Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sadece bir projeyi Türk iş adamlarına
almak için gittiği ülkeler, telefon ettiği krallar, emirler, sultanlar,
cumhurbaşkanları, yazdığı mektuplar olduğunu belirterek "35 milyar
dolarlık işi Türk iş adamları, Türk müteahhitleri ve sizler aldınız.
Tabii ki sizin bu başarınız, bu kapasiteniz olmasa ben hiçbirinizi
tanıtamazdım. Size güvenmezsem, o işi yapacağınıza, o milyar dolarlık
projeleri gerçekleştirebileceğinize referans olamazdım. Dolayısıyla esas maharet sizdeydi. Siz gücünüzü koydunuz, kabiliyetiniz gösterdiniz, o
büyük işleri başarabileceğinizi söylediniz, biz de arkanızda durduk ve
neticede kazanan hep beraber olduk, Türkiye oldu" dedi.
Gül, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) verdiği iftar ile
Birlik'te 10. ve 20. yılını dolduran üyelere yönelik hizmet şeref
belgesi ve plaket törenine katıldı. Türkiye'nin en büyük sivil
kurumu olan TOBB'da Türk müteşebbislerinin temsilcileriyle iftar yapıp
hasbihal etmekten büyük mutluluk duyduğunu belirten Gül, ramazanın bütün bölge ve tüm insanlar için huzura vesile olmasını temenni etti. Cumhurbaşkanı Gül, "bugün rahat bir şekilde dışarıdaki nefis Ankara
havasında iftar açtıklarını" söyleyerek "Gerek Türkiye içerisinde gerek
Türkiye'nin çevresinde ne kadar zorluklar içerisinde olan insanlar
olduğunu eminim hepimiz de hatırımızda tuttuk. Dolayısıyla onların da
ağzının tatlı olması hepimizin en büyük arzusu çünkü bizim mutlu olmamız çevremizdeki insanların da mutlu olmasıyla ilgili. Bundan dolayı
Türkiye olarak hep beraber şüphesiz ki elimizden gelenleri yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Başbakan olduğu 2002 yılından
itibaren, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olduğu 7 yıl boyunca iş
adamlarıyla her vesileyle beraber olduklarını ve Türk özel sektörlerinin geleceğini, sektörün problemlerini konuştuklarını ve yaptığı bütün
ziyaretlerde büyük uçaklarda beraber gittiklerini ve gidilen her
yerde hep iş konseyi toplantıları yaparak o ülkenin de iş dünyasıyla
yalnızca siyaset değil, ticaret yatırım ve yeni imkanları konuştuklarını anlattı. Gül, iş adamlarına önemli görevler verdiklerini, diplomasi yaptırdıklarını da ifade ederek şunları dile getirdi: "Filistin'de Filistin-İsrail barışını nasıl temin edebiliriz diye bir
taraftan Dışişleri, bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak
uğraşırken Türk özel teşebbüsünü de sizin vasıtanızla
devreye soktuk. Gazze'ye hep beraber gittik sizlerle ve Gazze'de büyük
bir sanayi bölgesi teslim alıp orayı Odalar Birliği olarak sizin
çalıştırmanızı ve Filistinlilere iş imkanı, üretim imkanı sağlamanızı
temin etmek için bu görevi verdik. Buna siz başladığınız ama maalesef
ortaya çıkan yeni durum, saldırılar, Gazze'nin tarumar edilmesi, yerle
bir edilmesi, binlerce Filistinlinin katledilmesi bu imkanı
gerçekleştirmeyi mümkün kılmadı. Ama bundan yine vazgeçmedik. Bu sefer
sizden Filistin'in diğer yanında, Cenin'de aynı şekilde bir sanayi
bölgesi kurmanızı istedik ve bununla ilgili faaliyetlerinizi yaptınız ve bildiğim kadarıyla bununla ilgili önemli bir adım da atıldı 10 milyon
doları transfer ettiniz. Bütün bunlar dünyada birçok ülkenin yapmak
isteyip de yapamadığı konulardı." Gül, Odalar Birliğinin sadece
mensupların zenginleşmesi, sadece onların problemleri için
değil, Türkiye'nin dertleri ve aynı zamanda Türkiye'nin dostlarının
meseleleriyle de yakın ilgilendiklerini söyleyerek "Bunları hep beraber
yaptık. Hatta öyle oldu ki Türkiye dışındaki işlerinizi hep beraber
takip ettik. Sadece bir projeyi Türk iş adamlarına almak için gittiğimiz ülkeler oldu. Telefon ettiğimiz krallar emirler, sultanlar,
cumhurbaşkanları, yazdığımız mektuplar... Ve neticede siz kazandınız,
Türkiye kazandı sizin sayenizde" diye konuştu. Görev süresinin dolmak üzere olduğunu hatırlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili çalışmalar yapılırken 'acaba cumhurbaşkanımızın
mektupla telefonla bizzat giderek konuşarak müdahil olduğu ve
Türkiye'nin, Türk işadamlarının kazandığı projelerin toplam değer
nedir' diye bir çalışma yaptılar. 35 milyar dolarlık işi Türk iş
adamları, Türk müteahhitleri ve sizler aldınız. Tabii sizin bu
başarınız, bu kapasiteniz olmasa ben hiçbirinizi tanıtamazdım. Size
güvenmezsem, o işi yapacağınıza, o milyar dolarlık projeleri
gerçekleştirebileceğinize referans olamazdım. Dolayısıyla esas maharet
sizdeydi. Siz gücünüzü koydunuz, kabiliyetiniz gösterdiniz, o büyük
işleri başarabileceğinizi söylediniz, biz de arkanızda durduk ve
neticede kazanan hep beraber olduk, Türkiye oldu." "Türkiye 2002 yılındaki Türkiye'den çok farklı" Gül, bugünkü Türkiye'nin 2002 yılındaki Türkiye'den çok farklı olduğunu belirterek, "İlk hükümeti kurduğumuzdaki Türkiye ile bugünkü Türkiye'ye baktığımızda aralarda inanılmaz büyük bir mesafenin ve başarının
olduğunu hep beraber görüyoruz" diye konuştu. Türkiye'de son
10-12 yılda içerisinde çok büyük değişimler yaşandığını dile getiren
Gül, bunların sadece ekonomi ile ilgili olmadığını, yapılan köklü
reformlar ve yapısal değişikliklerin de elde edilen başarıda etkisinin
bulunduğunu vurguladı. Yapısal reformların siyasi, demokratik ve ekonomik reformlar olarak ele ele devam ettiğini anlatan Gül, bunun
sonucunda Türkiye'nin bugünkü noktaya ulaştığını söyledi. Söz
konusu dönemde ülkenin Türkiye'nin kronik problemlerinden kurtulduğunu
ifade eden Gül, "Bütün bunlar yapılırken, Türkiye'nin
bu değişiminin önündeki lokomotif Türk özel sektörü oldu"
değerlendirmesinde bulundu. Gül, gerçekleştirilen reformların
Türkiye'nin zeminini düzelttiğine ve öngörülebilir bir ülke haline
getirdiğine işaret ederek, buna karşın hala yapılacak çok şey
bulunduğunu belirtti. Türkiye'nin hala gelişmiş ülkeler
sınıfında olmadığının altını çizen Gül,"Bir taraftan başarılarımızla
övüneceğiz ama bir taraftan noksanlıklarımızı bileceğiz ki daha ne kadar yol gitmemiz gerekiyor, daha ne kadar gece gündüz çalışmamız gerekiyor? Onları bilelim ve onlara kilitlenelim" dedi. "Türkiye'nin yeni reform heyecanını yakalaması gerekir" Gelecek 10 yılda ülkenin muhakkak el birliği içerisinde gelişmiş
ülkelerin arasına sokulması gerektiğini belirten Gül, şöyle devam etti: "Bu, sadece ekonomik büyüklükle olacak bir şey değil. Fert başına milli gelir 20-30 bin dolar olsa bile bu, tek başına yetmez. Bazı petrol
zengini ülkeler var, onlarda fert başına 30-40 bin dolar milli gelir
var. Gelişmiş ülke diyemeyiz. Çünkü dışarıdan aldığı her şeyi sadece
kullanıyor. Türkiye, böyle bir ülke olamaz. Türkiye'nin her şeyden
önce bu sınıfa geçebilmesi, bu kritik eşiği atlayabilmesi için önce
muhakkak ki siyasi normlarımızı, demokratik kriterlerimizi, hukuk
yapımızı... Bütün bunları daha da yükseltmemiz gerekir. Demokratik,
siyasi, hukuk standartları yüksek olmayan, gelişmiş ülkelerin
seviyesinde olmayan hiçbir ülke, o sınıfa giremez." Türkiye'nin
demokratik ve hukuk reformlarını yapmayı sürdürmesi gerektiğini dile
getiren Gül, son birkaç yıldır iç konularla uğraşan ülkenin, tekrar
toparlanması ve roketleri ateşler gibi ileriye taşınması gerektiğini
söyledi. "Türkiye'nin kendisini ateşlemesi, yeni reform
heyecanını yakalaması gerekir" diyen Gül, bu anlayışın zaten bulunduğunu ifade etti. Gül, Türkiye'nin kronik meseleleri ve Kürt
sorununun nasıl halledildiği göz önüne alındığında bundan sonrasının da
başarılabileceğini belirtti. Eğitimin kalitesinin de muhakkak
yükseltilmesi gerektiğine dikkati çeken Gül, bu anlamda 2 gün önce
onayladığı araştırma-geliştirme ile ilgili kanunun çok önemli olduğunu
vurguladı. "Memleketimizin kıymetini bilelim" Türkiye'nin bulunduğu bölgede güvenli bir ada olduğunu anlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnsanlar evini barkını terk ederek Türkiye'ye geliyorlar. Allah hiç
kimsenin evini, barkını yıktırmasın. Suriye'de olup bitenleri görüyoruz, Irak'ta olup bitenleri görüyoruz. Bunların çoğu komşularımız,
akrabalarımız... Binlerce, yüzbinlerce insan Türkiye'ye geldi.
Milyonlarca insan evini terk etti. Tanıdığımız bildiğimiz şehirler,
mahalleler... Ekranlarda görünce nasıl içiniz kan ağlıyor.
Memleketimizin kıymetini bilelim." Cumhurbaşkanı Gül,
Türkiye'nin her yöresinin kendine has farklılıkları, özellikleri
bulunduğunu belirterek, bunlara saygı ve sevgi gösterildiğinde
zenginliğin ortaya çıktığını dile getirdi. "Farklılıkları
anlayışla karşıladığımızda çatışma unsurları konuşularak halledilmekte"
ifadesini kullanan Gül, Türkiye'nin bunu gerçekleştirmeye devam ettiğini söyledi. "Bundan sonra da milletime hizmet edeceğim" Ağustos ayının sonunda görev süresinin dolacağını anımsatan Gül, şöyle konuştu: "7 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyetinin başı, Türkiye Cumhuriyetinin ve
Türk milletinin birliğini temsil etmek gibi son derece onurlu ve şerefli bir görevi yaptım. Halkımız, doğudan batıya kadar, bunların hepsini
kucaklamak için elimden gelen herşeyi yaptım. Hatta öyle oldu ki 2007
yılında seçildiğim günleri ve o günkü olayları düşünürseniz, seçildikten sonra hepsini arkamda bıraktım ve 'aman bu adam Cumhurbaşkanı olmasın'
diye sokaklara dökülenlere bile hep kapılarımı açık tuttum. Devletimizi
ve milletimizi kaynaştırmak mümkün oldu diye düşünüyorum." Milletlerin tarihinde zaman zaman sıkıntılı dönemler olabileceğini anlatan Gül, bunların hep olgunlukla aşıldığını aktardı. Gül, çocukluk yıllarından beri vatan ve millet meseleleri ile ilgili
olduğunu belirterek, "Daima bu şerefli millete hizmet etmeyi en asil, en mukaddes bir görev olarak gördüm. Şüphesiz ki bundan sonra da milletime hizmet etmeye devam edeceğim. Tabii ki millete hizmet etmenin çok
yolları vardır. Bakalım nasıl edeceğiz ama hep beraber olacağız"
ifadesini kullandı. Cari açık konusuna da değinen Gül,
Türkiye'nin kronik enflasyon sorununu çözdüğü gibi cari açık sorununu da çözmesi gerektiğini ifade etti. Daha çok yatırım yapılması
için tasarrufların artırılmasının önemine işaret eden Gül, bunun
için herkesin büyük bir sinerji oluşturmasının önem taşıdığını söyledi. Konuşmanın ardından TOBB bünyesinde 10 ve 20 yılını dolduran delegelere plaketleri takdim edildi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı Törende konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, birliğin mayıs
ayında yaptırdığı anketin sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 29'unun
Türkiye'de en temel sorun alanı olarak yargı ve adaleti gördüğünü dile
getirdi. Yazıcı, "Biz, cumhuriyet hükümetleri olarak 2002 yılı
sonundan bu yana 3 noktaya önem verdik. Sosyal güvenlik, ekonomik
güvenlik, hukuksal güvenlik. Bir ülkede güven ve istikrarı temin eden en temel faktör hukuksal güvenliktir. Müteşebbis yaptığının
ve yapmadığının, risk alanlarının ölçüsünü hukuk normlarıyla
bilecek. Demek ki bu alanda daha çok çalışacağız" diye konuştu. Ramazanın bereket ayı olduğunu dile gitiren Yazıcı, yoksulluğun
dünyadaki en temel sorunlar arasında yer aldığını, sadece suyla orucunu
açan insanlar bulunduğunu kaydetti. Ekmek israfı konusuna da değinen Yazıcı, Türkiye'de günde 6 milyon ekmeğin israf edildiğini kaydetti. Yazıcı, yıllık bazda ekmek israfının parasal değerinin 1,2 trilyon lira olduğunun altını çizerek, bunun 3. köprünün maliyetinin yaklaşık beşte
birine karşılık geldiğini söyledi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da ramazan ayının Türkiye ve İslam
alemi için rahmete vesile olmasına ve dünyanın çeşitli yerlerinde baskı, haksızlık ve zulme uğrayan Müslümanları feraha yetiştirmesi dileğinde
bulundu. Türkiye'nin son 30 yılda müthiş bir dönüşüm yaşadığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Bugün 20 bin çeşidin üzerinde mal satar
hale geldik. Birçok sektörde başarı hikayesi yazdık. En fazla turist
çeken 6. destinasyon haline geldik. Bütün bunları özel sektör sayesinde
yaptık" diye konuştu. Hizmet Şeref Belgesi alanlara
şükranlarını sunan Hisarcıklıoğlu, işadamları ve işkadınlarının sayısı
arttıkça Türkiye'nin zenginleştiğini ifade etti.AA
Günden Yansıyanlar
15 Temmuz 2014 - 12:33
Milletime hizmet etmeye devam edeceğim
Cumhurbaşkanı Gül, "Milletime hizmet etmeyi en asil bir görev olarak gördüm. Bundan sonra da milletime hizmet etmeye devam edeceğim. Bakalım nasıl edeceğiz" dedi.
Günden Yansıyanlar
15 Temmuz 2014 - 12:33
İlginizi Çekebilir


















