Aklınıza hiç mi hiç
getirmek istemediğiniz anlar vardır. Ayrılığın saati bunların başında gelir.
Hep düşünmüşümdür, kalan için mi daha zor, giden için mi? Bazen kalan
olduk, bazen giden. İki duyguyu da yaşıyoruz zaman zaman… Zannımca kalan olmak
daha zor gibi… Hele bu ayrılık, gidenin son yolculuğuna dairse… Bitimsiz
özlemler, sonu gelmez hasretler kurşun gibi tüm ağırlığıyla durur artık
kalbinizde… Yürek dağarcığınızda onlara has olarak saklı tuttuğunuz iki damla
gözyaşıyla birlikte… Yılın bazı
dilimlerinde daha hassas olduğumuz bir gerçek! Manevi havanın bolca
tezahüründen midir bu tefekkür, dalınan tefekkürün ürünü müdür, insanın daha
içsel bakması, tam kestiremesem de, en yakınlarını kaybettiğin günlerin
yıldönümlerinde, uzun uzun muhasebelere dalarım kendimce… Kendimle… Gidenleri
düşünürüm… Gözyaşlarıyla uğurladıklarımı… Kalbimin bir köşesinde usul usul
sızlayan özlemlerimi… Kavuşmayı dileyip de bir türlü kavuşamadıklarımı…
Sonsuzun kalbinde olduklarını bildiğim halde aramayı istediğim; arayıp da, "sağ
salim vardınız mı?” diyemediklerimi… Selametteler mi, üşüyorlar mı, ağlıyorlar
mı, gülüyorlar mı bir türlü emin olamadıklarımı… Gidenlere
yenileri eklenecek mi acaba ürpertisi benliğimi sardığında ise; özlemlerin daha
bir çoğalacağını, yeri ve sevgisi yürek dağarcığımda ayrı ayrı olanların, o
yürekte bırakacakları onulmaz boşlukları, nasıl bir ilaçla tedavi edebileceğimi
sorgularım üzüntüyle… Telaşla gözden geçiririm, sevgisini büyütürken, küçücük
meselelerle incittiklerimi: "Acaba hiç kırdım mı onları?” Bu acaba müspete
varıp dayanırsa, daha bir acılanır yüreğim. Değer miydi derim büyük bir
pişmanlıkla… Hayatta hiçbir şeyin sevdiğinin sevgisiyle değişilemeyeceğini;
onunla geçirebilecek bir tek anın kırgınlıkla geçmemesi gerektiğini anlarım
hüzünle… Ve şükrederim hayatta oluşuma… Hayatta oluşlarına… Ama eninde
sonunda, ya kalan ya giden olacağımı idrak ederim çaresizlik içinde… Öyleyse
derim, sükûnetle… Sığınılacak en emin kapıyı çalarım başım önümde… Rahmetinden
ve merhametinden zerre şüpheye düşmediğim Yüce Yaratan’a açarım ellerimi: "Allah’ım beni ve sevdiklerimi koru!
Dönüş sana, varış sana, gelişler hep sana biliyorum. Kalanlar ve gidenler her
daim sana emanet… Allah’ım, kalansam gidenlerin, gidensem kalanların benden
memnun ayrılmalarını nasip et!” Hayatta
hiçbir şey, bir sevgiyi söylemekten, o sevgiyi yaşamaktan ve yaşatmaktan daha
önemli olamaz! Hayatta hiçbir şeyin, o sevgiyi söylemekte, yaşamakta veya
yaşatmakta geç kalındığında, daha kahredici, daha yaralayıcı, daha acı
olamayacağı gibi… Ömür ayaklarımızın altından an be an akıp giderken, geç
kalmadığımız tek şey sevgi olmalı… Zira öyle bir geçer zaman ki tutabilene aşk
olsun! Bizden geriye baki kalan tek şey, sevgimiz ve sevgilerimizi yaşama
şekillerimiz olacağına göre, kendimizle giriştiğimiz muhasebeler de onu gözden
geçirmeye dair olmalı. Rabbim
hepimizi sevgisinde erken davrananlardan ve sevgisini yaşamakta geç
kalmayanlardan eylesin!
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:19
Geç olmadan!
Aklınıza hiç mi hiç getirmek istemediğiniz anlar vardır. Ayrılığın saati bunların başında gelir. Hep düşünmüşümdür, kalan için mi daha zor, giden için mi?
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:19












