Hz. Nuh'tan Son Peygamber'e kadar her elçi alaya alınmış, alaya
alanlar toplu azapla cezalandırılmıştır. Bir hikmete mebni olarak Hz.
Peygamber'den sonra inkarcı kavimlere toplu azap verilmeyecektir,
ama bu peygamberi alaya alanlara hoşgörü gösterileceği anlamına gelmez. Efendimiz de bu suçu işleyenleri cezasız bırakmamıştır.Elimizden geldiği kadar Batı dünyasına kutsalın bizce anlamını
anlatmaya çalışalım, ama onların idrakine göre kutsalın ihlalini hoş
göremeyiz: Hillary Clinton film için "İğrenç, ama yapacak bir şey yok"
diyor. Hakaret "ifade özgürlüğüne saygı"ya giriyor. Anayasa'ya 1737'de
eklenen madde "Kongre ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasa çıkaramaz."
diyor. Prof. Eugene Volokh "Anayasa Amerikalılara bazı insanların dine
hakaret olarak gördükleri şeyleri söyleme hakkı veriyor." diyor.Bu onların anayasası, kendi hükümlerini bütün dünyaya empoze
edemezler. Anlamadıkları bir hakikat var: Herkes onların idraki içinden
dünyaya bakamaz, Clinton bu hakikati teslim edemediği gibi "Anlamıyorum, özgürleştirdiğimiz bir ülkede bunlar nasıl olabiliyor?" diye hayretle
soruyor. Afganistan, Irak, Libya, Filistin ve şimdi Suriye'de müdahil
oldukları kitlesel kıyım ve katliamlar onlara göre "özgürleştirici
operasyonlar" oluyor? Hem ABD ve bütün Batı'da bırakın Yahudilere ve
İsrail'e hakaret etmeyi; eleştirmek, hatta soykırım sayısının
abartıldığını söylemek daha serbest mi? 1973-1985 arası ASALA, 42 Türk
diplomatı öldürdü, Batı'nın sesi çıkmadı. İsrail, çoluk çocuk sivilleri
kimyasal silahla öldürüyor, Batı yine suskun.Batı dünyası Arap dünyasındaki toplumsal uyanışı sabote etmek
istiyor. Benzeri film ve hakaret içerikli yayınlar ve saldırılar artarak devam edecektir. Medeniyetler çatışması, İslamofobi, ırkçılık ve
Avrupa'nın aşırı sağı buna hayli istekli. Yahudi, Evanjelik Hıristiyan
Siyonistler, ırkçılar ve neo-conlar bir koalisyon kurmuş bulunuyorlar.
Almanya'da hükümetler seviyesinde afişlerle 'radikalleşen Hasan'lar ve
Fatma'ların ihbarı' isteniyor. Pekiyi, ne yapmalı?Bir kere şu hususun altını çizmek lazım. Yakıp yıkmak, Amerikalı
veya Batılı insan öldürmek meşru değildir. İslam nokta-i nazarından
suçlar bireyseldir. Dahli olmayanlar bir başkasının suç teşkil eden
fiilinden dolayı cezalandırılamaz. Tabii ki hiç kimse Libya'daki
cinayetleri tasvip edemez. Kaldı ki, elçilik görevlilerinin öldürülmesi
sıradan göstericilerin işi değildir, dünyanın hiçbir yerinde
göstericiler roketatar taşıyıp önlerine gelen bina ve araçları tahrip
etmez. Kaddafi'nin trajik görüntüleriyle yan yana getirildiğinde ABD
Büyükelçisi John Christopher Stevens'ın, Kaddafi'nin intikamı olarak
öldürüldüğü anlaşılıyor.Asıl üzerinde durulması gereken İslam âleminin muteber âlim ve
otoritelerinin gösterdiği tepkidir. Bu meyanda aklı başında, doğru, yani İslami çerçevede tepkiler gösterildi. İslam Âlimler Birliği Başkanı
Yusuf Karadavi, hakareti mahkûm etti, ama şiddet ve teröre karşı
Müslüman kitleleri uyardı. Suud Başmüftüsü Şeyh Abdülaziz Bin Abdullah
"bu filmin İslam dinine ve Müslümanlara zarar vermeyeceğini" belirtip
"Eğer Müslümanlar öfkelerine yenilirse o zaman bu filmi yapanların
oyununa gelecek." dedi, yapılması gereken şeyin "İslam dinini, Hz.
Peygamber'in hayatını anlatmak, sünnetini dünyaya yaymak olmalıdır"
dedi. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, El Ezher yetkilileri de
benzer açıklamalar yaptı. Şii dünyanın önemli liderlerinden Ayetullah
Ali Sistani, tepkilerin farklı din müntesiplerine zarar vermemesi
gerektiğini belirttikten sonra, BM'ye peygambere yönelik hakaretlerin
suç sayılması çağrısı yaptı.Hatırlanacağı üzere benzer bir öneri Başbakan R. Tayyip
Erdoğan'dan da gelmişti. Ama hem arkası gelmedi hem de Sayın Başbakan
yaptığı açıklama ile bir çuval inciri berbat etti: "Son on senedir
aşırılıklar törpülendi. Paratöner gibi olduk, gaz aldık." dedi. Bu
hakikaten sakil bir ifade. Hiç hoş değildir, Müslümanları derinden
incitir. Bu ülkenin Müslümanları hiçbir zaman aşırı olmadı, hâlâ bu
ülkede barış ve kardeşlik ümidi varsa bunu İslam'a ve Müslümanlara
borçluyuz.Eğer birileri veya bazı ülkeler Batılılar nazarında "Bakın, biz
diğerlerine benzemeyiz, biz 'ılımlı'yız, sizin yanınızdayız" mesajını
veriyorlarsa, bunun zararı kendilerine olacaktır. Bu, grup veya ulusal
çıkar adına istismar edilecek bir konu değildir.













