Ortadogu'da yasananlar gundemden dusmuyor. Uc haftadir bir bicimde bolgeyi konusuyoruz, gelecegini tartisiyoruz. Misir'in bolge acisindan tarihsel ve kulturel rolu, oradaki degisimi Tunus kadar hizli olmasina bir anlamda engel oldu. Ama en son dun Cuma namazi sonrasinda sokaklardaki milyonlar Mubarek gidene kadar kalacaklarini ilan ettiler ve kazandilar. Mubarek istifa etti.
Tahrir Meydani'nda, Iskenderiye'de, Suveys'te Misir'in her yerinden Mubarek aleyhine gosteriler amacina ulasti.
Su acik ki, Misir uzerinde suren tartismalarda sadece bolgenin degil dunyanin gelecegi de yeniden yazildi.
Bu hizli gelismeler ortasinda Soylesi-Yorum'da bolgeyi hem akademik calisma hem de parlamentodaki gorevi nedeniyle yakindan bilen bir isim olan Avrupa Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Baskani Doc. Dr. Zeynep Dagi ile konustuk.Yasananlari bolge halkinin demokrasi ve ozgurluk talebinin sokaga yansimasi olarak goren Dagi; "Bundan sonra olacak olan bolgenin normallesmesidir" dedi.Tunus'ta baslayan Misir'da devam eden halk hareketlerini kisaca degerlendirebilir misiniz? Sizce Ortadogu'da tam olarak ne oluyor?Ortadogu'da ilginc gelismeler yasaniyor. Bolge uzmanlarini bile sasirtan gelismelerle karsi karsiyayiz. Peki Ortadogu'da ne oluyor diye sordugumuzda benim cevabim, Ortadogu'da ilk kez bireyin hakkina, hukukuna, ozgurluklerine iliskin bir degisim ve donusum talebinin sokaga tasindigini gozlemliyoruz. Yeni olan unsur Ortadogu halklarinin kararli bir sekilde degisim talebinde israrli olmasi ve bunu sokakta ifade edecek cesarete ulasmasidir. Tarihsel olarak bakildiginda, Ortadogu halklarini mobilize eden ana dinamik onceleri Filistin davasiydi ya da Israil'le olan savaslardi. Oysa simdi halkin ilk kez demokrasi talebi icin sokaga ciktigini goruyoruz. Tunus'ta baslayan surecin Tunus'la sinirli kalacagi saniliyordu. Oysa gelismeler Ortadogu cografyasini butunu ile etkisi altina almis durumda.ISRAIL'IN ENDISELERI VE ABD'NIN PARADOKSUTunus'ta halk Bin Ali'yi ulkeden kacmak zorunda birakti. Misir'da ise Mubarek istifa etti. Misir'daki gelismeler ozellikle Israil ve ABD'yi derin bir kaygiya sevketmis gozukuyor. Misir'in kaybedilmesi her iki ulke ne tur bir endise tasiyor?Bolgedeki gelismeler sadece ulusal ve bolgesel duzeyde degil aksine uluslararasi sistemi de cok dogrudan derinden etkileyecek bir potansiyele sahip. Boyle bir potansiyele sahip olmasi da hem bolge ulkelerini hem de bolgeyle cok yakindan ilgili olan Amerika ve Israil'in dis politikasini da cok derinden etkileyecek. Aslinda sorunuzda da ilginc bir boyut var. 'Misir'in kaybedilmesi'.Misir'in demokrasiye yonelmesi, Misir kaybedilmesi mi oluyor bu ulkeler icin?Bu ilginc bir paradoks. Soguk Savas doneminde hur dunyanin temsilcisi olarak bildigimiz Amerika'nin, Ortadogu halklarinin ozgurlesmesi surecini kayip olarak degerlendirmesi onemli bir acmazi gozler onune seriyor. Bu aslinda, Amerika acisindan da, Batili degerler acisindan da bir sikinti oldugunu ortaya koyuyor. Dolayisiyla Misir kayip mi edilmis olacak, yoksa Misir kazanilmis mi olacak? Bu tartisilmasi gereken onemli bir tema.HERKES HAZIRLIKSIZ YAKALANDIIzleyebildigimiz kadariyla ABD daha cok yumusak bir gecisten yana. Bu bolgede atesi dusurmeye yonelik bir hamle mi yoksa samimi bir girisim mi?Soguk Savas donemi Sovyet'lerin dagilmasi ile 1991'de bitti. Bati ile eski Sovyet alaninda bir takim sikintilar yasansa da isbirligi yonunde bir alt yapi kurulmus durumda. Ama Ortadogu baglaminda baktigimizda Soguk Savas'taki geleneksel kaliplarin devam ettigini goruyoruz. Oysa su an, o geleneksel kaliplarin cozulme surecini yasiyoruz. Bu geleneksel kaliplar dedigimiz sey iste ABD, Israil gibi ulkelerin Ortadogu yonetimleriyle dogrudan isbirligine gecmesi ve Ortadogu halklarini disarida tutan bir politika izlemeleriydi. Dolayisiyla onlar da bu cozulme surecine hazirliksiz yakalanmis durumdalar.
Bu da onlar acisindan sikintili ama her seye ragmen Obama butun bu geleneksel kaliplasmis iliskilere ragmen, yine de Misir halkindan yana, degisimden ve demokrasiden yana tavir sergilemeye dikkat ediyor ve Misirli genclerin sesine kulak veriyoruz diyor. Bu da esasen oldukca onemli bir ayrinti.Amerika medyasi Obama'nin ozgurluk hareketleriyle muttefiki Mubarek arasinda sikistigini yazdi...Tabi bunlar sinanma surecleri. Bunlar aslinda herkes icin bir sinanma sureci. Amerika icin de Batili degerleri savunan, bunun onculugunu yapan kisiler, kurumlar, ulkeler icin de bir sinanma sureci. Uluslararasi kamuoyu bolgede demokrasinin yerlesmesi konusunda kimin, nasil bir pozisyon aldigini dikkatle izliyor.Misir'daki surecin demokrasiye evrilmesi yolunda asil aktorler kim/kimler? Ordunun ulkenin gelecegini belirlemede etkili oldugu tezi soz konusu? Ne dusunuyorsunuz?Gecis surecleri her zaman sikintilidir, sancilidir. Demokrasinin bir ulkede kurumsallasmasi zaman ister, mucadele ister. Burada sasirtici olan Tahrir meydaninin bu kadar sure kendi halkinin ozgurluk talebine ev sahipligi yapmasidir. Bir sure sonra direncleri kirilir diye dusunuluyordu. Butun hesaplar bunun uzerine yapiliyordu ama Misir halki cok kararli bir direnis sergiliyor ve geri adim atmamaya calisiyor.ESAS AKTOR HALK OLACAKBoyle olunca da tabi ki gecis surecinin belirleyicisinin de aslinda 'halk' oldugu daha net ortaya cikiyor. Mubarek pek cok manevra yapti. Once basbakani gorevden aldi, yeni yardimcilar atadi, reform sozleri verdi. En son yetkilerinin buyuk bir kismini Omer Suleyman'a devretti. Ancak istifa etmekten kurtulamadi. Cunku Misir halki canli yayinlarda "Biz sadece kisilerin isminin degismesini degil, sistemin demokratiklesmesini istiyoruz" diye kararli durusunu sergiledi ve bu direnisinin karsiligini aldi. Sonuc olarak Misir'da otoriter politikalarin iflasi ile karsi karsiyayiz. Ve bundan sonra Misir'in gelecegini belirleyecek olan halkin demokrasi ve ozgurluk talebi olacaktir.HALK OZGURLUK ISTIYORIsrail'in Filistin uzerindeki agir isgalinin ve yok etme politikalarinin Ortadogu'daki gelismeleri etkiledigini soyleyebilir miyiz?Filistin davasi tabi ki Arap-Ortadogu halklari icin cok onemli bir mobilizasyon araciydi. Ama Davos oncesi surecte uzun zamandan beri Filistin davasi gundemden dusmustu. Ama Davos'la birlikte ve Israil'in Mavi Marmara gemisine saldirisiyla baslayan surecler incelendiginde, Israil'in yapmis oldugu saldirilarin sadece bolgesel duzeyde degil, kuresel olcekte bir tepkiye yol actigini goruyoruz.Yani halk ozgurluk mu istiyor?Evet. Son gelismelerde halklarin sokaga dokulmesindeki ana belirleyici unsur, bu kez bizzat halkin ozgurluk, refah ve adalet arayisi. Bu talepler tam da demokrasiyle ortusen dinamikleri harekete geciriyor. O yuzden, ic dinamiklerin demokrasi yonunde cok guclu bir sekilde harekete gectigine taniklik ediyoruz.Musluman Kardesler olmadan olmazBati'da demokratik bir sisteme gecilmesi durumunda radikal gruplarin yonetime gelecegi endisesi hakim. Bati'nin bu tutumunu nasil degerlendiriyorsunuz?Tabi ki bir takim cevreler maalesef Ortadogu'daki degisime cok guclu direnc gosteriyor. Ozellikle Misir halkinin degisim talebini radikalize eden bir persfektifle uluslararasi kamuoyuna sunmaya calisiyorlar. Oysa, haftalardan beri izliyoruz ki orda herhangi bir dini soylem degil, ozgurluk soylemi agirlik kazaniyor. Musluman halklarin da demokrasi talebi olabilecegini gormek ve anlamak gerekiyor. Demokrasi taleplerini belirli cografyalarla ya da dinlerle sinirlanabilecegini varsaymak anti-demokratik bir zihniyetin yansimasidir.Bati'nin sozunu ettiginiz bu ikircikli tutumunu tavri Batili platformlara tasimayi dusunuyor musunuz?Su ana kadar, Avrupa Akdeniz Parlamenter Asamblesi Turk Grubu Baskani olarak ulkemizle ve bolgemizle ilgili tum gelismeleri cok etkin bir sekilde Avrupa parlamentosuna tasidik. Ornegin bu baglamda, AAPA olarak Istanbul'da yaptigimiz toplantida ABKPK es baskani olan Fransiz parlamenter Helen Flautter'in, Hamas'a iliskin ozelestirisi oldukca carpiciydi. Flautter, "Biz Avrupalilar olarak cok buyuk bir korluk yasadik. Filistin'deki secimleri anlayamadik, analiz edemedik" dedi. Gercekten de 2005 sonunda yapilan secimlerde Filistin'de Hamas'in secimleri kazanmasi cok ilginc bir test zemini yaratti Batililar acisindan. Ve maalesef birtakim Batili ulkeler Hamas'in Filistin'de demokratik secimle isbasina gelmesinin onemini kavrayamadilar. Simdi ayni durumun Misir ve Tunus ozelinde tekrar edilmemesi gerekiyor. Cunku degisim kendi ic dinamikleriyle harekete gecmis durumda. Dolayisiyla kendi icsel dinamikleriyle kendi gelenekleriyle, kendi toplumsal kosullariyla ve caga da uygun bir sekilde akisina izin vermek gerekir.Musluman kardeslerin isbasinda oldugu bir iktidarin Israil icin buyuk bir tehdit olabilecegi tezi ne kadar gercekci?Misir'daki dengelerin degismesi en cok Israil'i tedirgin ediyor. Cunku Israil komsulariyla surekli catisan, isbirligini yok sayan bir dis politika empoze etti bolgeye. Israil hukumeti bolgedeki en radikal soylem izleyen bir hukumet. Ama radikalizmin de bir siniri var ve Israil de kendi icinde bence o radikal sinirlara ulasmis durumda. Su ana kadar bolgedeki istikrar hep bir dayatma uzerine ve antidemokratik bir yapilanma uzerine insa edilmisti. Oysa simdi artik demokrasi uzerinden halkin taleplerini dikkate alan bir sekilde yeniden bir istikrar kurmak gerekiyor. Bolgedeki gelismeler isiginda yeni kurulacak istikrarin ana unsuru tabi ki halklarin taleplerini, hassasiyetlerini one cikaran demokratik duzenden geciyor. O nedenle Musluman kardesleri dislamak yerine onlarin da demokratik sistemde yer almalarina ozen gostermek gerekir. Toplumun butun kesimlerini kapsayan genis katilimli bir yonetim modelini desteklemenin toplumsal baris acisindan gerekli oldugu ortada. Anti-demokratik uygulamalar bolgede radikalizmi besledi. Radikalizmin en onemli pan-zehirinin Gannusi'nin de belirttigi demokrasi oldugunu unutmamak gerekiyor.Sadece Ortadogu icin degil Avrupa icin de modelizButun bu gelismelerde gozler Israil'de. Nasil etkilenir?Bolgedeki gelismeler Israil'in de normallesmesine katkida bulunacak. Ancak onlarin asil korkusu normallesme ile birlikte kendi iktidarlarinin da sona ermesi. Israil'de sahin kanat normallesmeden korkuyor. Cunku normallesme ile birlikte Israil'e de, bolgeye de kalici baris ve istikrar gelecek. Ancak bu egilim sahin kanat icin bir varlik sorunu. Kabul etmemiz gerekir ki, bolgede istikrar icin butun ulkelerin birbirlerine saygiyi ogrenmesi sart. Bunun da ortak paydasi uluslararasi hukuk olacaktir, demokrasi olacaktir.Israil halki da baris istemiyor mu?Ben Israil kamuoyunun da artik catismadan yoruldugunu ve normallesmeye buyuk olcude hazir oldugunu dusunuyorum. Sahinler her zaman catismadan besleniyor. Ancak bu durum, Israil halkini da guvenlik tutsagi haline getiriyor. Israil'de yasayan insanlari guvenlik paranoyasina mahkum etmeden, ozgurlesmesine imkan tanimak gerekiyor. Onlarin da ozgurlugu tadabilecegi bir siyasal atmosfere, en az Filistinliler ve Misirlilar kadar ihtiyac duydugunu dusunuyorum.NORMALLESME SARTIsrail'deki normallesme Filistin devletinin yolunu acmaz mi?Evet. Israil'deki normallesme hem Israil halki, hem de Filistin halki arasindaki yumusamadan gececektir. Ortadogu cografyasindaki normallesme kesinlikle Israil'i de donusturecek bir nitelige sahip. Israil artik dikta yonetimlerle masaya oturmak yerine, demokrasi ile yonetilen ulkelerle muzakere etmek zorunda kalacak. Bu surec, Israil'in de onceliklerini ve temel durusunu degistirecek bir gelismeye yol acacak. Filistin devletinin kurulmasina karsi gelistirdigi politikadan da bu nedenle vazgecmek zorunda kalacaktir. Rahatlikla soylenebilir ki, gelismeler Filistin devletinin de onunu acan bir surece zemin hazirlayacaktir.Peki Turkiye Ortadogu da demokrasiye gecis sureci icin bir model olabilir mi?Turkiye yakin bir donemde bolgesinde hayranlikla izlenen bir aktor haline geldi. Kendi oz kaynaklarini rasyonel kullanan, kronik sorun alanlarina demokratik cozumler getiren, ekonomik alanda gosterdigi performasla dunyanin sayili ulkeleri arasinda gosterilen bir ulkeden soz ediyoruz. Kimileri bu gelismeleri hakli olarak "sessiz devrim" olarak nitelendiriyor. Turkiye izledigi proaktif politikalarla bir ulkenin kendi ulusal imkanlari ile neleri basarabilecegini gostermesi bakimindan aslinda sadece Ortadogu icin degil ayni zamanda Avrupa ulkeleri icin de bir basari ornegi konumunda. Ozellikle Batili siyasi analistler Turkiye'nin model olduguna iliskin analizlerinin Misir'daki gelismelerden once de yapiyorlardi. Turkiye'nin 'model' olarak aslinda Bati'da da ve Dogu'da da kaliplasmis bir ezberi bozuyor. Bozulan ezber, Musluman toplumlarda demokrasinin kurumsallasamayacagi anlayisi. Bir ulke hem Musluman hem gelismis bir demokrasiye neden sahip olmasin? Dikkat edilmesi gereken sey, bunu sadece bir model kavrami cercevesinde ve sanki bir dayatma seklinde sunmamak lazim.TURKIYE'NIN ONEMI ARTTIOrtadogu'daki gelismeler Turkiye'nin onemini yeniden hatirlatti sanirim...Turkiye 2003 den bu yana demokratiklesme yonunde cok guclu adimlar atiyor. Cok kararli bir sekilde siyasal reformlarina devam ediyor. Dolayisiyla Turkiye'yi zaten cok guclu kilan ana boyut bu. Yani Turkiye'nin demokratiklesme yonunde almis oldugu mesafe ve kararliligi. Ayrica, izlemis oldugu bariscil ve vizyoner dis politika ile Turkiye bolgede ve kuresel olcekte onemli bir aktor konumuna gelmistir. Dolayisiyla da demokrasimiz guclendikce de hem kendi icimizde hem de disariya karsi guclu bir pozisyon alma sansina sahip oluyoruz tabi ki.Son olarak devrim hareketlerinin Ortadogu'ya tam olarak etkisi nasil olacak?Bundan sonra siyaset yapicilari Ortadogu halklarini da dikkate alan bir yol izlemek zorunda. Nasil Avrupa Birligi kamuoyunu dikkate almak durumundaysa ayni sekilde ayni oranda Ortadogu halklarinin da talepleri, istekleri, hassasiyetleri dikkate alinmak zorunda. Aslinda bu yeni bir uzlasinin baslangici noktasi olacak.
Timeturk
Ortadoğu
12 Şubat 2011 - 13:55
Israil normallesmeden korkuyor...
Doc. Dr
Ortadoğu
12 Şubat 2011 - 13:55
İlginizi Çekebilir















