Batılı devletlerin yüz yıllık sömürgeci direnci ve yoğun diplomatik baskılarına rağmen, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) tarihi bir karara imza attı. Transatlantik köle ticareti, Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak "insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç" ilan edildi.
Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama’nın liderliğinde yürütülen ve küresel güç odaklarının duvarlarına çarpan tasarı, 123 devletin "Evet" oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Ancak oylamanın detayları, Batı dünyasının sömürgeci geçmişiyle yüzleşmekten hala ne kadar korktuğunu ve dünyanın bu kanlı miras üzerinden nasıl ikiye bölündüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Korkunun Oylaması: Kim, Neden Çekimser Kaldı?
Karar tasarısına destek veren cephe; geçmişte bu vahşetin doğrudan kurbanı olmuş Afrika, Asya, Karayipler, Latin amerika ve Sahra ötesi köleliğin acısını tatmış Arap dünyasından oluştu. Rusya Federasyonu ise oylamayı "çok gecikmiş bir tanıma" olarak nitelendirdi.
Madalyonun diğer yüzünde ise tam bir riyakarlık duvarı yükseldi. Yerli halkları katlederek ve köle emeğiyle zenginleşerek bugünkü refahını inşa eden Batı bloku, hesap verme gününü ertelemek adına adeta siper aldı:
Çekimser Kalanlar: İngiltere, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Avustralya.
Utancın "Hayır" Cephesi: Karara açıkça ret oyu veren üç devlet ise ABD, İsrail ve Arjantin oldu.
Tazminat Korkusu Diplomasiyi Esir Aldı: İnsan hakları savunucuları, yasal olarak bağlayıcı olmayan bu karara Batı’nın gösterdiği bu vahşi direncin tek bir sebebi olduğunu belirtiyor: Milyarlarca dolarlık tazminat davalarının önünün açılması korkusu.
ABD ve Vatikan’ın İkiyüzlü Savunmaları
Oylama salonundaki gerilim, sömürgeci devletlerin absürt savunmalarıyla zirveye ulaştı. ABD'nin BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi Büyükelçisi Dan Negrea, Donald Trump’ın iç politikaya yönelik iddialarını araya sıkıştırarak kurduğu skandal cümleyle Washington'ın duruşunu özetledi:
"Washington, uluslararası hukuka göre o dönemde yasa dışı olmayan tarihi haksızlıklar için tazminat hakkını tanımamaktadır." yani ABD, milyonlarca insanın zincire vurulmasını "o dönemin hukukuna uygun" bularak arkasına sığındı.
Vatikan ise geçmişteki günahlarını sansürleme çabasına girişti. Papalığın tarihi süreçte köleliği güya kınadığına dair örnekler veren Başpiskopos Gabriele Caccia, kararı "eksik bir anlatı" olarak tanımladı. Ancak Vatikan, Papa V. Nikolay’ın 1452 ve 1455 yıllarında Portekizlilere Afrika’daki Hristiyan olmayanları köleleştirme yetkisi veren ve transatlantik köleliğin önünü açan kanlı fermanlarından bahsetmeyi bilinçli olarak atladı.

Afrika Birliği Hücuma Geçiyor: 2026-2036 Tazminat On Yılı!
BM Genel Sekreteri António Guterres'in oylama sonrası yaptığı "çok daha cesur adımlar atılmalı" çağrısı, afrika kıtasında karşılık buldu. Batı'nın tüm engellemelerine rağmen bu tarihi zaferi kazanan Afrika Birliği, gözünü doğrudan "Onarıcı Adalet" mekanizmalarına dikti.
2026-2036 Eylem Planı:
Afrika Birliği, önümüzdeki on yılı "Tazminat On Yılı" ilan etti.
Sömürge karşıtı sert çıkışlarıyla bilinen Gana lideri John Dramani Mahama, birliğin resmi "Tazminat Savunucusu" olarak atandı.
Uzmanlardan oluşan özel bir komite, dünya genelindeki köleleştirilmiş insanların torunlarıyla küresel bir ağ kurarak hukuki ve mali tazminat çerçevesi hazırlamaya başladı.
2027 yılında Afrika Birliği Başkanlığı'nı üstlenmesi beklenen Mahama, BM Genel Kurulu kürsüsünden Batı dünyasının gözünün içine bakarak mücadelenin sertleşerek devam edeceğinin sinyalini şu sözlerle verdi:
Cumhurbaşkanı Mahama: "Bu uzun yolda ilerlerken, her adımımız daha iyi olmak ve daha iyisini yapmak arzusuyla yönlendiriliyor; her adım bizi çocuklarımıza bırakmak istediğimiz adil dünyaya biraz daha yaklaştırıyor. Zamanı gelmiş bir fikri hiçbir güç durduramaz."
















