Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili çok ciddi bir durum var.
Soğuk savaş dönemindeki yapılandırma ve kendi asli vazifesini bırakıp
cuntacılık hastalığı ile darbelerle ülkeyi yönetme zihniyeti, bu çok
önemli kurumu yıpratıyor.
Devam eden yargı süreci de gösteriyor ki; TSK, bir zihniyet
değişimine ve yeni bir yapılanmaya mecburdur. Buna rağmen, Genelkurmay
Karargâhında hala, içine düşülen durumdan bir şekilde sıyrılma, zaman
kazanma ve bildiğini okuma arayışları var. Bu yol, yol değildir. Bu yol
TSK'ya kötülüktür, Türkiye'ye kötülüktür...Genelkurmay Karargâhı, yenilenme zaruretini kabullenemediğinden
dolayı, aslında hiç de ikna edici olmayan, kendi içinde bir yığın tezat
taşıyan açıklamalara sarılıyor. Bu ise tekrarlanan yanlışlıkları, iyice
içinden çıkılmaz hale getiriyor.İki örnek vereyim. İlki Afyon'daki patlamada şehit olan 25
askerimizle ilgili açıklama. 8 Eylül'deki bu açıklamada şöyle deniyor:
"Medyada şehit olan askerlerimizin, yeni askerler olduğu kamuoyuna
açıklanmıştır. Bunun gerçekle bir ilgisi bulunmamaktadır. Şöyle ki; (1)
Asker şehitlerimizin 15'i kısa dönem askerdi. (2) Kısa dönem askerler;
üç haftalık temel askerlik eğitimi aldıktan ve askerlik yeminini
yaptıktan sonra birliklerine dağıtımları yapılmaktadır. Şehit olan bu
kısa dönem 15 askerimiz bir aylık askerdi..." Bu açıklama, bir yalanlama değil, tam tersine gerçekleri itiraftır. 25 askerin sadece(!) 15'i kısa dönemmiş, onlar da yeni değilmiş, üç haftalık, yani 21 günlük eğitim
almışlarmış...İkinci örneği vereyim. 10 Eylül 2012 tarihli açıklama: (Son 6
aydaki operasyonlarda) "Şehitlerimizin, kısa süreli eğitim görmüş,
zorunlu askerlik sisteminden dolayı silâh altına alınmış personelden
olduğu şeklindeki yorumlar doğru değildir. 06 Eylül 2012 itibariyle
verdiğimiz şehit sayısı 88 olup şehitlerimizin 54'ü profesyonel
askerdir."88'den 54'ü çıkarınız; 34... Yani şehitlerimizin yüzde 40'ı kısa
süreli eğitim görmüş, zorunlu askerlik için silâh altına alınmış
gençlerimiz. Son altı ayda böyle. 30 yıllık bilanço açıklanırsa, bu
oranın çok daha fazla olduğu görülecektir.Dedim ya TSK artık açıklama yapmaktan vazgeçmelidir. Asıl mesele, TSK'nın, sivil anayasada sivil iradenin emrinde olması meselesidir.
Gerilla saldırıları yapan PKK ile 30 yıldır, gerilla eğitimi almamış
gariban Mehmetçik ile mücadele edilmesini artık milletçe reddediyoruz.
Yıllardır onlarca defa saldırıya uğrayan ve en çok şehit verdiğimiz
baraka şeklindeki karakollarda, Mehmetçiğin adeta hedef tahtası
yapılmasını reddediyoruz. Kaybedilen canların hesabı, bu ihmallerin
sahiplerinden sorulmalıdır. Artık profesyonel orduya geçilmelidir.
Silahlı Kuvvetler şeffaf usullerle yönetilmeli, askerî harcamalar şeffaf ve denetime açık olmalıdır. Siyasetle, ticaretle uğraşmayan, darbe
planları ile yatıp kalkmaktan kimyası bozulmayan bir ordu istiyoruz.
Bunun savsaklanmasını da istemiyoruz.Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'na, Jandarma da
kâğıt üstünde değil, doğrudan İçişleri Bakanlığı'na bağlanmalıdır.
Darbelerin dayanağı TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi ile askerî
yüksek yargı kaldırılmalıdır. Mehmetçiğe kötü muamele, dayak mutlaka
önlenmelidir. Hata ve ihmallerin hesabı mutlaka sorulmalıdır.
Afyonkarahisar'da 25 şehit verilmesinde sorumluluğu olan 4 subay bile
açığa alınmamış, görev yerleri değiştirilmiştir. Değişmeyen, yine
zihniyet olmuştur...Bir hatırlatma: Hükümeti son aylarda zora düşüren üç vakıa da
askerle ilgilidir: Uludere, jetimizin düşürülmesi, Afyonkarahisar'daki
patlama...Türkiye büyüyor, güçleniyor, demokratikleşiyor. Yeni Türkiye'nin
ordusu da yeni olmalıdır. Biz millet olarak, caydırıcılığı yüksek,
teknolojiden, bilimden, milli savunma sanayiinden ve halkından güç alan
bir ordu istiyoruz. Öyle bir ordu ki, hasımları Türkiye'ye yan gözle
bakmayı bile kırk defa düşünsünler... Öyle bir ordu ki, yıldızı parlayan Türkiye'nin yıldızı olsun...













