Bugün Batı
(lafın gelişi batı, yoksa küresel sermayeler de diyebiliriz) için geri kalan
her yer ya "fayda” olarak görülüyor ya da "tehdit”! Eğer
edebinle(!) sessizce ve itaatkâr bir tavırla globalleşmeye(!) amenna diyorsan
(küresel sermayenin güdümüne) "fayda”sın ve şimdilik zararsızsın! Tabi bu onun
gönüllü kölesi olmadığın anlamına gelmiyor. Şayet globalleşmeyi reddediyorsan
ve "sen sensen, ben de benim” diyorsan bir "tehdit”sin… "Fayda”ya dönüştürülecek
potansiyel bir malzemesin! Malınla, canınla; tehdit olmayan egoyu doyurmak için
bekleyen bir model! Top yekûn
savaş (sözde terörizmle) furyası başladığında, bu tüm çıplaklığıyla gün yüzüne
çıktı aslında. "Fayda” fayda olarak kaldı ve "tehdit”leri bertaraf edip,
faydaya dönüştürmek için araç olarak kullanıldı. Kullanılmaya da devam ediyor.
"Tehdit”in "tehdit” olmadığını söyleyerek bu tutuma karşı gelen ve cılız kalan
"fayda”larda bir yerlere not ediliyor ki günü geldiğinde acaba bu "tehdit”
miydi ki böyle davrandı diye yeniden değerlendirilsin… Tüm bunlara bulunan
kılıf bariz. Anladığımız kadarıyla(!)globalleşmiş bir dünya hayal ediliyor ve başta ekonomi olmak üzere,
birçok alanda tüm dünyanın refahını(!) kapsayan bir düş kuruluyor. (Dünya
nimetlerinin yüzde seksenlik bölümünü, dünya nüfusunun bir milyardan daha az
olan elit bir tabakası kontrol ediyor.) Keşke bu bir kılıf olmasaydı… Ama şu
ana kadar bu söylem altında sergilenen tablolar bize gösteriyor ki bu bir
kılıf… Ve globalleşen refah değil, sefalet! Hafızam
beni yanıltmıyorsa bundan üç beş sene önce milyonlarca aç gündeme geldiğinde
(G-8 denilen zenginler kulübünde) o dönemin zekâ abidesi(!) ABD Başkanı George
W. Bush, "önce ABD’nin menfaatleri gelir” demişti. Bu düşüncenin etekleri
altındaki bu düşün, ne kadar samimi olduğu tartışılır ve bunun gerçekleşme
ihtimalinin sıfır olduğu netlikle söylenebilir. Hâl böyle olunca da neyin
globalliği demekten başka bir şey elimizde gelmiyor. Zira bu globalleşme bize;
"fayda”lar sınıfında yer alan ülkelerdeki çoğu insanın, günde bir dolar gibi
bir rakamın altında hayatını idame ettirdiğini, "tehdit” olanların ise icabına
bakıldıktan sonra(!) refah savunucularının eline bakarak ve onların takdir
ettiği nafakayla hayatını sürdürdüğünü -örnekleriyle görüyoruz- gösteriyor ki
bu bize globalleşmenin, hızla sefaletin büyümesine neden olduğunu anlatıyor. Fakat ne
enteresandır ki, "fayda” veya "tehdit” olarak değerlendirilmeyen ve bizzat
Batı’nın kendi bağrından kopmuş bazı ülkelerde de, globalleşen sefaletin
vurduğu insanların sokağa döküldüklerine zaman zaman şahit olabiliyoruz…
(Geçmişte Arjantin, günümüzde Yunanistan vs.) Bu bize Batı’nın içinde de
sınıfsal uçurumların korkunç boyutlara geldiğini gösteriyor. Öyleyse Batı
(küresel sermaye) ve diğerleri değil; Batılı Yöneticiler, onların burjuva
takımı ve diğerleri diye bir ayrımın yapılması ve bu minvalde
değerlendirmelerin yapılması daha sağlıklı olacak sanırım. Bu durum aynı
zamanda globalleşirken, çemberin daha da daraltıldığının bir göstergesi! Bu
büyük bir çelişki ama böyle… Paylaşmaya yanaşmayan, "hep bana”cılık sonucu daha
da güçlenen globalleşme mimarlarının, giderek daha da verme özürlü olmasının
bir sonucu bu! Zenginlik,
güç, iktidar globalleşirken, diğer taraftan da çemberi daraltarak hep kendini
büyütüyor. Sömürü anlamında genişliyor (buna da globalleşme kılıfını bahane
gösteriyor) ama sermayeyi tekelci mantıkla birkaç elde topluyor. Bu büyük bir
paradoks! Tabi fark edebilene… Bunun sonucunda, doğal olarak sefalete mahkûm
olan insanların sayısı da çığ gibi büyüyor. Kendi içlerinde bile bu insanların
sayısı hayli fazla! Sadede
gelirsek; yeni bir global senaryo var ortada… (Aslında çok eski ama bugünlerde
uygulama aşamasında) Büyük Ortadoğu Projesi! Fokur fokur kaynıyor Ortadoğu…
Sermayedarların iştahlarını kabartan, zenginliklerle dolu Ortadoğu… Ne
dersiniz, bu işin sonu nereye varır? Ben bilmiyorum, isterseniz siz söyleyin…
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:35
Globalleşen sefalet!
Bugün Batı (lafın gelişi batı, yoksa küresel sermayeler de diyebiliriz) için geri kalan her yer ya "fayda" olarak görülüyor ya da "tehdit"!
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:35












