Haber küçük, onca ağır gündem maddesi arkasında kaybolup gitmesi pek
muhtemel bir şey. Özetleyelim: İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin,
Afyon'da şehid olan askerlerimizden Mehmed Emin Çuğun'un Iğdır'daki
ailesine başsağlığı ziyaretinde bulunmuş ve teselli maksadıyla, "Her şey nasib işi.
Bizim Iğdır'a gelmemiz de nasib işidir. Aniden karar verdik ve
Iğdır'a geldik. Şehitlik de, gazilik de, uzun yaşamak da, genç yaşta
şehit olmak da nasip işidir. Şehidimizin ailesine sabırlar diliyorum.
Acılarını paylaşıyorum." demiş. Bir gazetenin internet sitesi bu haberi, "Bakan Şahin'den çok tartışılacak açıklama; öyle bir söz söyledi ki..." başlığıyla, sanki vahim bir skandalmış gibi manşetinden duyurdu.Sokaktan, kulaktan, yarım-yamalak edinilmiş bir İslâm kültürüne
âşinâ olanlar bile bu habere, "Ne var bunda manşete çıkarılacak; yanlış
bir şey söylememiş ki adam" der, dudak büker geçer. Bakan Şahin
tartışılacak hayli söz söyledi, katılmadığım şeyler yaptığı da oldu bu
defa "kitabın orta yerinden" konuşmuş. Bu haberi, "ne yapsak da hükümete çaksak" niyetiyle vitrinine çıkaran gazete editörlerinin haberi var
mıdır şüpheliyim, cenâze evinde böyle konuşulur efendiler: "El hükmü
lillah" denir. "Doğduk ki öleceğiz; Allah hepimize iman ile emâneti
teslim etmek nasib etsin" denir, "O, hakiki âleme göçüp sırasını savdı;
biz de o azîm güne hazırlıklı olmalıyız" denir.Hele bir şehidin evinde ancak Bakan Şahin'in sözleri söylenir:
Evet, şehitlik bir nasib işidir ve herkese nasib olmaz. Ölümün çok ayrı, çok başka, çok kıymetli bir kategorisidir şehâdet; büyük piyangodur!Anadolu'da bir çocuk doğduğunda, aile büyüğü gelir, çocuğun
kulağına ezan okur, adını koyar, "Allah cemiyetimize hayırlı etsin;
şehid olur inşallah" der."Şehid olur inşallah" duası, toplumdaki fay kırığını, daha
doğrusu farklı dünya görüşlerini belirgin hale getiren ulvî bir
niyazdır; çünkü şehitler hakkında Allah'ın hükmü pek lütufkâr, pek
taltifkârdır: "Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin;
hayır, onlar diridirler fakat siz bunun şuurunda değilsiniz 2/154", "... Aksine onlar diri olup Rabbleri katında rızıklandırılmaktadır 3/169)"
Kezâ Efendimiz'in şehâdeti nasıl nitelediğine dikkat: "Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, isterdim ki Allah yolunda
cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim, sonra yine
cihad edip öldürüleyim." Allah yolunda şehid olup öldürülmek, seküler
(lâdini) dünya görüşünü benimseyenlerin ilk ağızda irkildiği, "Aman
benim başıma gelmesin" diye sakınıp tahtaya üç kere vurduğu (!) bir
durum. Hayatın ölümle sona erdiğine, öldükten sonra hiçliğe karışacağına inananlar için irkilme, anlaşılabilir bir şey; anlaşılamayan ise
herkesin ille de böyle bir dünya görüşünü paylaşması gerektiği
varsayımı.Bilmiyor ki, bir mü'minin başına gelebilecek en güzel şey
şehidlik mertebesiyle hayatı noktalamaktır; anlayamıyor ki, bir bebeğe,
bir çocuğa, bir gence "Şehid olursun inşallah" diye dua eden kişi, onun
için en güzel makamı, en güzel rütbeyi dilemektedir, fark edemiyor ki
şehid, dünya hayatında kazanılabilecek en değerli ve mânidar ölümle
gerçek hayatına uyanmış olacaktır. Âdil olalım; herkesin bu değerleri
benimsemesini bekleyemeyiz; hele dayatma asla. Herkesin dini -o her
neyse- kendine ama temel değerlerini benimsemeyip katılmasak da, içinde
yaşadığımız toplumun inancından bu kadar habersiz olmak aferini hak
etmiyor; hele hele gazetecilikle uğraşanların, en azından ülkede yaşayan bir ecnebi gazeteci kadar olsun toplum nirengilerini bilmesi lâzım
değil midir?Zor zamanlarda yaşıyoruz; sözün anlamsızlaştığı bir yerde
konuşmaya çabalıyoruz. Gencecik bir evladı kaybetmenin acısı çok ağır
yük; bu ağır yükü ilâhi bir müjde ile bir şeref ve iftihar hâline
kalbeden dinimiz, en büyük istinadgâhımız. İşlerinde Allah'ı vekîl
edenlerin me'yus olmak ihtimâli yok; zira "Allah var, keder yok!" Genç
yaşta arslanlar gibi toprağa düşen şehidlerimizle, onları yetiştiren
aileleriyle, şerrin karşısında metânetini kaybetmeme büyüklüğünü
gösteren milletimizle gurur duyalım.En büyük vâriyetimiz, hikmetin başını Allah korkusunda bulan
dünya görüşümüzdür; vadesi gelince hepimiz öleceğiz. Cenab-ı Hak,
bizleri de şehit defterine yazar inşâallah!













