Sen gidince mekan kaybetti ruhunu. Sen gidince tüm çizgileri kayboldu nakkaşların.Ebruzenler suya sadece gül resmini düşürdü…Su ağladı. Hattat ağladı. Nakkaş ağladı. Ben ağladım. Ve
hala ağlıyorum…..Benimle birlikte seni görmeden seven herkes ağladı. Nasıl
ağlamasınlar ki, nasıl ağlamayalım ki.Biz, seni görmeden sevenler…." Hani ümmetimden öyle bir nesil gelecek ki " dediğin
kişilerin arka saflarında olanlar…Sana tabi olanlar. Seni her daim selamlayanlar. Senin için
duaya duranlar. Senden umut kesmeyenler. Ağladık ve hala ağlamaktayız.Mekan ruhunu kaybetti sen gidince. Kanadı düştü bütün
kuşların.Dadın ümmü eymen ağlıyordu. Semadan artık vahiy gelmeyecek
diye. Sadık arkadaşın hz. Ebu Bekir bembeyaz olmuş yüzünü öpüyordu. " hayatında güzeldin, ölümünde de güzelsin.
Öldü ve ikinci defa ölmeyeceksin " diyerek.Bütün şehir ağlıyordu. Enes bin malik ağlıyordu; vefat
ettiğin günden daha karanlık bir gün Medine de görmedim diye.Bilal ağlıyordu, sensiz bu şehrinde yaşamayacağını hisseden
diğer Müslümanlar gibi.Ağlıyordu Abdullah bin zeyd. YARABBİ al bu gözlerimi artık
onu görmeyecekse başka bir şeyi de görmeyeyim diye…Enis bin Abdullah ağlıyordu. Medine nin gülü soldu diye felç
inmişti bedenine. Hüzün ağlıyordu kutlu beldenin üstüne. Şehri yar ağlıyordu.
Gül yüzünü göremeyecek olanlar ağlıyordu…Toprağın nefes alıp verişleri hızlanıyordu. Toprak, zikir
halinde… toprak, sevgililer sevgilisini bağrına almanın zevkinde..Medine nin bulutları da ağlıyordu şimdi. Hz. Fatıma; ne olurdu bir kimse Ahmed’in türbesini koklasa
da ömrünün sonuna kadar miski amber koklamasa ona yeterdi. Bugün benim üzerime
öyle musibetler yağdı ki, gündüzlere yağsaydı geceye dönüşürdü. Demişti ardından,
Yusuf’u gördüklerinde hayranlıklarından ellerini kesenler, eğer benim efendimi
görselerdi göğüslerini parçalardı, demişti güzelliği için….Fatıma ağlıyordu… Ah benim RABBİNİN davetini kabul edip giden babacığım. Ah
benim RABBİNE bu derece yakın olan babacığım. Ah benim durağı Firdevs cenneti
olan babacığım. Ah benim kara haberini Cebrail ile paylaştığım babacığım diye….Aydınlat ey güneş beldeni yeniden…Ağlamadan…Kanatmadan gündüzün çehresini…Tutunduğu kökleri çatlayan hurma ağacı tüketme meyvelerini….Ey bulut son defa gölgele saadet güneşini….Ve ağlama sakın….Sadakatini kaybetmeyen ve bağrında nice gözbebeklerini
saklayan UHUD dik dur yeniden….Hattat al kamışı eline…Ve içimizdeki kırılan fay hatlarına koskocaman MUHAMMED
yaz…..Yüreğimizdeki ALLAH lafzının yanı başına….Yaz ama yazarken de sakın titretme ellerini….. Bu günkü ümmetin ya NEBİ….Sevgi ve selamlarımı sunarım.Hayatı gönül gözü ile yorumlayan kardeşiniz
Mustafa ÇELİK…
Mustafa ÇELİK…












