Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AK Parti Adana İl Danışma Meclisi
toplantısında yaptığı konuşmada, dün yaşanan olayda hayatını kaybeden
Mehmetçiklere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.
"Bu büyük bir alçaklık, korkaklıktır. Sivil giyinimli, silahı olmayan
insanların gidip kafasına kurşun sıkmak, bu korkaklığın, alçaklığın en
büyüğüdür" diyen Akdoğan, şunları kaydetti: "Bunu şiddetle telin ediyorum bu anlayışı. Anlaşılan çözüm korkusu bacayı sarmıştır. Örgüt
panikatak geçiriyor. Hükümet son derece kararlı ve neticeye ulaşacak
diye şu anda provokatörler devreye girmiş durumda ve oyunu bozmaya
çalışıyorlar. Ama bilsinler ki biz bu provokatörlere de onların ipini
elinde tutanlara da sonuna kadar hesap sormasını çok iyi biliriz ve
devlet onları kimsenin yanına koymayacak. O Mehmetçiği orada şehit
edenlerden devlet bunun hesabını soracak. Bundan sonra kimsenin yaptığı
yanına kar kalmayacak. Çözüm süreci var diye kamu güvenliğinden, kamu
düzeninden kesinlikle taviz verilmeyecek. Çözüm süreci var diye onların
hakaretlerine sessiz kalınmayacak. Çözüm süreci var diye yol kesmelere,
adam kaçırmalara, makine yakmalara müsamaha gösterilmeyecek. Çözüm
süreci var diye bunu suistimal eden, pasiflik üretenler de bunlardan da
ayrıca hesap soracağız. Devlet burada kararlıdır. En temel zemin
güvenliğin tesis edilmesidir. Bu olmadıktan sonra hiçbir şeyi hiç
kimseyle konuşmayız. Kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak için ne
gerekiyorsa o yapılacaktır. Bu yaşananlar kimseyi korkutmasın, umudunu
kırmasın, kimse öz güvenini kaybetmesin. Bölgede umutları yeşerten, öz
güveni geri getiren AK Parti iktidarıdır. Bunu kararlılıkla
sürdüreceğiz. Türkiye teröre, şiddete, teslim olacak ülke değildir. Şu
anda tüm mazlumların, mağdurların umududur Türkiye. Bölgede büyük bir
çalkantı var. İç savaş yaşanan ülkeler var." Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun selam ve hürmetlerini getirdiğini belirten Akdoğan, Adana'nın kendileri için özel bir şehir olduğunu söyledi. Adana'nın bir bereket kaynağı, ekonominin de can damarından olduğuna
değinen Akdoğan, dün sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya
gelerek kentin daha da ileriye gitmesi için neler
yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti. Akdoğan, Adana'nın daha büyük bir sıçrama yapması gerektiğini aktararak, şöyle devam etti: "Yeni Türkiye hedefine yeni bir Adana vizyonu ile ancak ulaşabiliriz.
Adana büyümeden Türkiye büyüyemez. Eğer Türkiye büyüyecekse, 2023
hedeflerine ulaşacaksa yeni Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceksek bunun içerisinde Adana'nın da çok önemli bir yeri var. Adana'nın aynı şekilde büyümesi gerekiyor. Biz, devlet yatırımları olarak, hükümet yatırımları olarak ne gerekiyorsa onları yapıyoruz ve daha fazlasını yapmaya
hazırız. Ama bir yerde başarı olacaksa orada gayret, çalışkanlık,
vizyon gerekiyor. Ama hepsinden önemlisi uyum gerekiyor.
Kayseri'den geldim. Kayseri gerçekten numuneyi misal bir şehir. Oranın
son dönemde büyük bir sıçrama yapmasında temel sebeplerden bir tanesi
uyumdur. Valisiyle belediye başkanlarıyla milletvekilleriyle sivil
toplum örgütleriyle özel sektörüyle hep birlikte hareket etmek, uyumlu
bir şekilde çalışmak, ortak hedeflere doğru yol almak. Bunlar şehirlerin kalkınmasında çok büyük önem ifade ediyor. Bizim de Adana'ya yeni bir
motivasyonla daha güçlü bir motivasyonla yüklenmemiz gerekiyor. Burada
AK Parti'ye çok büyük görev düşüyor. Eğer geçmişteki başarıları tekrar
yakalamak istiyorsak, komşumuz olan illerdeki oy yüzdelerini yakalamak
istiyorsak burada hiçbir zaman millete faturayı kesmeyeceğiz. Faturayı
kendimize keseceğiz. Daha büyük başarıları yakalamak bizim elimizden
geçiyor. Bu nedenle Adana'da el birliği yaparak, ortak bir ruh
yakalayarak ortak akılla hep birlikte çalışmamız gerekiyor." "Muharrem ayı aslında bir kurtuluş ve kefalet gününü ifade eder" Akdoğan, dün muharrem ayının ilk günü olduğunu hatırlatarak, bu ayın
insanlığın kurtuluşuna, huzuruna vesile olmasını temenni etti. Muharrem ayının önemli bir ay olduğunu belirten Akdoğan, şöyle konuştu: "İçinde aşure gününü barındırıyor. Tabii bu ay bizim
tarihimizde, geleneğimizde çok büyük bir anlam ifade ediyor. Muharrem
ayı aslında bir kurtuluş ve kefalet gününü ifade eder. En önemli
kurtuluş günleri bu tarihe denk gelir. Hazreti Adem'in, Hazreti Davut'un tövbesi o gün kabul olur. Hazreti Yakub'un gözleri o gün açılmıştır.
Hazreti Yunus, balığın karnından o gün kurtulmuştur. Hazreti Eyüp, o gün şifa bulmuştur. Hazreti Yusuf, kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan o gün çıkmıştır. Hazreti Musa, o gün denizi yarmış, firavunu mağlup
etmiştir. Tüm bu kurtuluş günleri bu aya denk gelir. Ama o gün bir de
hala yüreğimizi sızlatan, içimizin acısı olan bir olay yaşanmıştır, Kerbela. Hakkaniyetin ve adaletin temsilcisi olan Hazreti Hüseyin, o gün
arkadaşlarıyla yezidin ordusu tarafından katledilmiştir. Ve o günden bu
yana bu iki temel yol olarak gelmiştir. Hüseyin'in yolunu takip edenler, yezidin anlayışını takip ederner. Ve o gün Hazreti Hüseyin'in mübarek başını kestiler, vücudunu atlaraezdirdiler. Ona o zulmü yapanların bugünkü uzantıları Yasin Börü'yü binanın
üstünden attılar, başını ezdiler, üzerinden araba geçirdiler. Bu iki
ayrı zihniyettir. Bir tarafta adaleti yüceltmeye çalışanlar, hakkı tutup kaldırmaya çalışanlar, mazlumun, mağdurun sesini duyanlar ve kucağını
açanlar, öbür tarafta dışlayanlar, zulmedenler, yok etmeye çalışanlar.
Bu iki anlayış içerisinde AK Parti elbette birinci anlayışın
temsilcisidir." "Biz Şırnak'ta da varız Edirne'de varız" AK Parti'nin birlik siyasetini temsil ettiğini vurgulayan Akdoğan, "AK
Parti bütün şehirler, ilçelerde, beldelerde var olan, siyaset yapan,
mücadele eden tek partidir, tek siyasi harekettir. Biz, Şırnak'ta da
varız, Edirne'de varız. Muğla'da da varız, Hakkari'de de varız. Bu
siyaset anlayışı ve bu ekip Türkiye'nin bütünlüğünün sigortasıdır. AK
Parti'yi bugün denklemden çekin alın, bütünlüğü sağlayacak başka bir
siyasi anlayış yoktur. Diğer partiler zihninde Türkiye'yi bölmüşlerdir.
Şırnak'a gidip MHP, miting yapamaz. 'CHP Sivas'ın doğusuna geçemez' dedik Hakkari'ye gittiler ellerinde bayrak
taşıyamadılar, bayrak sallayamadan miting yaptılar. Taşıma suyuyla
yaptılar. Ama biz her yerde varız. Ve bu çok kolay olmuyor. Oralarda var olmak, siyaset yapmak bu gerçekten büyük bedeller ödemeyi gerektiriyor. Bu yüzden AK Parti, önemli bir hareket ve bu fedakarlığı, azmi,
mücadele aşkını ortaya koyan bir hareket" diye konuştu. "Sokakları karıştırmak isteyenlere fırsat verilmedi" "Biz hem hizmet etmek için uğraşıyor, hem bütün bu tuzakları, oyunları
bozmak için mücadele ortaya koyuyoruz" diyen Akdoğan, şunları söyledi: "Bunu bundan sonra da yapmak zorundayız. Gelecek nesiller için yapmak
zorundayız. Türkiye'nin bütünlüğü için yapmak zorundayız. AK Parti'nin
bu birlik siyaseti aslında Adana ve Mersin gibi yerlerde daha büyük bir
önem taşıyor. Buralar kozmopolit yerler. Yani Araplar, Türkler, Kürtler hatta Arapların farkı kültürlerden, mezheplerden olanları var. Bu kadar farklı yapı
Adana'da barış içerisinde yaşayabiliyor. Bu, bir kültürdür. Kadim
medeniyetimizden devraldığımız bir anlayıştır. İşte bu anlayışı bozmak
isteyenler var. Toplumsal ayrışmayı tetiklemek isteyenler var. Bu son
olaylarda temel amaçlardan bir tanesi toplum kesimlerini birbirine
düşürmekti, siyasi partileri birbirine düşürmekti. Bunun için türlü
oyunlar devreye konuldu ama bunların hiçbiri tutmadı. Sünnilerle Alevileri karşı karşıya getirebilir miyiz, TürklerleKürtleri getirebilir miyiz, HDP ile MHP'yi, Hüda-Par ile HDP'yi, AK Parti ile HDP'yi bunları birbirine düşürebilir miyiz diye bir oyun oynandı. Hamdolsun milletimiz bu oyunu bozdu. Ben bu süreçte sağduyu çağrısı yapan parti başkanlarına da teşekkür etmek istiyorum. Hem MHP Genel Başkanı sağduyulu açıklama yaptı hem Hüda-Paryetkilileri. Bu sorun bir şekilde geride bırakıldı. Sokakları karıştırmak
isteyenlere fırsat verilmedi. Bu da önemli bir durumdur." "Silah çare değil, sorundur. Şiddet çözüm değil beladır" Akdoğan, siyasetçinin sorumlu bir dil kullanması gerektiğine dikkati
çekerek, sağduyu mesajları verenler kadar sorumsuzca açıklama
yapanların, tahrik edenlerin, insanları sokağa çekmeye çalışanların da
olduğunu vurguladı. Bir sorun yaşandığında siyaset kurumunun halka gittiğini belirten Akdoğan, şunları kaydetti: "Biz defalarca büyük sıkıntılara maruz kaldığımızda hep halka gittik.
Gezi olaylarından sonra, 17 Aralık komplosundan sonra çok iyi
hatırlıyorum, havaalanındanKızılay'a kadar onbinlerce insan sokağa döküldü. 1 milyon kişilik mitingler yaptık, halka gittik.
Demokratik tepkiyi ortaya koyduk, halktan güç aldık ama yakıp yıkmadık,
sokakları savaş alanına çevirmedik. Siz bu şekilde demokratik eylem
çağrısı yapabilirsiniz bunu biz yaptık ama diğerlerinin yaptığı
demokratik eylem çağrısı değil. Geçmişten bu yana çok zulümler gördük.
12 Eylül'de, 28 Şubat'ta zulüm gördük, daha sonrasında
gördük. Haklarımız hep gasbedildi, büyük mağduriyetler yaşadık ama bunların yaptığını yapmadık. Silaha,
şiddete başvurmadık. Çünkü bu, çıkmaz sokaktır. Şiddet zulüm üretir ve
bugün biz bu zulmü görüyoruz. Bölgede Kürtlere zulmeden bir örgüt var. Kürtlerin iş yerini yakan, Kürt seçmenin oy kullanmasına engel olan, Kürt işadamının makinesini yakan, Kürt çocuklarının gittiği okulu yakan bir örgüt var. Bir tarafta hizmet eden, şefkat ve merhamet elini uzatan bir devlet var. Öbür
tarafta yok eden, yıkan, yakan şiddet uygulayan, baskı yapan bir örgüt
var. Silah çare değil, sorundur. Şiddet çözüm değil, beladır. Silahın
gücünden medet umanlar hep kaybetmiştir. Şiddet zulüm üretmiştir. Bölge
halkı artık görüyor. Bu, bir kırılma noktasıdır. Kim hizmet götürüyor,
kim kendisine zulmediyor." Akdoğan, Türkiye'nin mağdur ve mazlumlara yaptığı yardımlar sayesinde bölgesel bir güç haline geldiğini belirtti. Türkiye'nin mağdurlara kucak açmasını ve yardım elini uzatmasını muhalefet partilerinin anlamadığını ifade eden Akdoğan, ''2023'te dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi planlıyoruz ama şu anda ilk
üçe girdiğimiz bir konu var; o da insani yardım. Dünyada insani yardım
konusunda ilk üçe girmiş bir Türkiye var" diye konuştu.
Kimseye "mezhebi, dini, dili, kökeni nedir" diye sormadıklarını çünkü
bir beklentiyle yardım yapmadıklarını vurgulayan Akdoğan, sözlerini
şöyle sürdürdü: "Başkaları öyle yaptı. Afrika'da yardım
götürdüler, hastane açtılar, misyonerlik faaliyeti yaptı ama biz Allah
rızası için yapıyoruz. Bir karşılık beklemeden, onların petrolünü,
altınını, yer altı zenginliklerini hedefleyerek yapmıyoruz. Onları
kültürel dönüşüme uğratmak için yapmıyoruz. Tamamen insani amaçla
yapıyoruz. Bunları yaptığımız için bugün farklı bir Türkiye algısı var.
Emin olun, bu algı tarihten devraldığımız bir mirastır, bir
emanettir.'' ''Al bayrağın gölgesinde huzur var, istikrar var'' Akdoğan, Türkiye'nin bölgede bütün mazlum ve mağdurların umudu
olduğunu, iç savaşların, kaosların, istikrarsızlıkların yaşandığı
bölgede istikrar abidesi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle
konuştu: ''Bölgede büyük bir çalkantı var. İç savaş yaşanan
ülkeler var, kaos var. Bütün bu istikrarsızlık içinde istikrar abidesi
bir Türkiye var. Mağdurların sığınağı olan bir Türkiye var. 1,5 milyon insan başka yere kaçmadı, Türkiye'ye kaçtı. Türkiye'ye sığındı, niçin?
Çünkü al bayrağın gölgesinde huzur var, istikrar var. İnsanlar bunun
için Türkiye'ye geliyor. Bunu korumak zorundayız. Bunu canlı tutmak,
geliştirmek zorundayız. Evet 1,5 milyon göçmeni kabul ettik. 'Eğer Yesrip, muhaciri kabul etmeseydi Medine olamazdı' dedi sayın Cumhurbaşkanımız,
çok doğru. Ensar kucağını açtığı için ensar oldu. Türkiye bugün ensar
kucağını açtığı için farklı bir ülke haline geldi.Ortadoğu'da başı sıkışan birçok devlet Türkiye'ye bakıyor, Türkiye'den medet umuyor. Balkanlar'dan, Ortadoğu'dan, Kafkaslar'da insanlar Türkiye'den medet umuyorsa Türkiye'nin mazluma kucak açmasından dolayıdır. Siz böyle büyük aktör olursunuz.'' ''PKK, kanarya sevenler derneği mi" Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Türkiye'nin bölgede etnik ve mezhep
çatışmalarına, darbeye "darbe" diyemeyen anlayışlara karşı ahlaki bir
duruş ortaya koyarak insanlık dersi verdiğini vurguladı.
Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü için mücadele ederken birilerinin ülkeyi yakıp yıkmaya, huzuru bozmaya çalıştığına işaret eden Akdoğan, şunları
söyledi: ''Türkiye'nin ortaya koyduğu bu model, çok önemlidir.
Biz bunları yaparken, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü için mücadele
ederken, birileri de şehirleri yakıp yıktılar. Bunun gerekçesi olarak
da birtakım laflar ortaya atıyorlar. İşte neymiş, Cumhurbaşkanı 'PKK ile IŞİD bir demiş'. Peki değil mi arkadaşlar? PKK, kanarya sevenler derneği mi? Elinde silah olup karakola saldıran, sivil Mehmetçiği bile katleden... Bunun adı terör değil mi? Eğer böyle bir sorun yoksa niye
çözüm süreci var? Böyle bir sorun var ve çözülsün diye uğraşıyoruz.'' ''Herkese kucak açtık, bu ahlaki bir duruştur" Türkiye'nin mağdurlara kucak açmasından birilerinin rahatsız olduğunun altını çizen Akdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: ''Birileri bundan rahatsızlık duyuyor, 'Niye Türkiye kendi ülkesinin
imkanları başkasına kullanıyor' diyor. Arkadaşlar, bu imkanlarda
herkesin payı vardır. Yetimin, mazlumun, mağdurun... Nasıl zenginin
malındaki zekat, aslında o muhtacın hakkıysa dünyadaki insanlığın da
orta malıdır. Eğer sizin bir imkanınız varsa onda, o hissedardır. Biz
bunu yaptık, ecdadımız da yaptı. Bu tarihi bir görevdir. Ana muhalefetin lideri 'Türkiye'ye ihanet ettiler' diyor. Biz o insanları kabul
etmeseydik, tarihimize, kültürümüze, ecdadımıza ihanet etmiş olurduk.
Aynada kendi yüzümüze bakamazdık. Bu utançtan kurtulamazdık. Herkese
kucağımızı açtık. Irak'tan Kürtlerkaçarken de kucağımızı açtık. Suriye'den kaçan herkese kucağımızı açtık. Farklı
düşünmeleri, farklı olmaları önemli değil. Hatta Türkiye'ye karşı hasmane davranış içerisinde olmaları bile önemli değil. Biz tamamen insanı perspektifle
baktık da kucağımızı açtık. Bu ahlaki bir duruştur. Türkiye son dönemde
bölgesel güç oluyorsa bu ahlaki duruş sebebiyle oluyor. Biz bunları
yaptık ve daha fazlasını da yapmak durumundayız." Suriye'de Arapların katledildiğinde, Humus'un bombardımana tutulduğunda, dünyanın sesinin çıkmadığını
belirten Akdoğan, batıdan çifte standardı bırakmasını istedi. Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Suriye'de Araplar katledildi. Türkmenler katledildi, kimsenin sesi çıktı mı? Hala Diyala'da Türkmenler katlediliyor, kimse bir cümle kuruyor mu? PYD, KürtlereKobani'de zulüm etti, biz ilk PYD'nin zulmünden kaçan Kürtleri kabul ettik. Batıya sesleniyorum, bırakın bu çifte standardı. Biz, Araplara Esed zulmettiğine de hakikati haykırdık. IŞİD zulmettiğine de hakikati haykırdık ama siz sadece bir gruba baskı yapıldığında, bir
grup zorda kaldığında sesinizi yükseltiyorsunuz. Gelin hep birlikte,
herkes için sesimizi yükseltelim. Bu taşın altına siz de elinizi koyun. 4,5 milyar dolar harcadık bugüne kadar. 'Vır vır' konuşan batılılar, siz ne yaptınız kardeşim? 10 tane mülteci kabul ettiniz mi? Kobani'ye yapılan bütün insani yardım Türkiye üzerinden gitti, biz yapıyoruz. 200 bin
insanı biz kabul ettik. Diğer yapılanları anlatmıyorum. Her şeyi biz
yapacağız, birileri de bunu bahane edip Türkiye'yi yakıp yıkacak.
Suriye'den gelen Kürt çocuklarının tedavi gördüğü dispanseri
yakacaksınız. Bölgedeki Kürt çocuğun gittiği okulları yakacaksınız, bu
nasıl insanlıktır. Bu anlayışla da mücadele etmemiz gerekiyor."
İslam dünyasında bazı tuzak ve oyunların olduğunu, fitne kazanlarının
kaynadığını ve parçalı hale geldiğini ifade eden Akdoğan, Türkiye'nin
birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
AA
AA


















