ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için hazırladığı yeni barış planında Türkiye’ye kilit rol verilmesi, bölgedeki dengeleri yeniden hareketlendirdi. Washington, Ankara’nın Hamas üzerinde kurduğu etkin nüfuzu, barış sürecinin hızlandırılması için stratejik bir araç olarak görüyor. Ancak İsrail, Türkiye’nin olası sahadaki varlığını güvenlik riski olarak değerlendiriyor.
Plan, Türkiye’nin Gazze’nin yeniden inşasında aktif rol üstlenmesini ve uluslararası bir gözlem gücüne katılmasını öngörüyor. Bu yaklaşım, Ankara’nın Hamas’ı ateşkese ikna etmesi ve esir bırakılması sürecinde önemli bir diplomatik adım atmasının ardından ortaya çıktı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gazze’nin ayağa kaldırılması için tarihî bir sorumluluğumuz var,” diyerek Türkiye’nin hem insani yardım hem de altyapı projelerinde yer almaya hazır olduğunu açıkladı. Ankara, bu rolüyle hem bölgede etkisini artırmayı hem de ABD ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açmayı hedefliyor.
İsrail tarafındaysa endişe hâkim. Üst düzey güvenlik yetkilileri, Türkiye’nin Hamas’a verdiği desteğin “siyasi” değil “stratejik” olduğunu savunarak, Ankara’nın bölgedeki varlığının, Müslüman Kardeşler çizgisinin güçlenmesine yol açacağını öne sürüyor. Tel Aviv, Türkiye’nin dahil edildiği bir barış sürecinin “kabul edilemez” olduğunu belirtiyor.
ABD yönetiminden ise karmaşık mesajlar geliyor. Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İsrail’e “yabancı güçler” dayatılmayacağını söylese de, Türkiye’nin barış sürecinde “yapıcı” bir unsur olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, Türk şirketlerinin Gazze’nin yeniden imar sürecinde büyük bir ekonomik fırsat yakalayabileceği konuşuluyor. Milyarlarca dolarlık altyapı projelerinde Türk mühendisliği ve inşaat firmalarının öne çıkması bekleniyor.
Bölgedeki durumun belirsizliği, tarafların karşılıklı çıkarlarının çatıştığı bir tablo ortaya çıkarıyor. Ankara, uluslararası arenada etkinliğini yeniden artırmak isterken; İsrail, sınırlarında yeni bir “ideolojik rakip” görmenin endişesini yaşıyor. Washington ise bu iki müttefiki arasında denge kurmaya çalışıyor.
Görünen o ki, Gazze'nin geleceği sadece fiziki yeniden inşayla değil, bölgesel güç dengeleriyle de şekillenecek.













