihbaratı ise, önceden bölge milletvekillerine kadar verildi. "Hareketlenmeler var dikkatli olun”diye. Kaldı ki son aylarda, 110, bombalı eylem ya da saldırı girişimi etkin İstihbarat sayesinde bertaraf edildi.
Terörle Mücadelede canını ortaya güvenlik birimlerimizin mücadelesini, oturduğu yerden ahkam kesen çakma stratejistlerin karalamalarıyla değerlendirmeyin!
Başbakan dünkü konuşmasında ki şu sözleri önemli mesajlar içeriyor: "Tekrar ediyorum, herkes sorumlu şekilde sorusunu soracak, herkes eleştirisini doğru bilgiye dayalı olarak yapacak, ama elim bazı hadiseleri, elim hataları kullanarak hiçbir kurumun yıpratılmasına terörle mücadele azminin topyekun hedef alınmasına asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Sınırdaki askerin, polisin, korucunun, istihbarat görevlilerinin azmini kırmaya, şevkini kırmaya, motivasyonunu yok etmeye yönelik bu girişimleri, bu haberleri, bu manşetleri atanları da, onları yönlendirenleri de deşifre etmeye devam edeceğiz kusura bakmasınlar.”
Terörün beslendiği unsur, kaos ortamıdır. Provokosyanlara alet olmadan, çatlak seslere aldırış etmeden, bir beraber olduğumuz sürece, bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN