Adİl Düzen Çalışanlarının geçen haftaki çalışmalarından bazı hatırlatmalar.
CİHAD-KITAL: Karşılıklı olarak iki kişinin veya iki grubun birbirini öldürmek için vuruşması "kıtal"dir. "Cihad" ise çok farklı anlamlar taşıyan bir kelimedir. Cihad, "CeHeDe" kökünden gelir. Lisanü'l-Arab'da: Cehd ve cuhd takattir (dermandır, güçtür). Ve denilir ki "Cehd: Meşakkattir ve cuhd takattir" Cihad ise aynı kökün müfâale bâbına taşınması ile elde edilir. Cehddeki mübalağayı gösterir. Cehd çabalamak iken, cihad mübalağa ile çabalamak, uğraşmak anlamındadır. Yeri geldiği zaman kıtal cihadın içine girer yani ondan bir parça olur ama yalnızca kıtal cihad olmaz. Mesela; "İnsana anne babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik ve eğer sana onun ilmi olmayan bir şeyi bana şirk koşman için seninle ikisi cihad ederse ikisine itaat etme." (Ankebut, 8) Bu âyetten de anlaşılmaktadır ki cihad = kıtal değildir. Cihad çabalamadaki mübalağadır. Kur'an'da Allah yolunda cihad ve kıtal ayrı ayrı emredilmektedir. Ama cihadı sadece kıtale indirgemek çok büyük bir yanılgıdır. Kıtal zordur, ölüme çok yakın bir durumdur. Ama cihad çok daha zordur. Lütfi HOCAOĞLU
İSLÂM'IN RESMİ, MÜSLÜMAN'IN İSMİ KALACAK! Anneannem öyle derdi (1989 yılında 88 yaşında vefat etti), dedemden duyarmış o da, dedem bir kitaptan okur ve anlatırmış: Kopya İslâm, kopya Müslüman yani. Refah Partisi'nde çalışırken 1990'lı yıllarda bizim K.Çekmece İlçe Teşkilatı "Adil Düzen"le ilgili bir broşür bastırmıştı. Ben de onu inceledim ve birçok hata buldum. Bizimkiler Eyüp İlçe'nin broşürünü almışlar, kapağa K.Çekmece yazmışlar ve bastırmışlar. Taklitçilik ve kopyacılık hataları da taklit ve kopya ediyor. Ve zaman hatalar kitabı ve Müslümanları kaplıyor. Rahmetli Erbakan Hocamız "Sizi gidi taklitçiler" derken kıs kıs gülerdim -asıl bizimkiler taklitçi diye- ve bir yandan da üzülürdüm. Ne zaman ki "Taklitçi Müslümanlığı" değil "Tahkikçi Müslümanlığı" gaye edinirsek, işte o zaman yine Asrı Saadet'teki gibi olabiliriz ve oldurabiliriz inşaallah. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy'un da "Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı" dediği bu olsa gerek... Ali Bülent DİLEK
ASIL HEDEF TÜRKİYE: Her daim bahsi geçen dünyanın tek sermaye devleti hâline getirilmesi gayesine ulaşılması için devletlerin küçülmesi, orduların güçsüzleşmesi ve ekonomilerin bağımlı hâle getirilmesi gerekmektedir. Bölgemizde ve dünyada yaşanan tüm çatışmalar, katliamlar, gruplaşmalar bir yerden yönlendirilmektedir. PKK da bu odakların kendi gayelerine hizmet etmesi için yıllardır besledikleri taşeronlardan biri durumundadır. Yapılan eylemler bu çerçevede düşünüldüğünde hedefin ülkemizin küçük parçalara bölünmesine ve ordunun güçsüzleşmesine yönelik olduğu anlaşılacaktır. Kınamalar, mitingler, açıklamalar sorunun çözülmesinde şimdiye kadar hiçbir etki göstermemiştir. Somut çözüm önerilerinin tartışılması ve ortak noktaların belirlenerek uygulamaya alınması tek geçer yol durumundadır. Biz "Adil Düzen"in sorunun çözümü için önerilerini tekrar hatırlayalım: -Genel Af, -Ordunun demokratik olarak yapılandırılması, -Yerinden Yönetim, -Hakemlik Sisteminin Tesisi, -Çalışma Kredisi. Zafer KAFKAS
TEDAYÜN VE BİLGİSAYARLAR: Bilgisayarın hayatımıza kattığı kolaylıklar ve güzellikler saymakla bitmez. Konu belleğe gelince aklıma hep tedayün âyeti gelir. Bu âyette yani Bakara Sûresi'nin 282. âyetinde Rabbim: "Az veya çok vadesine kadar yazmaya usanmayın." der. Âyetin indiği dönemde bu emrin gerçekleşmesi imkânsızdı. Bırakın her şeyi yazmak, vahiy bile derilere varıncaya kadar başka şeylere yazılıyordu, çünkü matbaa diye bir şey yoktu. Ne var ki Müslümanlar kesin bir teslimiyet gösterdiklerinden herhangi bir itirazda bulunmuyorlardı. Kendileri anlamasa da bu âyetlerin bir gün anlaşılabileceğini biliyorlardı, tıpkı bizim de bugünün müteşabihatına imanımız gibi. Bugün ise bu âyetin gerçekleşme zamanı gelmiştir. Her şey yer sıkıntısı çekilmeden yazılıp kayıt altına alınabilir ve kolaylıkla saklanabilir. Hattâ bu zorunluluk hâline gelmiştir. Artık resmi kurumlarda da, özel kuruluşlarda da neredeyse tüm işlemler internet üzerinden gerçekleştirildiğinden bilgisayar kullanımı kaçınılmaz olmuştur. Bellek sıkıntısı olmaması ise işleri hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Bize düşen ise bunun tadını çıkarmak ve şükür niyetine çalışmaktır. Tayibet ERZEN
CİHAD-KITAL: Karşılıklı olarak iki kişinin veya iki grubun birbirini öldürmek için vuruşması "kıtal"dir. "Cihad" ise çok farklı anlamlar taşıyan bir kelimedir. Cihad, "CeHeDe" kökünden gelir. Lisanü'l-Arab'da: Cehd ve cuhd takattir (dermandır, güçtür). Ve denilir ki "Cehd: Meşakkattir ve cuhd takattir" Cihad ise aynı kökün müfâale bâbına taşınması ile elde edilir. Cehddeki mübalağayı gösterir. Cehd çabalamak iken, cihad mübalağa ile çabalamak, uğraşmak anlamındadır. Yeri geldiği zaman kıtal cihadın içine girer yani ondan bir parça olur ama yalnızca kıtal cihad olmaz. Mesela; "İnsana anne babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik ve eğer sana onun ilmi olmayan bir şeyi bana şirk koşman için seninle ikisi cihad ederse ikisine itaat etme." (Ankebut, 8) Bu âyetten de anlaşılmaktadır ki cihad = kıtal değildir. Cihad çabalamadaki mübalağadır. Kur'an'da Allah yolunda cihad ve kıtal ayrı ayrı emredilmektedir. Ama cihadı sadece kıtale indirgemek çok büyük bir yanılgıdır. Kıtal zordur, ölüme çok yakın bir durumdur. Ama cihad çok daha zordur. Lütfi HOCAOĞLU
İSLÂM'IN RESMİ, MÜSLÜMAN'IN İSMİ KALACAK! Anneannem öyle derdi (1989 yılında 88 yaşında vefat etti), dedemden duyarmış o da, dedem bir kitaptan okur ve anlatırmış: Kopya İslâm, kopya Müslüman yani. Refah Partisi'nde çalışırken 1990'lı yıllarda bizim K.Çekmece İlçe Teşkilatı "Adil Düzen"le ilgili bir broşür bastırmıştı. Ben de onu inceledim ve birçok hata buldum. Bizimkiler Eyüp İlçe'nin broşürünü almışlar, kapağa K.Çekmece yazmışlar ve bastırmışlar. Taklitçilik ve kopyacılık hataları da taklit ve kopya ediyor. Ve zaman hatalar kitabı ve Müslümanları kaplıyor. Rahmetli Erbakan Hocamız "Sizi gidi taklitçiler" derken kıs kıs gülerdim -asıl bizimkiler taklitçi diye- ve bir yandan da üzülürdüm. Ne zaman ki "Taklitçi Müslümanlığı" değil "Tahkikçi Müslümanlığı" gaye edinirsek, işte o zaman yine Asrı Saadet'teki gibi olabiliriz ve oldurabiliriz inşaallah. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy'un da "Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı" dediği bu olsa gerek... Ali Bülent DİLEK
ASIL HEDEF TÜRKİYE: Her daim bahsi geçen dünyanın tek sermaye devleti hâline getirilmesi gayesine ulaşılması için devletlerin küçülmesi, orduların güçsüzleşmesi ve ekonomilerin bağımlı hâle getirilmesi gerekmektedir. Bölgemizde ve dünyada yaşanan tüm çatışmalar, katliamlar, gruplaşmalar bir yerden yönlendirilmektedir. PKK da bu odakların kendi gayelerine hizmet etmesi için yıllardır besledikleri taşeronlardan biri durumundadır. Yapılan eylemler bu çerçevede düşünüldüğünde hedefin ülkemizin küçük parçalara bölünmesine ve ordunun güçsüzleşmesine yönelik olduğu anlaşılacaktır. Kınamalar, mitingler, açıklamalar sorunun çözülmesinde şimdiye kadar hiçbir etki göstermemiştir. Somut çözüm önerilerinin tartışılması ve ortak noktaların belirlenerek uygulamaya alınması tek geçer yol durumundadır. Biz "Adil Düzen"in sorunun çözümü için önerilerini tekrar hatırlayalım: -Genel Af, -Ordunun demokratik olarak yapılandırılması, -Yerinden Yönetim, -Hakemlik Sisteminin Tesisi, -Çalışma Kredisi. Zafer KAFKAS
TEDAYÜN VE BİLGİSAYARLAR: Bilgisayarın hayatımıza kattığı kolaylıklar ve güzellikler saymakla bitmez. Konu belleğe gelince aklıma hep tedayün âyeti gelir. Bu âyette yani Bakara Sûresi'nin 282. âyetinde Rabbim: "Az veya çok vadesine kadar yazmaya usanmayın." der. Âyetin indiği dönemde bu emrin gerçekleşmesi imkânsızdı. Bırakın her şeyi yazmak, vahiy bile derilere varıncaya kadar başka şeylere yazılıyordu, çünkü matbaa diye bir şey yoktu. Ne var ki Müslümanlar kesin bir teslimiyet gösterdiklerinden herhangi bir itirazda bulunmuyorlardı. Kendileri anlamasa da bu âyetlerin bir gün anlaşılabileceğini biliyorlardı, tıpkı bizim de bugünün müteşabihatına imanımız gibi. Bugün ise bu âyetin gerçekleşme zamanı gelmiştir. Her şey yer sıkıntısı çekilmeden yazılıp kayıt altına alınabilir ve kolaylıkla saklanabilir. Hattâ bu zorunluluk hâline gelmiştir. Artık resmi kurumlarda da, özel kuruluşlarda da neredeyse tüm işlemler internet üzerinden gerçekleştirildiğinden bilgisayar kullanımı kaçınılmaz olmuştur. Bellek sıkıntısı olmaması ise işleri hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Bize düşen ise bunun tadını çıkarmak ve şükür niyetine çalışmaktır. Tayibet ERZEN













