Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanı seçimi sonuçlarını değerlendiren Arınç, sonuçların kendileri için çok büyük bir başarı olduğunu söyledi. Seçime katılım oranının düşük olduğu yönündeki eleştirilere
katılmadığını belirten Arınç, Avrupa ülkelerinin çoğunda bu kadar
katılım görülemeyeceğini ifade etti. Seçime yüzde 74,1'lik katılım
oranının küçümsenmemesi gerektiğini kaydeden Arınç, seçime
katılmayanlarla ilgili kırktan fazla sebep sayılabileceğini, bunu
tatilcilerin üzerine yıkmanın insafsızlık olacağını dile getirdi. Arınç, "Hiç bir mazerete gerek yok. AK Partinin adayı seçilmiş,
Demirtaş oyunu yükseltmiş, kaybeden İhsanoğlu ve onu
destekleyen liderler olmuştur" dedi. Genel Başkan ve Başbakan kim olacak? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Partime döneceğim" açıklamasını nasıl
değerlendirdiğinin sorulması üzerine Arınç, partide dün gerçekleştirilen toplantıda, seçim analizi yaptıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı
seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ne zaman göreve başlayacağı,
devir-teslimin ne zaman yapılacağı, partisi ve milletvekilliğiyle
ilişiğinin ne zaman kesileceğinin tartışma konusu olduğunu kaydeden
Arınç, toplantıda bu tartışmanın da yapıldığını bildirdi. "And içmenin esas olduğu kabul edildi" Arınç, "seçilenin partisiyle ilişiği kesilir, milletvekilliği düşer"
şeklindeki Anayasa'nın 101. maddesinin son fıkrası ile 103. maddesindeki yeminle ilgili düzenlemelerin çelişki içinde olduğu yönünde kamuoyunda
tartışmalar yaşandığını anlattı. Anayasadaki, "seçilenin
partisiyle ilişiği kesilir, milletvekilliği düşer" düzenlemesi ile "and
içerek göreve başlar" düzenlemelerinin nasıl anlaşılması gerektiği
konusunda görüşlerin ortaya konulduğunu söyleyen Arınç, şunları söyledi: "Sonuçta ittifakla karar aldık. 103. madde esastır. Çünkü
milletvekilleri de and içerek yasama görevine başlıyor. Burada da and
içmenin esas olduğu kabul edildi. Diğer Cumhurbaşkanımızın görev
süresinin dolduğu gün and içecek, 28 Ağustos'ta Sayın Cumhurbaşkanımız
Tayyip Erdoğan mazbatasını alacak, Parlamento'ya gelecek, and içecek,
Köşke çıkacak, devir teslim olacak ve görevine başlayacak. Bunu hepimiz
kabul ettik." "Kimsenin kafası karışmasın" Yüksek Seçim Kurulu'nun 15 Ağustos'ta kesin seçim sonuçlarını
açıkladığı gün bu işlerin olabileceği yönündeki tartışmaları bir kenara
bıraktıklarını belirten Arınç, kimsenin kafasının karışmaması
gerektiğini dile getirdi. Arınç, Erdoğan'ın görev süresinin 28
Ağustos'a kadar devam edeceğini, Abdullah Gül'ün de görev süresinin 28
Ağustos'ta biteceğini göz önünde bulundurarak, yeni genel başkanın ne
zaman, nasıl seçilmesi konusunu ele aldıklarını anlattı. Bülent Arınç,
"28'ine kadar görev süresi devam edecekse, bundan bir gün evvel genel
başkanlık boşalacağı için 27 Ağustos'ta büyük kongrenin tarihi de tespit edilmiş oldu" dedi. Tek maddelik yapılacak kongrede genel
başkan seçiminin yapılacağını kaydeden Arınç, genel başkan ve başbakanın aynı sıfatta birleşmesi gerektiği kanısına da vardıklarını bildirdi. Bülent Arınç, kongrede seçilecek genel başkanın istişarelerle ortaya konulacağını belirterek, şunları kaydetti: "Bunun dışında da bir genel başkan adayı olması siyasetin bir
gereğidir. Çıkarsa tüzüğümüzdeki hükümlere göre delegelerin en az yüzde
20'sinin teklif etmesi lazım. Milyonda bir, binde bir, yüzde bir
ihtimal de olsa bir başkasının genel başkan adayı olması da mümkündür,
muhtemeldir. Kendi iç yapımıza dönük söylüyorum ki, bu istişareler
sonucunda bir adayın üzerinde ittifak edilirse o arkadaşımız 27 Ağustos
günü genel başkan adaylığını açıklayacaktır ve delegelerimizin büyük bir kısmı o aday üzerinde ittifak edecektir. 27'sinde genel başkan olan
kişi de zannediyorum ki 28'indeki devir teslimden sonra, zannediyorum ki 30 Ağustos'u da geçirmiş olacağız, Sayın Başbakanımız Cumhurbaşkanı
olacak ve o genel başkana hükümeti kurma görevi verecek, Başbakanlık
görevi o şahsın üzerinde birleşecek. Bugün yazılan çizilen
isimlerin içinden birisi de olabilir, tamamen farklı bir isim de
olabilir. Bu parti teşkilatlarımızın geniş yapacağı gerçek istişareler
sonucu belirlenebilecek bir kişi olacağını tahmin ediyorum." "AK Parti'de başımızın üstünde yeri vardır" Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tekrar siyasete devam etmesinin,
siyasi bir aktör olarak Türkiye'ye yararlı hizmetler yapmasını gönülden
arzu ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu: "Peki bu siyaseti
nerede yapacak? Elbette hepimiz, 'AK Parti'de başımızın üstünde yeri
vardır' diyerek, partiye kendilerini davet ettik. O da her zaman
güvendiğimiz gibi başka yerlere gözünü bile çevirmeden 'geleceğim yer AK Partidir' dedi ve bu kararını ifade etti. 'Gelecek ama siz kongre
yapıyorsunuz.' Ne yapalım, siyasetin gereği bu. Yapmasak olur mu,
yapacağız. 28'inde görev bitecekse, siyasette devamlılık esastır. Boşluk kabul etmez. Şöyle de düşünebiliriz, 'Sayın Gül kongrede genel
başkan olsun.' İyi ama bunun pratik bir faydası yok. Genel Başkan
olacak, Başbakan olamayacak. Çünkü milletvekili değil. Ne zaman
milletvekili olabilir, matematik hesaplara göre, şimdilik 2015
Haziran'ına kadar olamaz. Bayburt, Gümüşhane modeli var, bunların hepsi
zaman içinde ihtiyaçlara göre uygulanmış formüllerdir. Siirt seçimleri
iptal edilmesiydi Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekili seçilmesi
mümkün olmayacaktı. Şu anda iptal edilen bir seçim olmadığına göre ancak tek milletvekili olan bir ilde, milletvekilinin ayrılmasıyla belli süre sonra seçim yapmak mümkün olabilir. Ama böyle zorlama bir formülü Sayın Cumhurbaşkanımız Gül kabul eder mi, parti böyle bir formüle sıcak bakar mı, bunun tartışmasını yapmak lazım. Bu tartışmaya da gerek yok. En
kolayını söylüyorum, Sayın Gül dönme ihtimali olduktan sonra biz
kongreyi yapsaydık ve oy birliğiyle kendisini de genel başkan seçmiş
olsaydık, başbakan olması mümkün değildi. Bu Anayasa gereği. Dolayısıyla sayın Başbakanımız Erdoğan da MKYK üyeleri de şimdilik seçilen genel
başkanın başbakan olması ve bunun partiye devamlılık, süreklilik,
istikrar kazandıracağı noktasında birleştiler. Bu Sayın Abdullah Gül'e
karşı alınmış bir karar değildir. Partinin kendi iç dinamikleriyle ve
bugünkü şartların zorlamasıyla alınmış hukuki bir karardır. Sayın
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanımızın bundan dolayı üzüleceğini tahmin
etmem. Arkadaşlarımız da bunu ona karşı yapılmış bir eylem ve karar
olarak da lütfen değerlendirmesinler."AA


















