Firavun’u bilmeyen yoktur. Mısır Medeniyetinde bir sürü
Firavun geldi geçti belki ama en önemlisi Hz. Musa zamanındakiydi sanırım…
Açıkça Tanrılığını ilan eden Firavun, Hz. Musa’nın tebliği karşısında çılgına
dönüyor, Allah’ın ceza ya da ödülleriyle boy ölçüşmeye kalkıyordu! Boyunun
ölçüsünü fena aldı ama… Kızıl Deniz’de boğularak can verirken secde halindeki
cesedi ibret-i âlem olsun diye bugünlere kadar geldi ve insanlara örnek
babından sergileniyor başka bir medeniyet(!) diyarının müzesinde. Günümüzde
meydana gelen savaşların, ortaya çıkan insanlık dışı manzaraların aslında
Firavun’un iddiasından hiçbir farkı yok! Bir insan ya da toplum hakkında hüküm
veren başka bir insan ya da insanlar, onlara türlü zulümleri reva görebiliyor, yetmiyor
öldürüyor. Mısır’da çağdaş Firavun sonrası görevi devralan Ordu’nun yaptığı gibi!
Meydanda medeniyetler arası, güç savaşları var ve türlü Ali Cengiz oyunları
arasında sıkışıp kalan, arzusu da daha medenice bir hayat sürmek olan insanlar
öldürülüyor. Bunu da perde arkasında ki -aslında çok medeni olduğunu iddia
eden- başka medeniyetler tezgâhlıyor. Bir medeniyet diğer bir medeniyeti
beğenmiyor, değişmelisin diyor, yok daha çok demokrasi, yok daha çok refah
geyikleri arasında milletler üzerinde ölümcül oyunlar oynanıyor ve Milenyum’un
(medeniyetin de ilerisinde sözde) alnına iflah olmaz lekeler vuruluyor. Resmen
Ali Cengiz oyunu… Üfürükten birkaç açıklama ama bildiğini okumaya devam…
Otorite boşluğu ve bu boşluğu dolduran rezillikler… Nerede İnsan Hakları
Savunucuları, nerede BM, nerede AB? Sözde en medeniler! Peki, ne işle
meşguller? Keyifle yudumlarken kahvelerini, sadece izlemekle… İşte bu sözde
medeniyet benim fena halde midemi bulandırıyor. Bu medeniyetin; çizgisizliği,
sorumsuzluğu, benmerkezciliği, egosundaki sınır tanımazlığı, en basit ifadeyle
beni çok ürkütüyor. Diğer medeniyetlerin (ülkelerin) geçmişte sergilenen ve
günümüzde sergilenmekte olan bu utançları, şimdilik paylaşmamaları (ileride
paylaşmayacakları anlamına gelmiyor) fakat bu zulümlere susarak verdikleri
destekse hayli canımı sıkıyor. Bu da bir çeşit tasdiktir, onay vermektir demeye
dilim varmasa da mantığım bu varsayımı doğrulayarak canımın daha çok
sıkılmasına neden oluyor. Dünyatimes bu
anlamda çok yerinde bir soru sormuş geçen gün haber başlığında. "Mısır
Ordusu’nu kim dizginleyecek?” Bana az
önce ifade etmeye çalıştıklarımı düşündüren çok güzel bir soruydu bu! Onun için
ben de soruya soruyla karşılık verdim ve "hangi medeniyet?” deme ihtiyacını
hissettim. Öyle ya! Milenyum diyoruz böbürlene böbürlene… Çağdaş yaşamın
zirvesi… Ve dünyanın efendileri sürekli daha müreffeh, daha özgür, daha medeni
bir dünyadan söz ediyorlar ağızlarını açtıkça… Öyleyse! Neredesiniz? Nasıl göz
yumuyorsunuz? Elbette ki
bu çağrıyı kasıtlı yapıyorum. Böyle bir medeniyetin sözde olduğuna, bu
söylemlerin geyikten öteye gidemediğine vurgu yapmak adına… Bizzat sorunun
merkezi olan ve bizzat sorun pazarlayan nasıl bir çözüm üretebilir ki? Fakat diğer
taraftan da şunu biliyoruz, bazı şeylerin bedeli oldukça ağır oluyor. Özgürlük
gibi! Mısır ve diğer Arap halkları çok kutsal bir dava için adım attılar.
İnsanlık onurlarını geri almak istiyorlar, çağdaş Firavuncuklar ve onların
arkasındaki gerçek Firavunlardan… Oyun bozuyorlar, yılan deliklerine ellerini
sokuyorlar. Tıpkı Firavun’un yılanlarına karşı Hz. Musa’nın yaptığı gibi! Şimdi
bu halklara düşen en önemli vazife ve şuur şu: Davalarında samimi olacaklar ve
tek bir adımlarına dahi şahsi istekleri karışmayacak. Allah’ın desteğini ancak
bu şekilde kazanabilirler diye düşünüyorum. O zaman ancak Hz. Musa’nın asası
gibi bir mucizeye tanık olabilirler. Aksi takdirde, dünya çok büyük bir
yangının ve kaosun ortasında bulur kendini. Zira içinde Allah rızası
barındırmayan hiçbir mesele müspet bir sonuca ulaşamaz. Tarih
tekerrürler üzerine kurulu vesselam! İnsanların şekli değişiyor ama ego aynı
ego… İyi kötü, doğru yanlış, güzel çirkin gibi kavramların çeşitlemeleriyle
örülü benlikler… Asırların mücadelesiyse bu kavramlar arasında aslında… Adı
değişiklik gösterse de Firavun aynı Firavun, Ordusu aynı Ordu! Kıyamete kadar
devam edecek bir süreç bu! Öyleyse medeniyetlerin ve o medeniyetin insanlarının
kendisine sorması gereken soru şu: Ben hangi taraftayım?
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:22
Firavun'un Ordusu ya da hangi medeniyet?
Firavun'u bilmeyen yoktur. Mısır Medeniyetinde bir sürü Firavun geldi geçti belki ama en önemlisi Hz. Musa zamanındakiydi sanırım… Açıkça Tanrılığını ilan eden Firavun, Hz. Musa'nın tebliği karşısında çılgına dönüyor, Allah'ın ceza ya da ödülleriyle boy ölçüşmeye kalkıyordu!
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:22












