Kendini "Müslüman" sayan herkes Müslüman'dır. Esas olan beyandır.
Efendimiz (sas), Medine'de bildiği halde münafıkları deşifre edip İslam
dairesinin dışına çıkarmadı, çünkü "Müslüman" olduklarını söylüyorlardı. Ama Kur'an "İlahi hükümlere tam teslimiyet" içinde olmayanlara "İslam
olduk deyin, iman ettik demeyin, çünkü iman henüz kalbinize girmedi."
(49/Hucurat, 14) buyurur ki, bizce İslamcılık "hükümlere tam teslimiyet ve İslam'la beraber iman ve ihsan"ın bir arada bulunmadıkça mümkün
olmaz.
"Ben İslamcı değilim" diyene yakından bakmalı, hangi saiklerle
kendini bu isimlendirmeden uzak tutuyor. Eş'ari, bugün neredeyse küfür
ve sapkın (heretik) kabul edilen nice fırka, mezhep ve inanç grubunu,
"Müslüman olduklarını iddia etmeleri" hasebiyle "İslamiyyun (İslamcı)"
kabul etmiştir, Gazali de öyle.19. ve 20. yüzyıl boyunca uğradıkları ağır yenilgiler, süren
işgaller, sömürü, ötekileştirilip küresel olarak şeytanlaştırılmaları
vb. sebeplerle Müslümanların Batı'ya kızgın oldukları doğrudur; Batı'nın fikir ve kültür kaynaklarından beslendikleri oranda ikinci nesil
İslamcılarda da bir ölçüde hoşgörüsüzlüğe, tekfircilik ve dışlama
rastlanması da doğrudur. Ama bu şifa bulması kolay bir hastalıktır.
Tedavisi Kur'an'a ve Sünnet'e dönüş ile Eş'ari ve Gazali gibi tarihsel
büyük şahsiyetlerin usulünü takip etmekten geçer. Kur'an bize iki ana
parametre verir:1) "Hidayet Allah'tandır; insanların çoğu iman etmeyecek,
akletmeyecek ve şükretmeyecek; şu halde siz sadece hatırlatın,
tebliğinizi yapın; insanların çoğu hidayette değildir diye kendinizi
hırpalamayın."2) "Fikri, itikadi, politik ve sosyal alanlarda her ne konuda
ihtilafa düşmüş de anlaşamıyorsanız, bunun hükmünü (en doğru ve nihai
kararı) Allah ahirette verecektir. Siz güzel sözle, öğütle ve hikmetle
tebliğe, güzellikte yarışa devam edin." Bu uyarılar, İslamcıları
totalitarizmden ve "baskıyla hidayet"ten uzak tutar.Bu açıdan, birilerinin kendini "İslamcı" isimlendirmesi
diğerlerini rahatsız etmemeli; eline siyah fırça alıp İslamcıların
yüzüne sürmemeli (Bkz. Uğur Kömeçoğlu'nun asabi yazısı, 17 Ağustos,
Zaman); çifte standarda da sevk etmemeli. Mesela "cı-cu" türü ekler
dolayısıyla "İslam/cı" isimlendirmesine karşı çıkan biri kendine "Nurcu, milliyetçi, sağcı" denildiğinde aynı tepkiyi göstermiyorsa bu zatın
kendini iç tutarlılık açısından gözden geçirmesi gerekir.Ben tanımımı 21 Temmuz tarihli yazımda yapmıştım. Hayrettin
Karaman Hoca da şöyle der: "Her Müslüman aynı zamanda 'İslam davasının
da mensubu olarak' İslamcıdır. 'İslamcı plan, program, yöntem ve
davranış', amaçtan sapmaksızın içinde bulunulan şartlara göre farklılık
gösterebilir, ama farklı İslamcı gruplar kardeştirler, ictihad farkları
kardeşliğe zarar vermez, vermemelidir." (Yeni Şafak, 12 Haziran 2012).
"Kendi halinde 'Müslümanca' yaşamaya çalışan, İslam'ı kendi aile
hayatında bile yaşatmayı dert edinmeyen Müslümanlara 'İslamcı'
demiyorum. İslam'ı en yakınından başlayarak en uzaklara kadar yaymayı,
sahih İslam'ı bozulmaktan ve hayatta eksilmekten korumayı dert ve dâva
edinen, bu dert ve dâva uğrunda maddî ve manevî fedâkârlıklarda bulunan
kimselere İslamcı diyorum." (Yeni Şafak, 16 Temmuz 2012.)Kendi tanımımdan üç gaye çıkarıyorum:a) Dünyanın Kur'an ve Sünnet perspektifinden okunması;b) Bireysel, ailevi, toplumsal, bölgesel ve küresel ölçeklerde
Müslüman'ca bir hayatın mümkün hale getirilmesi. Siyaset bunun yegane
değil, ama etkili enstrümanlarından biridir;c) İslam Birliği'nin kurulması (İttihad-ı anasır-ı İslam).Bu üçüne hangi inanmış Müslüman karşı çıkabilir ki? Yöntemini bir kenara bırakacak olursak Said Nursi hazretleri "İslam âleminin üç
hastalığı var: Cehalet, yoksulluk ve tefrika" derken bu ideallerden
bağımsız mıydı? Ya da "Şeriat'in bir hakikatine bin ruhum olsa feda
etmeye hazırım. Zira Şeriat sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve
fazilettir." (Tarihçe-i Hayat, İstanbul-1998, s. 53) derken
İslamcılardan farklı bir şey mi söylüyordu?Türköne'nin diğer dinler için "Hıristiyancılık, Yahudicilik
nerede?" sorusuna gelince. Yahudi partilerin ezici çoğunluğu Tevrat ve
Talmud'u esas alır. Hıristiyan Demokrat ve Hıristiyan Sosyal Demokrat
partiler de programlarının girişinde şu ibareyi yazarlar: "Hıristiyan
değerlerine göre siyaset yapmak ve ülkeyi yönetmek üzere..."NOT: Okurlarımızın Ramazan Bayramı'nı kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.













