TBMM Başkanı Cemil Ciçek, Çiçek, Mısır ve Suriye'deki gelişmelere ilişkin, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhen Sefer Üstün ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Türkiye'nin, Suriye’de yaşanan gelişmeleri en başından bu yana büyük bir dikkatle yakından izlediğini dile getiren Çiçek, gerek bölgesel, gerek uluslararası düzeyde son derece olumsuz yansımaları olan Suriye’deki ihtilafın, bölgenin özellikle de Türkiye'nin güvenlik ve istikrarı üzerindeki etkilerinin tartışılmaz olduğunu vurguladı.
Çiçek, Suriye’de Mart 2011’de başlayan ve üçüncü yılına giren şiddet sarmalının, 100 binden fazla cana mal olduğunu, ülke içinde 5 milyona yakın kişinin yerlerinden edildiğini, 2 milyon Suriyeli'nin de komşu ülkelere sığınmasına yol açtığını belirterek, BM makamları tarafından yapılan açıklamaların, bu iki milyon kişinin 1 milyonunu çocuklarını oluşturduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.
Suriye'deki kimyasal silah iddiası
Ülkedeki altyapının uğradığı yıkım sonucu 100 milyar dolara ulaşan ekonomik tahribatın, vahametini artıran bir başka insani trajediye sebebiyet verdiğini anlatan Çiçek, şunları kaydetti:
"Meydan gelen olumsuz gelişmelere bu defa kimyasal silah kullanımı boyutu eklenmiştir. İki yıldır ortaya kararlı bir tavır koyamayan uluslararası toplumun hareketsizliği ve çıkar mücadelelerinin sürdürülmesi neticesinde kimyasal silah kullanımına imkan sağlayan bir ortam yaratılmıştır.
21 Ağustos gecesi Şam’ın Doğu Gota ve Batı Gota bölgelerinde kimyasal silah kullanımı sonucunda kadınlar ve çocuklar dahil 1300’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 6000’den fazla sivil yaralanmıştır. BM Araştırma Misyonunun Şam’da bulunduğu bir dönemde gerçekleştirilen bu vahşetin sorumluları yaptıklarının hesabını vermelidir. Böyle vahşi bir saldırı hiçbir şekilde akla ve izana sığmamaktadır. Kimyasal silah kullanımı bir insanlık suçudur ve kabul edilmesi mümkün değildir. Bunu en şidditle şekilde kınadığımı bir defa daha ifade etmek isterim. Bu suça karşı hemen tedbir almayanlar, seyirci kalanlar, işi savsaklayanlar, bu suçu ve benzerlerini cesaretlendiriyor."
Uluslararası camiaya çağrı
TBMM Başkanı Çiçek, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler'in, insanlık vicdanı ve tarih önünde ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, "Uluslararası hukukun vahim bir ihlalini teşkil eden ve insanlığa karşı suç niteliği taşıyan bu katliam karşısında BM Güvenlik Konseyi'ni, Birleşmiş Milletler yasasından doğan sorumluluklarını artık yerine getirmeye davet ediyoruz. Gerekli önlemler alınıncaya kadar, bu katliamı yapanlara cesaret verilecek, üzerinde şiddetle ve ciddiyetle gidilmezse başka katliamlara kapı aralanacaktır" dedi.
Öte yandan, Suriye’deki ihtilafın kapsamına Suriye’deki bazı gruplar arasında yaşanan çatışmalar da eklenmiş durumdadır. Özellikle son dönemde sınır bölgemizde yaşanan gelişmeler, Suriye’deki ihtilafın ülkemiz için yarattığı tehdit ve riskleri bir kez daha ortaya koymuştur. Sınır bölgelerimizde yaşayan vatandaşlarımız, karşı taraftan gelen havan topları ve mermilerin tehdidi altında günleri büyük bir korku ve endişe içinde geçirmektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de yaşanan trajedi ve rejimin izlediği zalimce politikaların yarattığı istikrarsızlık karşısında bugüne kadar gereken adımları atamaması, karşı karşıya bulunduğumuz sorunların giderek büyümesine yol açmaktadır. Ayrıca belirli bölgelerde, emrivakiler yoluyla fiili durumların yaratılması ise Türkiye'nin karşılaştığı bir başka durumdur. Suriye'ye ilişkin kararları ancak Suriye halkının özgür iradesiyle seçeceği kişilerden oluşacak bir parlamento olabilir. Hangi etnik kökenden, din ve mezhepten olursa olsun, tüm Suriyelileri kucaklayan meşru, demokratik ve anayasal eşitliğe dayalı bir sistemin kurulması şarttır. Suriye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğü, Suriye halkı için olduğu kadar bizim için de büyük önem taşımaktadır. Türkiye kardeşlik ve komşuluk hukukunun gereği olarak çatışmalardan ve rejimin uyguladığı şiddetten kaçan tüm Suriyelilere kapılarını açık tutmakta; yaralarını sarmak için elinden gelen çabayı göstermektedir."
Çiçek'ten mektup
TBMM olarak, Mısır'daki gelişmelerle ilgili bir teşebbüste bulunduklarını hatırlatan Çiçek, şu ifadeleri kullandı:
"TBMM olarak Suriye’de iç savaşın ve rejimin sona ermesi ve Mısır’da demokrasiye geçiş sürecinin hızlandırılması ve yaşanan insani trajedilere tüm dünyanın ilgisini çekebilmek bakımından parlamentoların da yapacağı birçok işin, çabanın, gayretin olabileceğini düşünüyoruz. Bu düşünceden hareketle, parlamentolara ve Uluslararası parlamenter asamblelerine TBMM Başkanı olarak bir mektup yazmaya karar verdim. Bu mektubu bu hafta içinde göndermiş olacağız. Mektubumuzda Suriye'de akan kanın durması ve Mısır'da ivedikle demokrasiye geçilmesi gereği vurgulanacaktır. Bu bakımdan bir ortak çaba ve bu ülkelerde, o ülke kamuoylarının konuya daha hassasiyetli ve daha duyarlı davranmaları noktasında tarihi sorumluluklarımızın hatırlatılması yönünde de taleplerimiz olacaktır."
TBMM Başkanı Çiçek, mektubu gönderdikten sonra içeriğini açıklayacağını ifade ederek, "Mektubun özü itibariyle bu konulara parlamentoların hassasiyet göstermeleri ve bu konuyu kendi kamuoylarında, kendi parlamentolarında gündeme alıp değerlendirme yapıp hükümetlerini yönlendirmeleri şeklinde olacaktır" dedi.
Mursi ve diğer siyasi tutuklular bir an önce serbest bırakılmalı
Mısır’da tüm grupların uzlaştığı, sivil bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirten TBMM Başkanı Çiçek, "Darbe karşıtı grupların dışlandığı bir süreç ülkeye arzulanan istikrarı getiremez" ifadelerini kullandı.
Çiçek, "Siyasi sürecin kapsayıcı olması isteniyor ise Mursi ve diğer siyasi tutukluların bir an önce serbest bırakılmaları elzemdir. Diyalog ve uzlaşı için samimi adımlar atılması ve siyasi tutuklamalara son verilmesi gerekir" şeklinde konuştu. aa
Türkiye'nin, Suriye’de yaşanan gelişmeleri en başından bu yana büyük bir dikkatle yakından izlediğini dile getiren Çiçek, gerek bölgesel, gerek uluslararası düzeyde son derece olumsuz yansımaları olan Suriye’deki ihtilafın, bölgenin özellikle de Türkiye'nin güvenlik ve istikrarı üzerindeki etkilerinin tartışılmaz olduğunu vurguladı.
Çiçek, Suriye’de Mart 2011’de başlayan ve üçüncü yılına giren şiddet sarmalının, 100 binden fazla cana mal olduğunu, ülke içinde 5 milyona yakın kişinin yerlerinden edildiğini, 2 milyon Suriyeli'nin de komşu ülkelere sığınmasına yol açtığını belirterek, BM makamları tarafından yapılan açıklamaların, bu iki milyon kişinin 1 milyonunu çocuklarını oluşturduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.
Suriye'deki kimyasal silah iddiası
Ülkedeki altyapının uğradığı yıkım sonucu 100 milyar dolara ulaşan ekonomik tahribatın, vahametini artıran bir başka insani trajediye sebebiyet verdiğini anlatan Çiçek, şunları kaydetti:
"Meydan gelen olumsuz gelişmelere bu defa kimyasal silah kullanımı boyutu eklenmiştir. İki yıldır ortaya kararlı bir tavır koyamayan uluslararası toplumun hareketsizliği ve çıkar mücadelelerinin sürdürülmesi neticesinde kimyasal silah kullanımına imkan sağlayan bir ortam yaratılmıştır.
21 Ağustos gecesi Şam’ın Doğu Gota ve Batı Gota bölgelerinde kimyasal silah kullanımı sonucunda kadınlar ve çocuklar dahil 1300’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 6000’den fazla sivil yaralanmıştır. BM Araştırma Misyonunun Şam’da bulunduğu bir dönemde gerçekleştirilen bu vahşetin sorumluları yaptıklarının hesabını vermelidir. Böyle vahşi bir saldırı hiçbir şekilde akla ve izana sığmamaktadır. Kimyasal silah kullanımı bir insanlık suçudur ve kabul edilmesi mümkün değildir. Bunu en şidditle şekilde kınadığımı bir defa daha ifade etmek isterim. Bu suça karşı hemen tedbir almayanlar, seyirci kalanlar, işi savsaklayanlar, bu suçu ve benzerlerini cesaretlendiriyor."
Uluslararası camiaya çağrı
TBMM Başkanı Çiçek, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler'in, insanlık vicdanı ve tarih önünde ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, "Uluslararası hukukun vahim bir ihlalini teşkil eden ve insanlığa karşı suç niteliği taşıyan bu katliam karşısında BM Güvenlik Konseyi'ni, Birleşmiş Milletler yasasından doğan sorumluluklarını artık yerine getirmeye davet ediyoruz. Gerekli önlemler alınıncaya kadar, bu katliamı yapanlara cesaret verilecek, üzerinde şiddetle ve ciddiyetle gidilmezse başka katliamlara kapı aralanacaktır" dedi.
Öte yandan, Suriye’deki ihtilafın kapsamına Suriye’deki bazı gruplar arasında yaşanan çatışmalar da eklenmiş durumdadır. Özellikle son dönemde sınır bölgemizde yaşanan gelişmeler, Suriye’deki ihtilafın ülkemiz için yarattığı tehdit ve riskleri bir kez daha ortaya koymuştur. Sınır bölgelerimizde yaşayan vatandaşlarımız, karşı taraftan gelen havan topları ve mermilerin tehdidi altında günleri büyük bir korku ve endişe içinde geçirmektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de yaşanan trajedi ve rejimin izlediği zalimce politikaların yarattığı istikrarsızlık karşısında bugüne kadar gereken adımları atamaması, karşı karşıya bulunduğumuz sorunların giderek büyümesine yol açmaktadır. Ayrıca belirli bölgelerde, emrivakiler yoluyla fiili durumların yaratılması ise Türkiye'nin karşılaştığı bir başka durumdur. Suriye'ye ilişkin kararları ancak Suriye halkının özgür iradesiyle seçeceği kişilerden oluşacak bir parlamento olabilir. Hangi etnik kökenden, din ve mezhepten olursa olsun, tüm Suriyelileri kucaklayan meşru, demokratik ve anayasal eşitliğe dayalı bir sistemin kurulması şarttır. Suriye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğü, Suriye halkı için olduğu kadar bizim için de büyük önem taşımaktadır. Türkiye kardeşlik ve komşuluk hukukunun gereği olarak çatışmalardan ve rejimin uyguladığı şiddetten kaçan tüm Suriyelilere kapılarını açık tutmakta; yaralarını sarmak için elinden gelen çabayı göstermektedir."
Çiçek'ten mektup
TBMM olarak, Mısır'daki gelişmelerle ilgili bir teşebbüste bulunduklarını hatırlatan Çiçek, şu ifadeleri kullandı:
"TBMM olarak Suriye’de iç savaşın ve rejimin sona ermesi ve Mısır’da demokrasiye geçiş sürecinin hızlandırılması ve yaşanan insani trajedilere tüm dünyanın ilgisini çekebilmek bakımından parlamentoların da yapacağı birçok işin, çabanın, gayretin olabileceğini düşünüyoruz. Bu düşünceden hareketle, parlamentolara ve Uluslararası parlamenter asamblelerine TBMM Başkanı olarak bir mektup yazmaya karar verdim. Bu mektubu bu hafta içinde göndermiş olacağız. Mektubumuzda Suriye'de akan kanın durması ve Mısır'da ivedikle demokrasiye geçilmesi gereği vurgulanacaktır. Bu bakımdan bir ortak çaba ve bu ülkelerde, o ülke kamuoylarının konuya daha hassasiyetli ve daha duyarlı davranmaları noktasında tarihi sorumluluklarımızın hatırlatılması yönünde de taleplerimiz olacaktır."
TBMM Başkanı Çiçek, mektubu gönderdikten sonra içeriğini açıklayacağını ifade ederek, "Mektubun özü itibariyle bu konulara parlamentoların hassasiyet göstermeleri ve bu konuyu kendi kamuoylarında, kendi parlamentolarında gündeme alıp değerlendirme yapıp hükümetlerini yönlendirmeleri şeklinde olacaktır" dedi.
Mursi ve diğer siyasi tutuklular bir an önce serbest bırakılmalı
Mısır’da tüm grupların uzlaştığı, sivil bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirten TBMM Başkanı Çiçek, "Darbe karşıtı grupların dışlandığı bir süreç ülkeye arzulanan istikrarı getiremez" ifadelerini kullandı.
Çiçek, "Siyasi sürecin kapsayıcı olması isteniyor ise Mursi ve diğer siyasi tutukluların bir an önce serbest bırakılmaları elzemdir. Diyalog ve uzlaşı için samimi adımlar atılması ve siyasi tutuklamalara son verilmesi gerekir" şeklinde konuştu. aa


















