Ahmet Hamdi Gul, roportajinda cocukluk yillarini da anlatarak, 1926 yilinda Kayseri Duvenonu Birlik Sokak'taki evlerinde dunyaya geldigini ve 4 erkek bir kiz kardesi oldugunu soyledi. Babasinin bakkal islettigini, bos zamanlarinda babasina yardimci oldugunu belirten Gul, "Cumhuriyet Meydani ile Kicikapi arasi bahceydi. Oraya develerle kervan gelirdi. Kervanlar tenekelerle gaz, un, bugday getirirlerdi. Biz de cocuktuk, gider develere bakardik. Gecimlerini saglamak icin amelelik, iscilik yapan insanlar da vardi. Bir amelenin gunluk yevmiyesi 12,5 kurustu" diye konustu.
Cocukluk ve genclik donemlerinde Kayseri'de bagciligin yaygin oldugunu anlatan Baba Gul, roportajinda su bilgileri verdi: "Bizim de bagimiz vardi. Bagdan merkeplerle uzum tasirdim. O yillarda saat olmadigi icin zamani yildizlara bakarak ayarlamaya calisirdik. Bir gun bagdan sehre uzum getirecektim. Babaannem, 'oglum kalk, vakit geciyor herhalde' diyerek yataktan kaldirdi. Merkebe uzumleri yukleyip yola ciktim. Sehre geldim ki, ezan yeni okunuyor. Babam evde yatiyordu. Kapiyi caldim. Karsisinda beni gorunce sasirdi. 'Bu zamanda isin ne? Daha sabah olmadi' dedi. O gun zamani dogru tahmin edememistik."
Cumhurbaskani Abdullah Gul'un babasi Hamdi Gul, annesinin ve babaannesinin ekmegi ot atesinde pisirdigini anlattigi roportajinda, "Baglarda odun yanmazdi. Gaz da olmadigi icin rahmetli annem ve babaannem ot atesinde ekmek pisirirlerdi. Sayili zenginin evinde soba olurdu. Genelde evlerde iskemleler vardi. Iskemlelerin ortasina mangal konulur, icine ates konulup, isinilirdi. Bagdan gelen odunlar mangalda kullanilirdi. Uzun kis geceleri, baglardan getirilen uzum, kayisi kurusu, dut kurusu ve igde, meyve olarak tuketilir, gelen misafirlere ikram edilirdi. Elma, armut, portakal gibi meyveler cok az bulunurdu. Oyle ki, onlarin kabuklari bile degerliydi. 8-10 yaslarindayken hastalanmistim. Rahmetli annem portakal kabugunu kaynatip, sifa olsun diye icirmisti." dedi.
Ogrenimini Bozanti ve Gazipasa ilkokullarinda tamamladigini, daha sonra Sumer Bez Fabrikasi'nda acilan cirak okuluna devam ettigini ifade eden Ahmet Hamdi Gul, is hayati ile ilgili de sunlari soyledi:
"Kayseri'de sobacilar ve bakircilar vardi. Sobacilar, Camikebir'in oradaydi. Bakircilar da Kazancilar Carsisi'ndaydi. Eski Sanayi, 1950'den sonra Osman Kavuncu zamaninda kuruldu. Sobacilar ve bakircilar buraya tasindiktan sonra kimse gitmeyince, ucretsiz otobus seferi baslatildi. O yillarda 3 buyuk fabrika vardi. Tayyare fabrikasi, Anatamir ve Sumer bez fabrikasi. 1943 yilinda imtihanla Tayyare fabrikasina girdim. Vatani gorevimi 1946'da Eskisehir'de yaptim. Tezkere aldiktan sonra fabrikada ise tekrar basladim. Eski sanayi kurulunca bir dukkan aldim ve 5-6 sene kiraya verdim. 1972 yilinda emekli olduktan sonra o dukkanda 3 arkadasimla birlikte tesviye, torna isi yaptik, yedek parca imalati gerceklestirdik."
Genclere ne tavsiyelerde bulunacagi yonundeki soruya Hamdi Gul, su ifadeleri soyledi: "Oglum Macit Gul ile birlikte isyerine gidiyorum. 1948 senesinde evlendim. Esim halamin kiziydi. 3 cocugum var. En buyugu Abdullah, onun kucugu Hatice, en kucugu de Macit. Yeni nesil genclere okumalarini tavsiye ederim. Calissinlar ve okusunlar. 80 yasima kadar durmaksizin calistim. Halen oglum Macit ile birlikte her gun ise gider, gelirim. Asla yalan soylemesinler. Yalan soyleyenden dogruluk ve durustluk beklenmez."
Habervakti

















