Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Bursa Valiliği ile Capital ve
Ekonomist dergilerinin iş birliğiyle Uludağ'daki Grand Yazıcı Otel'de
düzenlenen, ''Uludağ
Ekonomi Zirvesi''nde yaptığı konuşmada, dünyanın her yerinde Coca Cola
üst yöneticisi (CEO) Muhtar Kent gibi başarılı Türk girişimcilerin,
profesyonellerin olmasından olmasından mutluluk duyduklarını söyledi. Türk yöneticilerinin, çok uluslararası şirketlerde kısa sürede küresel
sorumluluklar üstlendiklerini anlatan Babacan, Muhtar Kent'in de bu
noktada Türk iş dünyası için bir rol model olduğunu ve daha çok Muhtar
Kent'lerin Türkiye'den çıkacağına inandığını vurguladı. Babacan,
kendisinin de dedesinin verdiği malları depodan mağazalarına taşıdığını
hatırlatarak, gerçekten o fiiliyatın, uygulamanın içinde olmanın, para
ile iç içe bulunmanın çok önemli olduğunu dile getirdi.
Babacan, Muhtar Kent'in ''Marka bir sözdür iyi marka tutulmuş bir sözdür'' ifadesini anımsatarak, şunları kaydetti:
''Çok şükür Türkiye artık kendi bölgesinde, dünyada yükselen bir marka olduysa, burada Türkiye'nin tuttuğu sözlerin çok çok önemli payı var. Özellikle şu son 10 yılda, Türkiye'nin ortaya koyduğu reform programı AB süreciyle, ekonomik dönüşüm programıyla ortaya koyduğu performans, 'yapacağız' dediğimizi yapmamız, söz verip tutmamız, Türkiye'yi çok farklı bir noktaya getirdi. Ve bu altın üçgen de Türkiye'de önemli ölçüde oluştu diye görüyorum ben, hükümet, iş dünyası ve sivil toplum. Ama samimi bir değerlendirme yapmak gerekirse de bizim üçgenimizdeki bu sivil toplum ayağını biraz dana güçlendirmemiz gerekiyor. Yani o noktada gerçekten gönüllü, derdi, amacı olan insanlarımızın daha çok bir araya gelip, daha büyük bir şevkle çalışması gerekiyor.'' (aa)
Babacan, Muhtar Kent'in ''Marka bir sözdür iyi marka tutulmuş bir sözdür'' ifadesini anımsatarak, şunları kaydetti:
''Çok şükür Türkiye artık kendi bölgesinde, dünyada yükselen bir marka olduysa, burada Türkiye'nin tuttuğu sözlerin çok çok önemli payı var. Özellikle şu son 10 yılda, Türkiye'nin ortaya koyduğu reform programı AB süreciyle, ekonomik dönüşüm programıyla ortaya koyduğu performans, 'yapacağız' dediğimizi yapmamız, söz verip tutmamız, Türkiye'yi çok farklı bir noktaya getirdi. Ve bu altın üçgen de Türkiye'de önemli ölçüde oluştu diye görüyorum ben, hükümet, iş dünyası ve sivil toplum. Ama samimi bir değerlendirme yapmak gerekirse de bizim üçgenimizdeki bu sivil toplum ayağını biraz dana güçlendirmemiz gerekiyor. Yani o noktada gerçekten gönüllü, derdi, amacı olan insanlarımızın daha çok bir araya gelip, daha büyük bir şevkle çalışması gerekiyor.'' (aa)


















