Özet anlatımlara bayıldığım bir gerçek! Sanırım mizah da yer
yer özet olarak, bir anda anlatabiliyor her şeyi… Sanırım mı? Tamam. Çoğunlukla
her zaman! Mesela bir
karikatür… Altı üstü küçücük bir alanın içinde bir iki şekil vardır o kadar!
Ama insana bazen öyle çok şey anlatıveriyor ki… Belki siz derdinizi,
-duygularınızı yazıya dökmek istediğinizde- sayfalarca süren bir uzunluktaki
bir yazıyla anlatacaksınız. Ama karikatür bunu bir iki çizgi darbesiyle
yapıveriyor. Ve inanın zaman zaman özendiğim oluyor bu özet anlatımlara… Ne
yalan söyleyeyim çizim eğer sonradan kazanabilecek bir yetenek olsaydı –ki
aslında neden kazanılmasın- yoğun çaba sarf ederdim. Çünkü bu hayran olunacak
bir meziyet. İki şekil 8mizah diliyle) ve hopp bir anda anlatılan pek çok şey…
Buna imrenilmez mi? Sanıyorum bu yüzden mizah çok önemli! Hem de mizah daha çok
insana ulaşabiliyor, bu açıdan da çok önemli. Özellikle karikatür sanatı! Bir
karikatürü hemen herkes anlayabilir. Öyle değil
midir? Ressam çizmiştir resmini… Eğer ünlenmişse gelecekte ya da şimdiki
zamanda, resim hakkında birçok farklı yorum yapılacak demektir. Ama karikatür
daha farklı… Bir kesime has bir sanat değil… Avamı da kapsıyor, entelektüeli
de… Tıpkı fıkralar gibi… Fıkralar da öyledir. Çoğunda hem gülersiniz hem
düşünürsünüz. Hatta bazılarında durup durup güler, durup durup düşünürsünüz.
Ama hemen herkes bir fıkranın ne anlattığını anlar. Fıkralar da bu açıdan bir
milletin kültür yapısında çok değerli diye düşünüyorum. Her ne kadar Nasreddin
Hoca kıvamında evrensel ve çok şey anlatan fıkralar artık yerini daha basit
fıkralara bıraksa da… Yine de usta ve zeki bir ağızdan çıkan bir fıkra ne kadar
basit olursa olsun, mutlaka içinde ince bir mesaj barındırıyor. E-Posta adresime birçok görüş ve bilginin yanı
sıra pek çok fıkra da geliyor. Ve ben bir şey fark ettim. Bu fıkraları (mesela
uzun bir yazıda yaptığım gibi) şöyle bir göz atıp geçemiyorum. Mutlaka
okuyorum, gülüyorum ve hatta unutmayayım diye masa üstüne alıyorum. Demek ki
mizah daha çarpıcı ve daha dikkat çekici! Fark ettiğim
şu! Meğer aslında bizim gülmeye ne çok ihtiyacımız var. En azından kendi adıma
bu böyle… Öyle anlar oluyor ki, sürekli aynı haberler etrafında dönmekten,
beynim bazı şeyleri algılayamaz oluyor. İşte tam o esnada beni güldüren bir
fıkra tüm yorgunluğumu alıyor ve işime kaldığım yerden ama bu kez
"gülümseyerek” devam edebiliyorum. Hele ilk etapta biraz sonradan daha çok
anladığım ve daha çok anladığımda daha çok güldüğüm fıkra türlerine hayran
alıyorum. Ve mizahın kesinlikle bir zeka işi olduğuna bir kez daha karar
veriyorum. Kısacası
şunu ifade edeyim. "Eğitim şart” diyerek farklı bir kulvardan, hayati bir
konuya vurgu yapan ve dikkat çeken ve herkese bu cümleyi slogan yaptıran Cem
Yılmaz’a atfen ben de diyorum ki: "mizah da şart!” Hem de hava
kadar, su kadar ihtiyaç kabilinde bir olgu… Hayatın kendisi mizah diyenler çok
doğru söylemişler ama eksik söylemişler. Kara mizaha dönüşünce yaşam, bu hemen
fark edilmeli ve duru, yalın ve gerçekten güldüren mizaha insan hemen
meyledebilmeli… Çünkü ancak bu şekilde ortalamayı bulup, sağlıklı ve dengeli
bir yaşam sürebiliriz. Bu yüzden
hayatın bir mizah olduğu sık sık hatırlanmalı, ki bazı sorunlara ara sıra da
olsa gülüp geçebilelim…
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:21
Mizah şart!
Özet anlatımlara bayıldığım bir gerçek! Sanırım mizah da yer yer özet olarak, bir anda anlatabiliyor her şeyi… Sanırım mı? Tamam. Çoğunlukla her zaman!
Genel
05 Ağustos 2012 - 03:21












