Açlık grevleri kim için, ne için?
Malum ülke gündemin de en fazla yer bulan konulardan biri, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarının düzeltilmesi, ana dilde savunma hakkı gibi isteklerin gerçekleşmesi için cezaevinde tutuklu bulunan mahkumların başlattığı açlık grevleri ya da ölüm oruçları…
Malum ülke gündemin de en fazla yer bulan konulardan biri, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının düzeltilmesi, ana dilde savunma hakkı gibi isteklerin gerçekleşmesi için cezaevinde tutuklu bulunan mahkumların başlattığı açlık grevleri ya da ölüm oruçları…
Her ne kadar bazı siyasiler(Sebahat Tuncel) "Tutuklular seslerini duyurmak için açlık grevine başlamadı. Kürt sorununda çözüm üretilmesi için bedenlerini ölüme yatırdı”, ya da bazı köşe yazarları( Nuray Mert) "Kürtlerin haysiyeti için yola çıkanlar” "Kürt Özgürlük savaşçılar(PKK)” gibi tabirlerle meseleye yaklaşsalar da asıl beklenti ölümler üzerinden nemalanmaktan başka bir şey değil. Yok eğer gerçekten beklenti öyle değil, yanılıyorsun, iftira ediyorsun deniliyorsa da , bunun gereği , eli kolu bağlı, özgürlükleri kısıtlı mahkumlarla olmaz. Genel kabul görmüş bir kıstas vardır ya "Sevgi, eylem gerektirir” Direkt bu yönteme başvuracaksınız ki, bizlerde inanacağız samimiyetinize(!)
Öcalan, yaklaşık 14 yıldır İmralı Cezaevi’nde cezasını çekiyor. Şimdiye kadar, koşullarının yetersizliği sebebiyle kendisinin ya da herhangi bir akrabasının bir gün dahi açlık grevine gittiğini gördünüz mü? Ya da şöyle söyleyeyim, Kürt Meselesine gönül veren(!) siyasilerin ya da genel seçimlerde, seçim otobüsleri üzerinde destek verip halkı selamlayan bazı köşe yazarlarımızın bu talepler doğrultusun da , eylem gerektiren o büyük sevgilerinin(!) gereğini yaptığına şahit oldunuz mu? Madem bu taleplerinin haklılığına bu kadar inanıyorsunuz, o halde tutuklu mahkumlardan bir şey beklemeyecek ; bizzat kendiniz bu tür eylemlere girişeceksiniz. Hemen, şimdi, hiç vakit geçirmeden! Ama yapmazsınız, yapamazsınız! Çünkü siz başkalarının hayatı üzerinden prim yapmayı siyaset, saymışsınız!
Uludere’de, 35 insanın ölümünden sonra da kahkahalarınız salonu inletmemiş miydi , Sabahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Nuray Mert …? Allah, o kadar büyük ki, hiç ummadığınız anda gerçek yüzleri bir an da açığa çıkarıverir., işte!
Nasname.com’da da yayımlanan, kürtçe bir forumda, oğlu cezaevinde açlık grevlerine katılan bir babanın feryadını okumuştum. Noktasına, virgülüne dokunmadan aynen şunları yazmış :
"Oğlum Rize
Kalkandere L tipi kapalı cezaevinde 5. yılını doldurmaktadır. Halen 3 yılı var.
Artık görüşede çıkmıyorlar. Tek bir oğlum var. Sadece haftada bir telefonla
görüşüyoruz. Son konuşmamız geçen hafta sonu idi. Sesi iyi gelmiyordu. Bana
dediki baba bu son telefon görüşmemiz artık çıkmayacağım. Belliki ayakta
duracak hali yok.
Haberleri izliyorum BDP yöneticileri diyorki "Talepleri talebimizdir"
Şimdi sizin kanalınızla onlara soruyorum.
1- Mademki bu talepler çok muhimdir 14 senedir cezaevinde bulunan APO bugüne
kadar Bir gün bile Açlık grevine gitmedi.
2- Tutsak ailelerine açlık gerevi için çağrı yapıyorsunuz. O zaman Mehmet
Öcalan ve kardeşleri neden buna katılmıyor.
3- Eğer Apo nun özgürlüğü ve bazı hakları almanın yolu açlık grevi ise o zaman,
bunu özgür insanlar yapar. BDP vekilleri, parti başkanları, belediye
başkanları, sivil toplum kuruluşları önce açlık gerevine girmesi gerekmezmi?
Daha sonrada halka sıra gelir.
4- Bildiğim kadarı ile bugüne kadar yapılan açlık gerevleri cezaevi
şartlarındaki kötü duruma karşı yapılır. Diğer talepleri zaten devlet kabul
etmez. Bir miletin meselesini eli kolu bağlı tutsaklar nasıl çözecek?
Bu suallerime cevap verecek bir kürt yetkili yokmu?
Bizi aptal yerine koyuyorlar. Ama değiliz.
Lanet olsun çocuklarımızı bu yola sevkedenlere.
Aponun özgürlüğü için Diyarbakırda yürüyüş yapmak istediler kimse katılmadı.
Kimse kendini bir şahıs için riske atmıyor. Zorlamıdır. Şimdide tutsakları
ölüme gönderiyorlarki ayaklanma olsun. Boşuna uğraşıyorlar. Bu yanlış yolda
oğlum gitsede ben onların hiç bir etkinliğine katılmayacağım. Çünkü meydana
çıktığımda oğlum için değil, Apo için çıkmış olacağım.
Fakat içimde kan ağlıyor çaresiz durumdayım. Benim gibi düşünen ne kadar aile
var onuda bilmiyorum.
Bilsemki bir gurup toplayabilirim farklı bir tepki koyacağız. O da kimse
yanaşmaz. İhanetçi olur yerimizde otururuz. Yani ne yapacağımızı şaşırmış
durumdayım.”
Çaresiz bir babanın sözleri, durumu tüm netliğiyle gözler önüne sermiyor mu? İnsan hayatına kıymet vermeyenlerin, açlık grevindekilere "ölene kadar devam” , dağdan gönderdikleri teröriste "sağ teslim olmayın” talimatları, ölüler üzerinden rant devşirme değil de , nedir…? Ölümlerden zevk almak ancak sadistliktir.
Bunun yanında da, tüm hesaplar insan orjinli, insanı yaşatma esaslı olmalı. İnsanı yaşatacaksın ki , devlet yaşasın!
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN