Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kahramanmaraş'ta, sivil toplum kuruluşları ile kahvaltıda bir araya geldi. Yüksekova'da bir uzman çavuş ve iki erin haince bir saldırıda şehit olduğunu söyleyen Davutoğlu, şehitlere Allah'tan rahmet diledi, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine taziyelerini iletti. Davutoğlu, "Bütün milletimize bir kez daha haykırıyoruz ki o şehadet şerbetini
içen kahramanlarımızın emanetini ebediyete kadar koruyacağız" diye
konuştu. Bazı şehirlerin kendi isimlerini kendilerinin bulduğunu, kendi destanlarını kendilerinin yazdığını söyleyen Davutoğlu, Kahramanmaraş isminin de tarihiyle, istiklal aşkıyla kendi halkı tarafından tarihe yazıldığını kaydetti. Tarihin ve istiklalin sembol şehri Kahramanmaraş'ın, kahramanlığı bileğinin ve yüreğinin gücüyle aldığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi: "Topraklarımız müstevlilerin ve işgalcilerin emelleri altında inim inim inlerken, bir şehir halkı tek başına ayağa kalktı. 12 Şubat 1920. Daha
Ankara'da milli meclis toplanmamış, büyük bir İstiklal
Mücadelesinin başlaması için bir işaret fişeği bekleniyor. Bu işaret
fişeği kahraman bir şehirden, halktan geliyor. O gün yazıldı destan,
Rıdvan Hoca'nın, Senem Ayşe'nin, Sütçü İmam'ın, Aşıkoğlu Hüseyin'in, Arslan Bey'in destanı. Her biri kahramanca çıktılar ve bir şehrin
kaderinin, bir milletin kaderini nasıl belirlediğini bizzat gösterdiler. Her birini rahmetle, şükranla anıyoruz. Ümitlerin söndüğü,
ufkun karardığı günlerde, Rıdvan Hoca kürsüye çıktı ve 'Bir milletin,
bir şehrin hürriyeti yoksa, orada Cuma Namazı da kılmak caiz değildir'
dedi ve ibadetin aslını da özünü de ortaya koydu. Bizim için ibadet
özgürlüktür. İbadet, özgürlüğün olduğu yerde gerçek hakkını verebilir ve bu anlamda da Kahramanmaraş halkı, o büyük alimden ilk işaret fişeğini
alır almaz sokağa çıktı." "Çocuklarımın vatan bilinci Kahramanraş üzerinden" Malezya'da görev yaptığı 1990 yılında, kızlarının 3 ve 5 yaşlarında olduğunu belirten Davutoğlu, çocuklarının o dönemde Kahramanmaraş'ın kurtuluşunu anlatan "Sahibini
Arayan Madalya" filmini gece gündüz izlediklerini anlattı. Çocuklarının filmini her bir karesini ezberleyerek "Kahramanraş aşığı" olduklarını söyleyen Davutoğlu, çocuklarının ilk Türkiye ve vatan bilincini, gurbetteKahramanraş üzerinden aldıklarını kaydetti. Kahramanca bir destanı Türkiye'ye emanet eden Kahramanraşlılara teşekkür eden Başbakan Davutoğlu, "Onun için en iyi Kahramanmaraşlılar anlar, bir şehirle bir milletin kaderinin nasıl bütünleştiğini. Bugün Suriye'de yaşananları en iyi Kahramanmaraşlılar anlar. Halep'in, Humus'un, Hama'nın nasıl direndiğini. Bir şehrin direnmesinin ne demek olduğunu Kahramanmaraşlılar anlar" dedi. Davutoğlu, kendi kaderine sahip olmayanların kendi şehirlerine, kendi şehirlerine
sahip olmayanların da istiklal ve vatanlarına sahip olamayacaklarını
ifade ederek, "Herkes bunu bilsin ki, şehir şehir, mahalle mahalle bu
vatanı sonuna kadar korumaya ahdetmişiz, and etmişiz. Onun için yine Kahramanmaraşlılar anlar, Kobani olayları bahane edilerek, şehirleri yakanların, gasp edenlerin, şehir ruhunu
öldürmeye çalışanların nasıl büyük bir ihanet içinde olduğunu yine Kahramanmaraşlılar anlar" diye konuştu. "7 güzel adam bize güzel bir miras bıraktı" Destanı ve kahramanlığı, şehir dokusu içinde yazan Kahramanmaraş'ın
bağrından, Türk edebiyatının en güzel şairlerinin de çıktığını söyleyen Davutoğlu, Necip Fazıl'ın Kahramanmaraş kökenli olduğunu, Sezai Karakoç'ın bu şehirden feyz aldığını anlattı. Davutoğlu, Nuri Pakdil, Rasim Özden, Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu'nu anarak, edebiyatta Kahramanmaraş ekolünü oluşturan "7 güzel adama" minnetlerini sundu. "7 güzel adam
bize güzel bir miras bıraktılar, bu güzel mirası biz de gelecek
nesillere en iyi şekilde aktarmaya kararlıyız" diyen Davutoğlu, Türkçe'yi de en güzel kullanan "7 güzel adamın" Kahramanraş'tan çıktığını, fikirleriyle, şiirleriyle yolu aydınlattıklarını ifade etti. Nuri Pakdil'in, "Ve Bağdat ve Kufe ve Trablusgarp ve Ürdün daha dün biraz Erzurum biraz Maraş biraz İstanbul. Kutlu bir el bağlamıştı kentleri birbirine evreni kaplayan bir iple" dizelerini okuyan Davutoğlu, "Bizim bugünkü siyasi anlayışımızı dizelerine döktüler ve bir anlamda
kendi ruh dünyalarındaki güçlü sesi bir milletin kaderiyle bütünleştiren bir çizgide, ortak hissiyatımıza tercüman oldular" dedi. Davutoğlu, nasıl 12 Şubat 1920'de, karamsarlığa, ümitsizliğe düşülen günlerde Kahramanmaraş'ın, "bu topraklardaki istiklal ve onur davası ayaktadır" demişse, 2002'de de Türkiye'nin ümitlerinin söndüğü, dış borç batağında sürüklenen, ekonomik krizlerle
insanların gelecek perspektiflerini bitirdiği bir anda AK Parti'nin, "bu topraklardaki can suyu, derin irfan susmadıkça bu dava bitmez" dediğini aktardı. "Mahcup ve muhtaç Türkiye'den, müşfik ve kudretli Türkiye'ye" Türkiye'nin son 12 yılda nereden nereye geldiğini herkesin bildiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: "IMF kapılarında çok küçük miktarlar için uzun müzakerelerin yapıldığı
bir Türkiye'den geçen sene Mayıs ayında IMF dosyasını tümüyle kapatan
bir Türkiye inşa edildi. İstanbul'un hemen yakınında, Adapazarı'nda olan bir depremde, ülkenin Başbakanın, deprem mahalline bir kaç gün
gidemediği bir Türkiye'den, Van'da bundan 1 yıl önce deprem olduğunda 1
yıl geçmeden 17 bin 894 konutu yapıp, Van'ı yeniden inşa eden kudrette
bir Türkiye geldi. 12 yıl önce, dış borç için çaba sarf eden ve
'nereden birkaç milyon dolar kaynak bulabilirim' diyen Türkiye'den bugün dünyanın en fazla yardım yapan ve dış yardımlarda en yüksek oranı
tutturarak birinci olan bir Türkiye geldi. Kendisine derman olamayan bir Türkiye'den, Nuri Pakdil üstadın, ifadelerini ve atıflarını biraz dahageliştirirek, Bağdat'a, Trablusgarb'a, Somali'ye, Myanmar'a, Haiti'ye, Filipinler'e, herhangi bir felakette hemen ulaşabilen bir Türkiye geldi. Müşfik ve kudretli bir Türkiye geldi. Mahcup ve muhtaç Türkiye'den,
müşfik ve kudretli Türkiye gelmemizin temel sırrı milletimizin
devletiyle buluşmasıdır. Derin milletin, kendi devlet felsefesini inşa
etmesinin adıdır AK Parti hareketi. Onun için her bir şehrimizin bizim
ruhumuza hitap ettiği bir yönü var." Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerde bulundu. Kılıçdaroğlu'nun birkaç gün önce "Doğuda da Asya'da Avrupa'da
da Türkiye'ye kaygıyla izleniyor" açıklamasında bulunduğunu
aktaran Davutoğlu, "Tabii doğuya ve batıya, Asya ve Avrupa'ya hiç
gitmediği için, oralarda Türkiye hakkında neler düşünüldüğünü bilmez"
dedi. "Bir gitse Myanmar'a, Arakan'da gözü yaşlı birini
kucaklasa... Yağmurlar altında bataklıkta ben onları kucakladım. Onların gözlerinin içine baksa, 'o gözlerde tek umut ışığımız Türkiye' diyen
gözleri görecek" diye konuşan Davutoğlu, şunları kaydetti: "Ah
bir gitse Somali'de bir yetimin başını okşasa... Oralarda çadırlara
girse ve Somali'lerin gözlerine baksa görecek ki 'Somali sanki bir
Kahramanmaraşlı gibi aşkla Türkiye'ye bağlıdır. Hiç görmediği
Türkiye'yi büyük bir muhabbetle kalbinde beslemektedir. Ama bilmez....
Bu millete, Kahramanmaraş'ın istiklal bilincine uzak olanlar, bu vatanın her bir köşesindeki manevi derinliğe sahip olmayanlar, bu milletin
dışarıdan nasıl algılandığını bilmez. Gazze'ye bir gitse ve
görse ki hemen hemen her bir dükkanın her bir evin camında bir Türk
bayrağı asılı. Ben gittim, nasıl bir muhabbetle bağlandıklarını
biliyorum. İşte Kahramanmaraşlılar bunu anlarlar. Bu yedi güzel adamı
bağrından çıkaran Kahramanmaraşlılar, Filistinli'nin ruhundaki
Türkiye'ye çok iyi anlarlar. Görmeseler dahi anlarlar. Çünkü, onlar
uzakları da görebilecek gönül gözlerine de sahiptirler. Ama bazılarının
gönül gözleri kapalı olduğu gibi, bedeni gözleri bile görebildikleri
ufkun ötesini göremez." Davutoğlu, iki sene önce Gazze'nin
havadan bombalanırken kendilerinin bölgede olduğunu ifade ederek, orada
bomba yüzünden şehit olan bir genç kızın başında babasıyla
kucaklaştıklarını anımsattı. Bu fotoğrafın zihinlere kazındığını
vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bir resmi daha size
hatırlatmak isterim. Dışarı çıktığımızda, Gazzeli bir topluluk, Türk
bayraklarıyla bizi hastane önünde bekliyordu. Yukarıdan hala İsrail
uçakları geçiyordu. Kucakladılar, sarıldılar, o al bayrağı bütünüyle
nasıl benimsediklerini ortaya koydular. Bir taraftan 'nereden
bir saldırı gelir' diye etrafta sağa sola bakarken, diğer taraftan elimi tuttu. Hiçbir zaman unutmayacağım şu sözleri söyledi bana: 'Ondan kısa
bir süre önce Arakan'daydım. Sizi Arakan'da gördük. Ne olur onları
yalnız bırakmayın, Gazze'yi yalnız bırakmadığınız gibi onları da yalnız
bırakmayın.' dedi." Nuri Pakdil'in "Kutlu bir el bağlamıştı bir
kentleri birbirine, evreni kaplayan iple..." dizelerini söyleyen
Davutoğlu, "Evreni birbirine Allah'ın ipiyle, merhametin, vicdanın
ipiyle bağladık biz" dedi. Davutoğlu, Gazzeli'nin kendilerini
Myanmar'da, Myanmarlının Somali'de, Somalilinin Bosna'da, Bosnalının ise Afganistan'da gördüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "12 yıl içinde gördüler ki nerede başı okşanması gereken bir yetim
varsa, biz oradayız. Nerede, 'bize yardımcı olacak biri yok mu Rabbim?'
diye soran biri varsa, biz onların yanındaydık. Nerede, 'artık gelecekle ilgili hiçbir umudumuz kalmadı' diyen insanlar varsa, yanlarında al
bayrağı gördüler. Bir Somalili, uluslararası bir toplantıda,
'tam ümidimiz bitmişken, artık hiçbir şekilde kurtuluşumuz yok dediğimiz anda, 20 yıldır hiçbir resmi uçağın inmediği semalarda al bayrakla
birlikte Türk Başbakan'ın uçağı görüldü ve o an bizim kaderimiz değişti' dedi." Davutoğlu, bunları yaşamayanların bunu anlayamayacağını, bunu Kahramanmaraşlıların iyi anlayacağını söyledi.
Kahramanmaraşlıların, burayı savunurken bile hendeği kazan sahabi gibi,
bir dönem sonra "o savunmadan yeni ve bağımsız bir devletin doğacağını, o devletin birgün tarihi irfanla birleşerek evreni kaplayan bir iple
insanlığa sesleneceğini 12 Şubat 1920'de gördüklerini" ifade eden
Davutoğlu, "Onun için engellemeye çalışıyorlar. Size, sadece Türkiye'yi
anlatmaya gelmedim. Size, aynı zamanda sığınmaya da geldik.
Kahramanmaraş'ın ruhuna sığınmaya da geldik" diye konuştu. "İstanbul sokaklarını bahanelerle hareketlendirmeye çalıştılar" Davutoğlu, Gezi olaylarına da değinerek, "12 yıllık büyük başarı
hikayesinden sonra Gezi olaylarıyla, tam da Türkiye IMF'ye borcunu 14
Mayıs 2013'te tümüyle kapatmışken, iki hafta sonra İstanbul sokaklarını
bazı bahanelerle hareketlendirmeye çalıştılar" dedi. Devletin sembolünün ağaç olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti: "Bizim, devletimizin sembolü ağaçtır, çınardır. Bizim türkülerimiz,
kavağı anlatır bize. Bizim, şiirlerimizde ağaç esastır. Bizim ruhumuzda
tabiata sevgi vardır. Çünkü, Yunus Emre gibi sarı çiçekle konuşuruz biz. 'Sordum sarı çiçeğe' diyerek. Biz, tabiatla konuşuruz. Doğuya doğru her gittiğimde Erciyes ile selamlaşmadan gökyüzünde yola devam etmezdim.
Batıya doğru gittiğimizde Uludağ ile kuzeye doğru gittiğimizde Ilgaz'da
her bir taş ile selamlaşırız biz manevi olarak bu ülkenin. Ama ağacı
bahane ederek, Gezi olayları ile Türkiye'nin 12 yıllık başarı hikayesini durdurmak istediler. Durdurmak istedikleri şey, aslında AK Parti
iktidarı değildi, durdurmak istedikleri şey Kahramanmaraş'ta ekilen
İstiklal tohumuydu. Kahramanmaraş'ta ekilen onur ve vakar mücadelesiydi. İstediler ama durduramadılar, aksine 30 Eylül'de Sayın Başbakanımız o
zaman yeni bir demokratikleşme paketini açıkladı. Demokratikleşme paketi ile devletle daha da derinden buluşmanın adımları atıldı." "...Erdem Beyazıt'ın rüyası Sevda Hanım'la gerçekleşti" Kahramanmaraşlıların Sütçü İmam'ı çok iyi bildiğine dikkati çeken
Davutoğlu, "Sütçü İmam'ı bilen Kahramanmaraş bir kez daha iftihar etti
ki 30 Eylül'den sonra bir Maraşlının da içinde bulunduğu 4 hanım
kardeşimiz, -şimdi sayıları arttı- TBMM'ye başörtüleriyle vakar içinde
girdiler ve Erdem Beyazıt'ın rüyası Sevda Hanım'la gerçekleşti" dedi. "Bir şehrin kurtuluşunun meşalesini yakan, bir şehrin kurtuluşunun
meşalesi ile milletin kurtuluşunun önünü açan Kahraman Maraşlılar, geçen sene bunun Türk siyasetine yeniden damga vurduğunu gördüler" diyen
Davutoğlu, şöyle devam etti: "Haddini bilmeyen kimse de Sevda
Hanım'a (Sevda Bayazıt Kaçar) ve diğer kardeşlerine, başı açık başı
örtülü bütün kardeşlerine 'dışarı, dışarı' diye tempo tutamadı. Çünkü,
Ankara'da artık milli irade vardı. Diktacılar, darbeciler vesayetçiler
yoktu ve olmayacak. 28 Şubat'ın diktacılarının ve
darbecilerinin vesayet dönemlerinde, onların aleti olan siyasetçilerin
tuttuğu 'dışarı, dışarı' temposu, artık anlamını yitirdi ve bir daha bu
ülkenin evlatlarına hiçkimse 'dışarı' diye bir tempo tutamayacak. Ne
kamu dairelerinden, ne orta öğretimden, ne üniversiteden, ne diğer
alanlardan ne de TBMM'den bir daha Sütçü İmam'ın torunlarına kimse
kıyafeti dolayısıyla 'dışarı' diye tempo tutamayacak. Ondan rahatsız
oldular." Davutoğlu, çözüm sürecinden de rahatsız olunduğunu
belirterek, 'İki yılı aşkın süredir, hiçbir şehidin Anadolu'nun
Trakya'nın bağrına ateş düşmesine sebep olacak şekilde katledilmemiş
olmasından rahatsız oldular" dedi. Başbakan Davutoğlu, 17 ve 25
Aralıkta tekrar darbe vurulmak istendiğinin altını çizerek, cevabın 30
Mart'ta geldiğini söyledi. Davutoğlu, "30 Mart tarihinde aziz
milletimiz, 'Hayır, bir daha o vesayetçi günlere dönülmeyecek' diye her
yerden gür bir sesle seslendi" diye konuştu. Bu seslerden birinin de
Kahramanmaraş'tan geldiğini belirten Davutoğlu, "Allah razı olsun
Kahramanmaraş'tan" dedi. Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimleri
için çatı adayların gündeme geldiğini dile getirerek, "Yeni oyunlar
oynandı, ama millet 'ben çatıya matıya bakmam. Ben temele bakarım.
Temeli inşa edecek ruh nedir?' dedi ve temelden bir ülkenin yeniden inşa edilmesi için Sayın Başbakanımız, Türkiye tarihinde ilk kez doğrudan
halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olarak ödüllendirdi" diye konuştu.
Kahramanmaraş'ın o zaman da en çok destek veren ikinci büyük şehir
olduğunu anımsatarak, bundan dolayı tebriklerini sundu. Konya'nın
birinci şehir olmasının da gurur verici olduğunu dile getiren
Davutoğlu, "İkinci büyük şehrin Kahramanmaraş olması da gurur
vericidir. Çünkü, biz manen Türkiye'nin her bir şehrine bağlıyız.
Özellikle de Kahramanmaraş'a gönülden muhabbet duymayan hiç bir vatan
evladını tanımıyorum. Kahramanmaraş'ın adı anıldığında yüreği titremeyen hiçbir vatan evladı görmedim şimdiye kadar" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, yeni Türkiye inşası için yola koyulduklarını ama hemen tuzakların tekrar başladığını vurguladı. Davutoğlu, "Bu sefer bütünüyle ülkeyi tekrar kaosa sürükleyebilmek için Kobani olayları bahane edilerek şehirlerimizde büyük bir kardeş kavgasının önünü açmaya çalıştılar" diye konuştu. "Bunu da Kahramanmaraşlılar çok iyi bilir" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: "Kahramanmaraş olaylarında sünni-alevi ayrımı üzerinden bir şehrin nasıl bölünmeye çalışıldığını en iyi Kahramanmaraşlılar bilir ve en iyi cevabı da Kaharamanmaraşlılar verir. Nasıl İstiklal Harbi'nde nasıl Kahramanmaraş savunmasında hiçbir mezhep ve etnisite ayrımı olmadan hiçbir kökene bakmadan bütün Kahramanmaraşlılar şehirlerini savundularsa yeni Türkiye'de biz de sünni, alevi Türk, Kürt gibi bütün ayrımları ortadan kaldırarak vatandaşlık bağı ve tarihdaşlıkruhuyla bu milletin omuz omuza geleceğe yürümesini teminat altına alacağız. Tarihdaşlık ve vatandaşlık... Tarihdaşlık demek, bu topraklara sinmiş o derin tarihe kardeşlik bağına sadık kalmak
demektir, aidiyet hissetmek demektir. Vatandaşlık demek hiç bir ayrım
gözetmeden bütün vatandaşlarımıza eşit bir nazarla, eşit bir gözle
bakmak demektir. " "Türkiye 'yapılamaz' denilenleri yapar hale gelmiştir" Başbakan Davutoğlu, bu yeni Türkiye'nin demokratik felsefesinin öylesine yeni bir nefes,
yeni bir hız ve enerji verdiğini dile getirerek, "Türkiye 'yapılamaz'
denilenleri, yapar hale gelmiştir. Ekonomide gayri safi milli hasılamız 3,5 katı büyümüşse, 12 sene önce kendi tankını bile tamir edemeyen bir
Türkiye'den, bunun için İsrail'e tank modernizasyonu için tankların
gönderen Türkiye'den eğer şimdi Altay tanklarını yapan, kendi tankını
yapma sürecinde olan, kendi savaş gemilerini yapan, kendi uçaklarını
yapma sürecinde olan, insansız hava araçlarını yapan, kendi toplarını
yapan, kendi füzelerini, ciritlerini yapan bir Türkiye'ye gelinmişse 12 yıl içinde, bunun arkasında milletiyle
bütünleşmiş, milletiyle birlikte yürüyen siyasi kadrolar vardır" diye
konuştu. "Etrafımızda 7-8 tane ülke var ki idare edilemez durumda" Davutoğlu, "Borç alırsan emir alırsın", "Silahı başkasından alırsan o silahın ne
zaman duracağını, ne zaman ateş edeceğini bilemezsin"
sözlerinin tarihten iyi bilindiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "İşte Kıbrıs olaylarında bunları yaşadık. Onun için borç almayan, borç
veren yardım eden, onun için kendi savunma sanayine sahip olan, onun
için kendi tarımıyla, kendi imkanlarıyla bereketli topraklarla kendine
yetecek yiyeceği temin eden, onun için kendi sağlık sistemleriyle
vatandaşının sağlığını teminat altına alan yepyeni bir vizyonla
bakıyoruz dünyaya. Bu sebep, bu yükseliş ve bu
yükselişin getirdiği uluslararası hızla, geleceğe dönük olarak biz
ümitle bakarken bazıları da bu geleceği karartmaya çalıştılar. Etrafımız bir ateş çemberi. Etrafımızda 7-8 tane ülke var ki idare edilemez durumda. Suriye'yi, Irak'ı, Ukrayna'yı, Libya'yı, Mısır'ı, Yemen'i görüyorsunuz. Bütün bu ülkelerde devlet ile milletin arası olağanüstü açıldı.
Devletin, devlet otoritesini temsil edenlerle, o halk arasındaki ara
açıldığında biz bunu biliriz 28 Şubat'tan, 27 Mayıs'tan, 12 Eylül'den
biz bunu biliriz tek parti döneminden, o ülkeden hayır gelmez. O ülke,
yeni bir enerji bulamaz. Tek parti dönemlerinde kendi halkını tehdit
olarak tanımladığı zaman, bu ülkede siyasi hareketler ya da 27 Mayıs'ta
kendi halkına dönük ve o halkın seçtiği başbakanı idam ederek şehitlik
şerbetini tattıranlar nasıl bu ülkeye bir hız, enerji verememişlerse kendi halkıyla savaşan rejimler de bugün çevremizdeki ülkelerine sadece
felaketler getiriyorlar. Bir ateş çemberinin ortasında bir ülke var ki
ışıltıyla parıldıyor. O ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti... Sadece kendi içinde barış ve huzuru temin etmeye çalışmıyor, aynı zamanda başka
ülkelere ilham kaynağı olacak şekilde dışarıda yepyeni ufuklara
açılıyor. " "Yeni tezgah peşinde olanlar var" Türkiye'nin her bir yerde dalgalandırdığı al bayrağın, hem ülkenin
temsili anlamına hem de oradaki ekonomik, siyasi, kültürel
irtibatların merkezi anlamına geldiğini vurgulayan Davutoğlu, bu geniş etki alanı oluşumunda, milletin bütün fertlerinin, iş
adamlarının, kültür adamlarının büyük paylarının bulunduğuna işaret
etti. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böyle bir ufka yürürken 2015 seçimlerine doğru yeni Türkiye'nin
inşasıyla ilgili büyük bir restorasyon hamlesini başlatmışken, bu son
olaylar Kobani üzerinden tezgahlanan olaylarla tekrar Türkiye'de bir iç huzursuzluk ve 2015
seçimlerine giderken yeni tezgahlar peşinde olanlar var. Buradan
istiklalimizin merkezinden bir kez daha sesleniyorum: Kim ne tuzak
kurarsa kursun bizim yeni Türkiye'yi inşa vizyonumuz, kesintisiz bir
şekilde devam edecektir. Hiçbir güç, bizi bu kararlı yoldan
alıkoyamayacaktır. Bunun için birçok reform sürecini çok kısa bir sürede başlattık." Hükümetin kurulmasının üzerinden 2 ay geçmediğini ifade eden Davutoğlu, çok süratle hem Bakanlar Kurulu'nda, hem gruplarında, hem de teşkilatlarında yenilenmelere gittiklerini anlattı. Süratle Türkiye'nin bekleyen meselelerinin üzerine gittiklerini vurgulayan Davutoğlu, Uyuşturucuyla Mücadele Eylem Planını hazırladıklarını, milli eğitim alanında önemli reform hazırlık talimatı verdiklerini ve ortaöğretimde de başörtüsüne tamamıyla serbestlik getirdiklerini dile getirdi.
Maliyede kayıt dışı mücadelenin esaslarını tespit ettiklerini, şans
oyunlarından devletin çıkması kararını aldıklarını, Enerji Bakanlığı'nda Türkiye'nin yeni enerji stratejileri ve TANAP'la ilgili önemli hükümetlerarasıprotokolleri tamamladıklarını ifade eden Davutoğlu, daha kuruldukları günde gündeme gelen iş kazalarıyla ilgili iş güvenliği
paketini hazırladıklarını ve en kısa zamanda kamuoyuyla
paylaşacaklarını bildirdi. Son olaylardan sonra özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik reformunu ilan ettiklerini belirten Davutoğlu, "Özgürlüklerin korunması diyorum çünkü özgürlüklerin olmadığı yerde
özgürlüklerin korunması için güvenliğin teminat altına alınması
gerekir. Güvenliğin olmadığı yerde özgürlüklerin korunması imkansız hale gelir" dedi. Devrim mahiyetindeki bu reformları kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi: "Bundan sonra kimse ismini ve soy ismini belirlemek için ya da
değiştirmek için mahkeme kapılarında beklemeyecek. Tek parti döneminde
verilen soy isimlerin, bir çok vatandaşımızı hala nasıl rahatsız
ettiğini hepimiz biliriz. Bu durumlarda mahkeme kararı beklemeden herkes kendi arzu ettiği zati hakkı olan ismini ve soy ismini alabilecek. Pasaport ve ehliyet için artık kimse emniyet genel müdürlüğüne
gitmeyecek, nüfus işlerine gidecek. Ölüm, doğum gibi işlemlerde devlet
kapılarında bekletilmeyecek. Bir taraftan taziyeyi yapanlar yas içinde,
matem içinde olanlar gidip de bir de devlet kapısında nasıl bir hangi
prosedürü tamamlayacağım diye telaşa girmeyecekler. Bütün bunlar
vatandaşlarımızın temel hakları olarak doğrudan bildirimle yapılır hale
gelecek. Jandarmamız, İçişleri Bakanlığımızla olan irtibatını sivil
otoriteyle denetiminde tekrar inşa edecek. Silahlı Kuvvetlerimizle
birlikte ülke güvenliği için yapacağı askeri katkılar dışında iç
güvenlikle ilgili konularda İçişleri Bakanlığımızın denetim ve yetkisi
altında olacak. Bütün bunlar yepyeni bir Türkiye'nin ilk işaretleri
aslında." "Önce kamu düzeni..." Davutoğlu, Kobani olayları sonrasında ortaya çıkan tabloyu da değerlendirerek açık ve net bir şekilde tavırlarını koyduklarını vurguladı. "Kamu düzeni olmayan hiçbir yerde herhangi bir sürecin yürümesi mümkün değildir. Önce kamu düzeni, önce kamu düzeni, önce kamu düzeni...Maske takanlar, molotof kokteyli atanlarla ilgili olarak en kesin, kati tedbirleri alacağız" ifadelerini kullanan Davutoğlu, şöyle konuştu: "Çözüm süreci bizim için milli birlik ve beraberliğimiz için atılan bir adımdır. Yoksa kamu düzensizliğine zemin teşkil edecek bir süreç
değildir. Çözüm süreci, 100 yıl önce tam da Kahramanmaraş, istiklal
mücadelesini verdiği dönemlerde Sykes-Picot'la, Sevr Anlaşması'yla birbirinden ayrılmak isteyen halklar, topluluklar, tarihdaşlarınarasındaki ilişkileri yeniden tanzim edilebilmek için ülke içinde barışı ve milli
beraberliği tesis edebilmek için başlatılan bir süreçtir.
'Kararlılıkla sürdüreceğiz' derken buradan sadece terör örgütü ve onun
irtibatlı kuruluşlarını muhatap alacağız anlamı çıkmamalıdır. Bu
nihayetinde halkımızın birbirleriyle en önemlisi de devletle olan
mutabakatında yeni bir aidiyet bilincinin oluşması için atılan
adımlardır. Bugün dün gerçekleşen şehadetlerden sonra bir kez daha kararlılığımızı vurgulamak isterim. Kimse, devletin
meşru güvenlik güçleriyle teröristleri aynı zeminde, aynı düzlemde
göremez. 'Şurada teröristlere dönük bir operasyonda 3 terörist
öldürüldü diye misilleme' gibi bir mantığı kabul etmemiz mümkün
değildir. Eğer teröristler, bir baraj inşaatına saldırmak gibi bir
eylemin içindelerse orada bulunan güvenlik
görevlilerimizin görevi, onları her ne suretle olursa olsun
durdurmaktır. Bu şekilde herhangi bir saldırı planlaması olursa, ülkenin huzurunu bozmak isteyenler olursa hak ettikleri cevabı alacaklar." "İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüştüm" Davutoğlu, dün yapılan saldırı ile ilgili olarak İçişleri Bakanı, Genelkurmay
Başkanı ve vali ile görüşme yaptığını ifada ederek, "Her birisine de
aynı talimatı verdim: Bu, haince eylemi gerçekleştirenler takip
edilecekler, gerekli her türlü çalışma yapılacak ve mutlaka hak
ettikleri cezayı bulacaklar. Kimse Türkiye'yi çevredeki ülkelerin kaos
kıskacına, girdabına sokamaz, sokmaya da cesaret edemeyecek. İç barışı
temin edeceğiz, kamu düzenini teminat altına alacağız, çözüm sürecini de kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "Buradan uluslararası topluma da seslenmek istediğini" dile getiren Davutoğlu, Suriye'ye 3.5 yıldır sessiz kalanların, Halep'te, Humus'ta, Hama'da, Lazkiye'de,Rakka'da, Arapların, Türkmenlerin, Kürtlerin, Sünnilerin, Hıristiyanların öldürülmesine sessiz kalanların bir anda Kobani'de insanlıklarını keşfettilerini ifade etti. "Bu kadar basit değil" diyen Davutoğlu, kimin ne tavır aldığını bildiklerini, Kobani'deki kardeşlerine de sahip çıktıklarının altını çizdi. Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Ama şimdi ABD olmak üzere tüm uluslararası topluma
sesleniyorum: Humus, iki yıl kuşatma altındayken, insanlar açlıkla
öldürülürken, 50 bin fotoğraf Humus'tanŞam'dan çıkarılıp, her birisi bir deri bir kemik kalmış Suriyeli kardeşlerimizin fotoğrafları yayımlanırken neredeydiniz? Sadece bir şehir etrafında efsane üretip, bir şekilde uluslararası operasyon yapmaya çalışanlar, 3.5 yıldır neredeydiniz? Bayırbucak'da Tükmen köyleri yakılırken,Çobanbey'de IŞİD Türkmenleri katlederken neredeydiniz? Halep'te Türkmenler, Araplar, Kürtler hep birlikte, ki Kürtlerin Kürt, Türkmenlerin Türkmen tugayları, Selahaddin Eyyübi tugayları, fatih sultan mehmet tugayları, Arapların tugayları vardı, Halid bin Velid tugayları. Tüm bunlar onurlu bir şekilde aynen
Kahramanmaraş'ın Fransız müstevlilere direnişi gibi kendi şehirlerini
Humus'u adım adım mahalle mahalle korurken; havadan varil bombalarıyla,
kimyasal silahlarla, karadan top atışlarıyla, açlıkla, ablukayla
mücadele ederken bugün bize insanlık dersi vermek isteyenler
neredeydiler?" Kilis'de, Harran'da, Antep'te, Hatay'da, Osmaniye'de ve Kahramanmaraş'ta Suriyelilerin bulunduğuna dikkati çekerek, ""Onlara sorsunlar. Önemli bir kısmı
Humuslu'dur. Kilometrelerce yolu kat ederek, Türkiye'ye
sığındılar. Neden sığındılar? Çünkü oradakiler de Humus'ta Zara diye bir Türkmen kasabası var. Bizim Sivas'ın Zara'sına kadar giden göç yolları
vardı eskiden. Onlar, bizim kardeşimiz. Türkmeni, Kürdü ve Arabıyla, bizim kardeşimiz. Bu PYD, bugün savunduğunuz PYD daha geçen sene oradaki Kürtleri, Haseki'deki Kürtleri Türkiye'ye doğru sürüp, ilk Kürt göçü Suriye'den Haseke'den PYD'den kaçarak geldi. Onları sürerken neredeydiniz? Türkiye ise buradaydı, bu
coğrafyadaydı ve burada olmaya devam edecek. Kapısına gelen kim olursa
olsun.. Kapısına gelen kim olursa olsun Arap mı Kürt mü Türkmen mi Sunni mi Nusayri mi Alevi mi Hristiyan mı? diye bakmadan kapısını açacak, işte destan
yazan Kahramanmaraş, bu konuda da destan yazıyor." Davutoğlu, sıkıntılar yaşandığını, 56 bin Suriyelinin Kahramanmaraş'ta bulunduğunu belirtti. Kahramanmaraşlıların Suriyelileri gönülleriyle kabul ettiğini dile
getiren Davutoğlu, "Çünkü Halep'te Kahramanmaraş bağımsızlık için ayağa
kalktığında Halep'teki Müslümanlar da Türkmenler de Araplar da Kürtler
de Kahramanmaraş için dua ettiler. Aslında onlar da ayağa kalktı ama
maalesef bağımsız olamadılar. Halep'in kaderi Kahramanmaraş'tan
koparılamaz" diye konuştu. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Keşke 4-5 sene öncesine kadar bizim yaptığımız gibi Halep ile
Kahramanmaraş, Antep'le Halep Şam, Hatay'la Lazkiye barışçıl yollarla
bütünleşebilmiş olsaydı. Ama buna izin vermediler. Çünkü gördüler ki
bunun bütünleşmesi demek hep birlikte bu bölgenin, Ortadoğu'nun ayağa
kalkması demek. Biz bu konuda hem stratejik vizyonumuzun gereği olarak,
bu toprakların barışçıl yollarla birbirleriyle bütünleşmesi için
çabamızı sürdüreceğiz hem de bir zalim eğer kendi halkı da dahil olmak
üzere insanları katlediyorsa bu zulme karşı tavır alacağız. Hele
bugünlerde bunu tekrar tekrar zikrediyorum." Dünün muharrem
olduğunu, hicri yılbaşı olduğunu hatırlatan Davutoğlu, "Ensarla
muhacirin insanlık tarihine gerçek anlamda efsanevi bir ders verdiği
hicretin yıl dönümünde biz nasıl muhacirlere kapımızı kapatabiliriz"
dedi. Kahramanmaraş'ın kapısını, gönlünü tarih boyu kardeş
olduğu Haleplilere kapatamayacağını söyleyen Davutoğlu, "Tarihi
bilmeyenler, Kılıçdaroğlu gibi, 'Bir buçuk milyon Suriyeli almak Türk'e
ihanettir' diyebilir. Bizim gibi tarihi bilenler, şunu der: Biz kapımızı da gönlümüzü de mazlumlara kapatmayız. Biz ensar olmak gerekirse ensar
olmanın hakkını veririz. Hakkını veren bütün Kahramanmaraşlılara,
Gazianteplilere, Hataylılara, Osmaniyelilere, Urfalılara buradan tekrar
tekrar selam ediyorum, Allah razı olsun, Allah onları bereketlendirsin"
diye konuştu. "Sünnisiyle Alevisiyle Ehli Beyt'in yolcularıyız" Türkiye'nin kapılarını kendisine gelen yetimlere kapatması
halinde Türkiye olamayacağını dile getiren Davutoğlu, bunun hesabının
ahirette sorulacağını belirtti. Davutoğlu, "Oturdukları yerden
hükmetmek kolay. Bizim yerimizde olsunlar, bizim bilincimizle
düşünsünler işte o zaman görecekler ki bu mazlumlara kapımızı
kapatamayız" ifadesini kullandı. Hz. Hüseyinin
Kerbela'da insanlık vicdanı adına duruşunu bilenlerin zalime boyun
eğmeyeceğini, sessiz kalmayacağını, destek vermeyeceğini, modern
yezitlerin karşısında susmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "Biz
Hüseyin'in yolunun yolcularıyız. Sünnisiyle Alevisiyle Ehli Beyt'in
yolcularıyız" dedi. Davutoğlu, şunları kaydetti: "Bu
bilince sahip olmayan çevrelerin, 'Biraz realist olsanıza, biraz
gerçekçi davransanıza, alemin davası size mi düştü, niye güçlüye karşı
bu kadar sesinizi yükseltiyorsunuz. Davos'ta sesinizi yükseltiyorsunuz,
Gazze'de herkes susarken siz susmuyorsunuz, biz sadece kendi refahımıza
bakalım, çıkarımıza bakalım' dediler. Emin olun ki bunun içinde ana
muhalefet partisi de var, diğer partiler de var. Emin olun eğer bunlar
Kerbela'ya doğru yürüyen Hz. Hüseyin'i görselerdi, ona da şunu derlerdi: 'O kadar güçlü ordu karşısında niye yürüyorsun ya Hüseyin, şehrine
dönsene sessiz kalsana tam da bu dönem sessiz kalma dönemidir. Bırak
zalimler zulmetmeye devam etsin, nedir senin görevin' derlerdi. Muharrem ayında zikrediyorum, Allah şahittir ve Hz. Hüseyin'in huzuruna inşallah bir gün varacağımızı düşünerek zikrediyorum. Ona o gün o telkini
yaşasaydı yapacak olanlara diye sesleniyorum. Nasıl Hz. Hüseyin inandığı yoldan dönmemişse ve sonunda ne olacağını bile bile insanlığa ders
olmak adına o yolda yürümüşse biz de bundan sonra mazlumların yanında
olan yürüyüşümüze devam edeceğiz. Kim ne derse desin, kim ne söylerse
söylesin. Şundan da eminiz, bu aynı zamanda, realist bir politikadır.
Kısa dönemde küçük hesap yapanlar kazanmış gibi görünürler ama uzun
dönemde insanlık vicdanıyla bütünleşenler kazanırlar ancak."
Türkiye'nin Cezayir'in bağımsızlığı esnasında çekimser
kaldığını anımsatan Davutoğlu, yaklaşık 30 yıl sonra bir Türk
başbakanının Cazayir'den özür dilemek zorunda kaldığını ifade
etti. Davutoğlu, "Biz, bir daha gelecek nesillere özür dilenecek bir
miras bırakmayacağız. Hiçbir Türk başbakanı bizim yaptıklarımız
dolayısıyla gelecek nesillerden özür dilemeyecek. Belki zorluklar
çekeceğiz, belki kısa dönemde acımasızca eleştirileceğiz, belki kısa
dönemde akılları yetmeyenler Türkiye için 'risk üretiyor' diyecekler,
belki bize 'hayalperest' diyecekler ama bize 'zalim, zalimlere destek
verdi, mazlumların ıstırabı karşısında sesiz kaldı' diyemeyecekler. İşte aramızdaki fark bu" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin
yükselişinin durdurulamayacağına dikkati çeken Davutoğlu, dünyada
ekonomik gelişmenin eksilerde olduğunu söyledi. Ülkelerin gelişmediğini
ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin yüzde 3,5 büyüdüğünü belirtti. Türkiye'nin geliştikçe şehirlerinin de büyüyeceğini söyleyen Davutoğlu, kentlerin kendilerine yeni bir misyon tanımlaması ve bunu
ülke vizyonuyla bütünleştirmesi gerektiğini vurguladı. "Gaziantep'i, Hatay'ı, Adana'yı hepsini bütünleştirmeliyiz" Dışişleri Bakanı iken dörtlü işbirliği projesinin teorik çerçevesini
çizdiğini, her ülkeyle, Ürdün, Suriye, Lübnan ile konuştuğunu hatırlatan Davutoğlu, bunun, bu coğrafyanın hepsini ayağa kaldıracak bir proje
olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Arap baharı başladığında bu
projenin dışişleri bakanı toplantısını yaptıklarını, liderler düzeyine
çıkarmayı planladıklarını ama Beşşar Esed'in kendileriyle,
demokrasiyle, halkıyla bütünleşerek yol yürümek yerine kendi halkıyla
savaşmayı tercih ettiğini belirtti. Kahramanmaraş'ı da içine
alan vizyonun hayata geçmiş olması halinde Maraş'ın İç Anadolu ve
Karadeniz'e kadar Kızılırmak Havzası üzerinden açılan kapısı olacağına
işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti: "Maraş'ın özellikle
tekstil alanındaki o merkezi konumu güney şehirleriyle buluşacaktı.
Benim zihnimdeki ideal o eski Halep-Konya merkezi hat içindeki o
bütünleşmeyi temin edecek İpek Yolu'nun canlanmasıydı. İzin vermediler.
Önce Beşşar Esed zulmüyle izin vermedi, sonra da Beşşar
Esed'i durduramayan, durdurmak istemeyen uluslararası toplum izin
vermedi. Maalesef sınırlarımızdan bu sefer büyük göçler almaya başladık. Ama hiçbir zaman vizyonumuzu kaybetmeyelim. Bu dönemler geçicidir, bir
gün onlar istese de istemeseler de Sykes Picot'un böldüğü bu sınırlar
bütünleşecek ve Kahramanmaraş, Halep'le Beyrut'la ta Şam'a, Humus'a
kadar, biraz önce tarihi bilenler onu bilirler, Türkmen boyları
Humus'tan ta Suriye içlerine kadar gider gelirlerdi ve buralarda
harmanlandı. Humus'a yerleştirilen Türkmen boylarının yerleşme
gerekçeleri, Haçlı Seferleri'ne karşı direnç noktası olsundu. Ta o
zamandan beri bu coğrafyanın kaderi bir, Kürt, Arap, Türkmen, Türk
hepsinin kaderi bir. Şimdi biz geçici bir krizin etkisi altından
Kahramanmaraş'ı ve bütün bu bölgeyi çıkarmalıyız. Gaziantep'i, Hatay'ı,
Adana'yı hepsini bütünleştirmeliyiz." "Nefesinizi, desteğinizi bizden esirgemeyin" Başbakan Davutoğlu, Akdeniz kuşağının üç önemli aktiviteyi
barındırdığını, bunun Antalya'da turizm, Mersin'de ticaret, Adana'da
Ceyhan ile enerji hattı olduğunu belirterek "Önümüzdeki dönemde
Akdeniz'in en önemli ekonomik aktivite merkezleri buralar olacak" diye
konuştu. Kahramanmaraş'ın kendini buraya hazırlaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, Denizli, Aydın'dan başlayıp Konya, Niğde,
Kahramanmaraş, Kayseri hattında ise önemli tarım ve ticaret havzasının
doğduğunu söyledi. Gelecek perspektiflerinde bu havzaları birbirleriyle
bütünleştirmenin yer aldığını anlatan Başbakan Davutoğlu, bununla ilgili ulaşım konusunda yapılacak yatırımlara ilişkin bilgi verdi.
Kahramanmaraş'a 12 yılda 9,7 milyar lira yatırımın yapıldığını ifade
eden Davutoğlu, kente özellikle ulaşım alanında yapılması planlanan
yatırımları da anlattı. Kahramanmaraş'ın destan yazdığını ve
bunun şehre yansıtılması gerektiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu,
bunun en önemli noktalarının abideleştirilmesi gerektiğini belirtti. "Kahramanmaraş üzerinden Türkiye'yi ve insanımızın özgürlük aşkını
anlatan bir şehir kuralım" diyen Davutoğlu, kentin özgürlük, bağımsızlık aşkının sembolize olduğu bir şehir haline gelmesi gerektiğini söyledi. Kahramanmaraşlıları konuşmasının sonunda tekrar selamlayan Davutoğlu,
"Kahramanmaraş'ın istiklal harbimizde nasıl bir nefes olduğunu bilen
birisi olarak yeni Türkiye'nin inşasında da Kahramanmaraş'ın nefesine
ihtiyacımız var, nefesinizi, desteğinizi bizden esirgemeyin. İnşallah o
nefesle her beraber 2023'e doğru yürürken istiklali tahkim edilmiş,
iktisadı, ekonomisi güçlendirilmiş, kendi savunma sanayisiyle bütün
dünyada özgürlüğünü, bağımsızlığını garanti altına almış bir Türkiye'nin en merkez, en önemli şehirlerinden biri de Kahramanmaraş
olacaktır" ifadelerini kullandı. Toplantıya, Başbakan
Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Ulaştırma Denizcilik ve
Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, AK Parti Grup Başkanvekilleri Mahir Ünal
ve Ahmet Aydın ile bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri
katıldı.
AA
AA


















