Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, askeri işbirliğinin farklı
yöntemleri olduğunu belirterek, "Kurşun sıkacak mısınız sıkmayacak
mısınız başka bir şeydir, askeri olarak işin içinde olmak başka bir
şeydir. Farklı yöntemlerle askeri operasyonun içinde yer alabilirsiniz.
Teorik olarak söylüyorum. Bu ne olmalıdır, ne kadar olmalıdır, bunlar
birtakım değerlendirmeler neticesinde verilebilecek kararlardır.
Türkiye, şuraya kadar işin içinde olur veya olmaz şeklinde bir şey
söylemem doğru olmaz" dedi. Akdoğan, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle TRT Genel Müdürlüğü Lokali'nde kahvaltıda bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Akdoğan, Türkiye'nin IŞİD ile mücadele için oluşturulan koalisyonun neresinde olacağı ve askeri
kısımda yer alıp almayacağı sorusu üzerine, Türkiye'nin IŞİD konusundaki tavrının belli olduğunu vurguladı. "Burada bir belirsizlik
yok. Rehine meselesinin getirdiği bir duyarlılık ve hassasiyet vardı.
Orada 49 insanımızın canını koruyabilmek önemli bir hassasiyet. Bu
çerçevede birtakım söylemler vesaire, bunlara da özen gösterilmesi
gerekiyordu. Çünkü burada edilen her laf orada vatandaşlarımızın daha
fazla sıkıntı yaşaması demekti" diye konuşan Akdoğan,
Musul'da alıkonulanların yerlerinin defalarca değiştirildiğini, yerel
bilgi veren bir kişinin infaz edildiğini hatırlattı. Türkiye'nin IŞİD'e karşı tutumunun çok öncesinden belli olduğunun altını çizen Akdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Daha önceki yıllarda Bakanlar Kurulunca terör örgütü olarak kabul
edilmiş. IŞİD'in terör örgütü olduğunu deklare etmiş bir hükümet var.
Türkiye'nin bu örgüte dönük tavrında, pozisyonunda bir bulanıklık yok.
Son dönemde, 'İşbirliği var, destek var'... Bunlar çok ucuz medya
manipülasyonları. Türkiye'yi psikolojik harekatlarla bir yere itmeye
veya bir şey yaptırmaya çalışıyorlar. Bunu yapanlar da biliyor,
Türkiye'nin böyle bir ilişkisinin olmadığını. Türkiye, medya
manipülasyonlarıyla, psikolojik operasyonlarla harekete geçirilecek ülke değil. Öncelikle bunu çok net görmek lazım. Bunu yapmaktan aciz
değiliz, biz de o ülkelere karşı bu tür medya manipülasyonları veya
birtakım şeyler yapabiliriz. Bu doğru bir yöntem değil. Müttefikler
arasında da kabul edilebilir bir şey değil. Ben bu tür yayınlara da çok
itibar edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ama son dönemde bu tür bir
psikolojik baskı unsuru olarak uluslararası medyada bu tür şeylerin
olduğunu görüyoruz." "Bu riskin karşısında olan biziz" Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgüte karşı hem kendi içinde hem de dışarıda tedbirler geliştirdiğini ifade eden Akdoğan, bu
örgüte karşı bugüne kadar birçok operasyon yapıldığını kaydetti.
Türkiye'nin geçiş bölgesi olarak kullanılmasının önlenmesi için birçok
adım atıldığını belirten Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terörle mücadelede dayanışma arayışı içinde olan, ortak mücadele
arayışı içinde olan, hangi terör örgütü olursa olsun Türkiye'dir.
Bakın, 10 yıldır Başbakanımızın yaptığı her konuşmada, terörle ortak
mücadele, dayanışma vurgusu vardır. Bunların çoğu karşılıksız kalmıştır. Bu sadece bölücü terör örgütü değil, birçok örgüte karşı. Terörle daha
kapsamlı, ortak bir mücadele, bir dayanışma zemini üretilmesi için baskı yapan ülke biziz. Bu noktada da daha kapsamlı bir işbirliği
geliştirilmesi gerektiği anlaşılıyor. Bu yeni ortaya çıkmış, bütün
bölgedeki terör örgütlerine karşı da. Ama bunun yöntemi, usulü
nedir? İşbirliği mutlaka olacaktır. Bu konuda herkes hem fikir. Bu
işbirliğine en fazla ihtiyaç hisseden de biziz, çünkü bölgede yaşayan
biziz. Bu riskin karşısında olan biziz. Bu tehdit altında olan bölgedir, bölge ülkeleridir. Bu yüzden bizim bundan kaçınmak gibi bir
durumumuz söz konusu olamaz." "Askeri olarak istihbarat sağlayabilirsiniz" "Askeri olarak işin içinde olacak mısınız" ifadesinin çok geniş bir
tabir olduğuna işaret eden Akdoğan, askeri işbirliğinin çok farklı
yöntemleri olabileceğini vurguladı. Rehine kurtarma operasyonu için
genel başlık olarak "Askeri bir operasyon değildir" denebileceğini ancak "Asker bunun içinde yok" denemeyeceğini ifade eden Akdoğan, şunları
söyledi: "Bir yönüyle bu askeri bir operasyon olarak da
algınabilir. Güvenlik güçleri, istihbarat birimleri işin içinde.
Birtakım insanız hava araçlarıyla görüntüler alınıyor. Genelkurmay bir
şekilde işin içinde. 'Askeri operasyon değil' dediğinizde sanki asker
hiç işin içinde değilmiş gibi algılanabilir. Oysa her sürecin içinde,
güvenlik birimleri varsa bu bir yönüyle askeri bir operasyon gibi de
algılanabilir. 'Kurşun sıkacak mısınız sıkmayacak mısınız'
başka bir şeydir, askeri olarak işin içinde olmak başka bir şeydir.
Askeri olarak istihbarat sağlayabilirsiniz, görüntülü veya insan bazlı
istihbarat sağlayabilirsiniz, lojistik sağlayabilirsiniz.
Farklı yöntemlerle askeri operasyonun içinde de yer alabilirsiniz. Ben
teorik olarak söylüyorum, bu nedir, ne olmalıdır ne kadar olmalıdır,
elbette bu birtakım değerlendirmeler neticesinde verilebilecek
kararlardır. Türkiye, şuraya kadar işin içinde olur veya olmaz şeklinde
bir şey söylemem doğru olmaz."
AA
AA


















